Kendini Gerçekleştiren Kehanet

Kendini Gerçekleştiren Kehanet

A+ A-

Gün içerisinde ''Her şey üst üste geliyor'','' Bütün olumsuzlar beni buluyor'', ''Çok şansızım'' gibi düşünceler beslediğiniz oluyor mu?  Peki bütün bu olumsuzlukları hayatımıza çeken şeyin düşüncelerimiz aracılığıyla kendimiz olduğunun bilincinde olsaydık, neleri değiştirmek isterdik? Düşüncelerimiz sandığımızdan daha da güçlüdür. Olaylara bakış açımız, yörüngemizi belirler. Yaşam, tıpkı akışkan bir madde gibi bizim oluşturduğumuz şekliyle boşlukları doldurur. Yaşamımıza çektiğimiz bütün olumlu ve olumsuz detayların mimarı biz isek, doğru yola çıkmamızı sağlayacak olan haritayı keşfedebilmemiz gerekir. Bunun içinde öncelikle 'kendini gerçekleştiren kehanet' kavramı ile tanışmalıyız.


Kendini gerçekleştiren kehanet; bireyin olay ve kişiler hakkında beklentileri sonucu inanç geliştirmesi, inancının eylemlerine yansıması ve sonrasında eylemlerinin sonucu olarak beklentiyi kendi kendisinin oluşturmasıdır. Aynı zamanda karşımızdaki kişinin bize karşı oluşturduğu beklentilerde davranışlarımız üzerinde etkili olabilir. Beklentilerimizi oluştururken toplum içerisinde aldığımız kalıp yargılardan da etkilenebiliriz. Cinsiyet, etnik köken, ırka dayalı ayrımcılığın işleyişinde; kişilerin fiziksel görünüşleri hakkındaki algıda ve daha birçok toplumsal olayda eylemlerimize etki eden faktörler karşımıza çıkmaktadır. Bu etkenlerle beraber bireyler sosyal sınıflara ayrılacaklar ve her sınıf kendi perspektifinden diğerlerine karşı kalıp yargılar, beklentiler oluşturacaktır. Belli bir grup hakkında genelleştirme yapmak, etiketler oluşturmak o grup hakkında bir beklentiye yol açacak, bu beklentinin etkisi ile hem grubun kendisi hem de önyargıyı oluşturan taraf etkilenecek bu doğrultuda davranış geliştirecektir. Olayların yanlış tanımlanması, yanlışı doğru haline getiren davranışlara yol açacak, bu tanımlamalar benimsenecek ve sonraki süreçlerde de seyir edecektir. 


Davranışımızı etkileyen bütün kalıp yargılar ve beklentilerin aslında bizim tercih ettiğimiz şekilde hayatımıza etki ettiğinin farkındalığına ulaştığımızda olaylara yaklaşım tarzımızı gözden geçirmemiz gerekir. Bir olay ve kişi üzerindeki yargılarımızda olumsuz bir bakış açısı ile ilerleyebileceğimiz gibi, olumlu bir bakış açısını da tercih ediyor olabiliriz. Tercih edeceğimiz bakış açısı bizim hayatımız üzerinde basit değişimler yaratabileceği gibi çok büyük etkilere de neden olabilir. Bir sosyal sınıf hakkında düşüncelerimizdeki değişim ile sosyal hayatımız üzerinde farklılıklar doğabilir, beden üzerine ideal kalıplar oluşturmayı bir kenara bırakıp özgür bedenler ve kendine has olmayı görmek istediğimizde ya da en basitinden bir derse karşı oluşturduğumuz olumsuz bakış açısını ortadan kaldırdığımızda hayatımızı daha kolay ve yaşanabilir hale getirebilir, yaptığımız işlerden ve çevremizden fayda sağlayabiliriz. Ulaşmak istediğiniz bir hedefinize karşı 'yapamam' kalıbı oluşturmak ve sonrasında yapamayacağına inanan bir birey olarak gerekli özveriyi vermediğiniz için kendiniz başarısızlığı yaratmış oluyorsunuz. Aksine kehaneti bir motivasyon aracı olarak da kullanabilir, 'başaracağım' diyebilir ve bu motivasyonun size verdiği ilham ile süreci daha verimli ilerleterek hedefinize ulaşabilirsiniz. 


Kehanetlerimizi en çok önyargılarda ve negatif düşünceler üzerinden yaratıyoruz. Fakat durumu tam tersine çevirebilmekte bizim elimizde. Olaylara karşı objektif olabilmek, eksik olduğumuz noktaları fark ederek çözmeye çalışmak, bir sosyal grup hakkındaki tutumuzun nedenini sorgulamak bizi kehanetin kabul edilen olumsuz tarafından kurtaracaktır. Örneğin; bir öğrencinin matematik dersinin zor olduğunu sınavı geçemeyeceğini düşünmesi, zaten yapamayacağım diyerek sınava çalışmaması sonucu sınavdan düşük alacak, beklentisini gerçekleştirecektir. Bunun yerine sınavın zorluğunun çalışmayla doğru orantılı olduğunu bilerek; eksik olduğu alanlara ağırlık vermek, daha sınava girmeden beklentiye girdiğimiz sonucu kabullenmeyerek daha fazla yol kat edebiliriz. Olay ve kişilere karşı oluşturduğumuz olumsuz yargılar, bunları sorgulamadan kabullenişimiz bizi yerimizde saydıracaktır. Olumsuzluğu kabul etmeden önce neden bu düşünceye kapıldığımız üzerine düşünebilmeliyiz.   


Hayatımız beklentilerimizin bir yansıması ise; yolun başında iken yaşamın sihrini çözebilmek gerekir. Nedir bu sihir? Bir insan başarısız veya mutsuz olacağına inanırsa onu çevresindeki bireyler, koşullar tatmin edemeyecektir. Depresyon hali, öğrenilmiş çaresizlik, pasif olmak, umutsuzluk, karşılaşacağı kötü sonuçlardan kaçmama isteksizliği ve kabulleniş süreci içerisine girecektir. Bardağın boş kısmına takılı kalmak yerine bardağın neden boş olduğunu araştırmak, bardağı nasıl dolduracağını bilebilmek gerekir. Önce bakış açımızı gözden geçirmeli; bunun doğrultusunda tutum ve davranışlarımızı incelemeliyiz. Yaşamımızda algılarımız mı bizi yönetiyor, yoksa biz mi algılarımızı yönetiyoruz asıl mesele budur. Hayatımızın dizginlerini elimize almak, kalıpların içine sıkışmadan rahat bir nefes almak için kehanetlerinizin farkına varmalısınız. Neye inanırsınız o olursunuz, ve neyi görmek isterseniz onu çekersiniz hayatınıza. 
 


Kaynakça

https://pixabay.com/tr/photos/mum-alev-haf%c4%b1za-%c4%b1%c5%9f%c4%b1k-sonsuzluk-2909301/

10-10-2021
Dilay Kaya

Dilay Kaya

Sosyolog

Ankara’nın Polatlı ilçesinde dünyaya geldim. Atatürk Üniversitesi Sosyal Hizmet ön lisans, Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyoloji lisans bölümlerinde öğrenim gördüm. Hayalperest kimliğime birazda gerçeklik ekleyerek, araştırarak ve öğrenerek yoluma devam ediyorum. Sınırsız hayal gücü ile donatılmış küçük bir kızken, şimdi ise içinde bulunduğu düzeni de anlamak telaşı içerisine giren genç bir kadınım. Ve artık buradayım, anlatmak için heyecanlıyım.

dly-06@hotmail.com

https://www.linkedin.com/in/dilaykaya/