İZ

İZ

A+ A-

Başkasında beliren izlerimiz. Ya o izleri bırakırken bizde beliren izler? 

Kanlı ellerimizle kaç ruha dokunduk? Kaç ruhu lekeledik ve lekelendik o ruhla?

Elimizi kana bulamışsak elimizi kana bulamışızdır! Kazanan biz olsak bile, iz elimizdedir.

Ya buğulu bir camın ardından bakarız o izlere, hiç yüzleşemeden ya da artık göremeyecek hale getirecek kadar parlak bir fenerle, yüzleşmenin dibinde inleyerek. Neden bulamayız sağlıklı iz mesafesini?

Vicdanımız başlar apansız sorgularına tam da o anda Lady Macbeth’in hayatına dönüşür hayatımız!

Her yer iz! Her yerde iz! Gizlide ve açıkta iz! Geçmişte iz ve geleceğe iz! Ve şimdi derin iz!

Elimiz, kıyafetimiz, oturduğumuz koltuk, evimiz, yollar, şehir ve tüm kâinat iz!

Bata çıka yol almaya çalıştığımız, lekelerin içinde sürüklenen bir hayat, iz.

Kendi kanlı ellerimizle dokunuruz kendi hayatımıza.

Ve kendi umudumuzu boğarız, ideallerimizin gözlerini oyarız, yalanların tam ortasına hayaller kurarız, her mutlulukla çarmıha gereriz kendimizi, her başkaldırıda giyotini indiririz ruhumuza!

Bir mahkeme kurarız içimizin derin dehlizlerinde:

Toprak örtsün,

Ateş yaksın,

Su söndürsün

Rüzgâr götürsün, isteriz

O İzleri!

Bir şekilde ödetiriz o bedeli kendimize işte, cehennemimize giden çiçeklerle bezeli yolda. Niçin böyle olduğunu da-gayet net- bilerek.

Hayatlara değeriz ve hayatlar değer bize. Hiç değmeyeceğini sandığımız, aklımızın ucundan bile geçmeyecek hayatlar. Rüzgârıyla savuran, savrulan hayatlar. Hatta çarpıp geçenler.

Günün sonunda her şey geçer, izler baki. O izlerdir, onlara rağmen, onlarla ne yaptığımız, neye vardığımızdır bizi biz yapan.

İzlerle yaşamayı bilmektir maharet. Değdiğimiz ruhların akan kanıyla, kurumuş kan lekesiyle, ıslanmış demir kokusuyla yaşayabilmektir.

Kapanan yaralarımızın kabuklarını kaldırıp, deşerlerken, irinli kan apansız akarken yeniden, başkasına bir yara daha açmama erdemidir maharet.

Ve bazen en kanlı savaşlar, en büyük yenilgiler, en büyük zaferlerin habercisidir.

Ve bazen en ihtişamlı zaferler, ıtır kokulu o yollar, en büyük yenilgilerin, en büyük felaketlerin habercisidir.

İz izdir! Felakettir yahut zafer! İz izdir, zamanla neye dönüşeceği belli olmayan, bazen bir güneş ışığında ortaya çıkan, bazen alacakaranlıkta yok olan. Aslında, kararında, orada hep var olan!

Kanlı ellerimizi temizleyip, ruhumuzu arındırsak bile kokusunu unutmamalı! Çünkü tekrar hatırlatacak, bir kanlı el daha bize o ıslak demir kokusunu!

 

 


Kaynakça

https://pixabay.com/tr/

04-07-2022
Burcu Özcan

Burcu Özcan

Tiyatro Sanatçısı

1985 Ankara doğumlu. 2009 yılında Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı-  Sahne Sanatları-Oyunculuk bölümünden mezun olmuştur. İlerleyen yıllarda Devlet Tiyatrolarında, farklı illerde yer alan şehir tiyatrolarında ve özel tiyatrolarda görev almıştır. Aynı zamanda çizgi film, dizi ve reklam seslendirmesi yapmıştır. Çeşitli özel kuruluşlarda eğitmenlik, sanat koordinatörlüğü ve bölüm başkanlığı gibi görevler almıştır. Çankaya Sahne oyuncuları arasında yer almakta ve eğitmenliğe devam etmektedir. Aynı zamanda Bahçeşehir Üniversite’sinde Öğretim Teknolojileri üzerine yüksek lisans yapmaktadır.

brccozcan@gmail.com

@brc0zcn

burcu0zcan