Çaldıran Savaş'ına farklı bakmak

Çaldıran Savaş'ına farklı bakmak

A+ A-

Çaldıran savaşı 23 Ağustos 1514'de Osmanlı sultanı Yavuz Sultan Selim ile Sefevi şahı Şah İsmail arasında Tebriz yakınlarında gerçekleşmiştir. Savaşta şah ordusunun güçle hücüm ederek cesur savaşmalarına rağmen Osmanlı ordusunun ateşli silahları karşısında dayanamış savaşı kaybetmişlerdir. Bu savaş iki devletin tarih kaynaklarında farklı farklı  anlatılmış ve  Venedik kaynaklarında da geniş yer bulmuştur.  Ama burada konuşmak istediğim savaştan ziyade, savaşın sonuçlarını farklı açılardan bakmak istiyorum.  

Coğrafi acıdan bakarsak; Çaldıran savaşından ardından Osmanlı'lar Tebriz'e ve Azerbaycan'a hakim olmuşlar. Az vakit Tebriz'de bulunan Yavuz Sultan Selim İran içlerine doğru gitmek istesede, bölge ikliminin çorak ve çöl olmasıyla zaten yorgun Osmanlı ordusunu ikna edememiş. Ama İran'i feth etmek I Selim'in aklından hiç çıkmamış. Kanuni döneminde de bu fikir çok dile getirilsede fazla ileri gidilememiştir. Yanı Doğu Anadolu'nun Osmanlı topraklarına dahil edilmesi tıpkı Roma İmparatorluğu ile Part'ların Armeniya için ardından Bizans ile Sasanilerin Mesepotamya için savaşmaları gibi Sefiler'in ve Osmanlı'ların bu topraklar için sürekli savaşacakları anlamına geliyordu.  Savaşların nedeniyse bu coğrafyanın Hazar Denizi'nin Küzey'inden, Basra Körfezi'nden ve İran'dan gelen ticaret yollarının birleştiği nokta olmasıydı. İki devlet arasındaki hakimiyet mücadelesinin oluşturdugu doğal sınırlar, XIX asırda Kafkasların Küzeyinden Çarlık Rusya'sının I Dünya Savaşında İngiltere'nin müdahesiyle bozulmuş. Sonrasında kısmen bu günki İran'nın ve Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarını oluşturmuştur.

Dini açıdan bakarsak ; Osmanlı'lar savaştan sonra Güney Doğu Anadolu'nu Suriye'yi, Arap  yarımdasını ve Mısır'ı feth etmelerinin ardından giderek Şiileşen Safevilere karşı,  Sünnü Müslümanlığı  temsil etmeye başlamıştır. Osmanlı padişahı "Zillulah" ( Allah'ın yer yüzündeki gölgesi) sıfatıyla  kendini sünni müslümanların hamisi, koruyucusu olarak görmeye başlamıştır. Sefevi devletin de ise Şah İsmail sünnülikten koparak şiiliği devlet dini olarak benimsemesi aynı soydan olan iki devleti zaman geçtikçe dini anlamda ayrıştırmış ve fakrlılaştırmıştır. 

Kültürel açıdan bakarsak; Doğu, (Orta Asya, Hindistan, İran coğrafyası) Osmanlı'lar için I Beyezit'in Timura yenilgisinden beri gücün, sanatın, medeniyetin merkezidi. Emir Timur'un ardılları kendi aralarında savaşarak dedelerinin mirasını paylaşsalarda sanatın hamiliğine bürünmüşler, bir birleri ile yarışır hale gelmişlerdi. Semerkant, Herat, Buhara gibi şehirler kütüphaneleri, çinili binaları, çiçekli bahçeleri ile örnek teşkil ediyordu. Bu şehirlerde değerli bilim adamları, şairler, tarihçiler yetişmişti. Buralarda yeşeren kültür hazinesi Osmanlı minyatur, hatdat, muziki sanat dallarını derinden etkilemişti. Bu insanlaradan istifada etmek isteyen Osmanlı sultanları bu kişilerin çoğunu kendi yanına çağırmışlardır. II Mehmet'in davetiyle gelen Ali Kuşcu bir örnektir. Ama tarih 1500'leri gösterdiğinde Kuzey'den Maveraünnehir'e inen Özbekler Timur'un torunların yerini almış, İran'da Doğu Anadolu'da ise Sefeviler, Akkoyunlu'ların yerini almıştı. Sefevi devletinin kurulması Orta Asya'dan Osmanlı topraklarına akan kültürel nehrin kısmen önünü kesmiştir. Tarih sahnesine güçlü olarak çıkan Safeviler, Osmanlı devleti Avrupa'da savaşırken arkadan saldırıyordu. Ne kadar güçlü olsalarda iki cephede savaş istemeyen Osmanlılar bu "Doğu" sorununu kökünden bitirmek için Özbek hanlarına top, silah, cephane gönderiyorlardı. Tıpkı Bizans'ın Sasanileri bitirmek için Gök Türk Kaganları ile müttefik olmaları gibi Özbekler eşzamanlı olarak Küzeyden, Osmanlılar da Batıdan saldıracaklardı. Fikirler iyi olsada sonuç çok degişmemişti. Bunlar böyle didişken Küzeyde bir tehlike büyümekteydi Çalık Rusya'sı. Bu tehlike ilerde ikisininde başına bela olacaktı. Sanki ilerde olacakları görmüş gibi dönemin sadızamı Sokullu Mehmet Paşa, Don-Volga kanal projesinini zorda olsa II Selime kabul ettirmişti. Amaç İran'a yapılan seferlerde cephane ve erzak'ın güvenli yollardan taşınması, Kazan'ı ve Astrahan'ı ele geçiren Ruslar'ın güneye inmesini engellemek ve Türkistan-Kazan-Astrahan ticaret yollarını canlandırarak güvenligini saglamaktı. Ama kanal projesi türlü sebeplerle yapılamaz. Osmanlı devleti yüzünü tekrar kendi "Gaza Sahası" Avrupa'ya çevirir. Padişah'ın, veziragzamına denk gördüğü Avrupa krallarıda git gitgide güyçlenmekte, gelişmektedir. Eskiden korkulan Osmanlı, savaşlarda yenilir başarılı olamaz. "Yenilen güreşe doymaz" der gibi Osmanlı devleti yenilgiyi kabullenemez gücünü toplayıp tekrar savaşırlar. Ancak dünyanın efendisi olmaya ilerleyen Avrupa devletlerinin yeni öğrendikleri, çokta iyi oynadıkları diploması da girer işin içine. Osmanlıları savaş meydanın da mağlup ederler hem de anlaşma masasında. Macarıstan gider elden. Sonra "Ne oluyor ?" diye çeki düzen vermek için önce kendine bakar- eski gücü yoktur, bir şeylerin degişmesi lazımdır- sonra etrafına bakar- Ruslar Kırım'ı almıştır, İngilizler Hindistanı ele geçirmişlerdir- ama  artık çok geçtir.

 


Kaynakça

Faydalandığım Kaynaklar

Emecen  Feridun . Yavuz Sultan Selim. Yitik hazine yayınları 1 Baskı 2010 İzmir

Afyoncu Erhan. Sorularla Osmanlı İmparatorluğu. Yedi Tepe yayınları 2.Baskı 2012 İstanbul

Starr S. Frederick. Kayıp Aydınlanma Arap Fetihlerinden Timur'a Orta Asya'nın Altın Çağı. Çeviren Yusuf Selman İnanç. Kronik Kitap 4. Baskı İstanbul 2020

İnalcık, Halil  Has Bağçede 'Ayş u Tarâb: Nedîmler, Şâirler, Mutrîbler, Türkiye İş Bankası Yayınları. İstanbul: 2011

Frankopan Peter.  İpek Yolu  Alternatif  Dünya Tarihi. Çeviren Mengü Gülmen  Pegasus yayınları.1 Baskı: İstanbul 2018

 Görsel. Çaldıran Savaşını tasvir eden minyatur. (Şükri Bitlisi, Selimname) İslam Ansiklopedisi Çaldıran Savaşı maddesi.

20-05-2024
Agaberdi Suhanov

Agaberdi Suhanov

Tarih

1991 de Türkmensitan'da doğdum. Dedemin Orta Asya çöllerinde "Ölümsüz yaşayan Hızır Ata" hakkındaki hikayelerini, ninemim: Köşegini kaybetmiş devenin  koşturarak yavrusunu ararken, memesinden dökülen sütten galaksimizin (türkmence de söylendigi gibi Ak mayanın yolu) oluşmasıyla ilgili masallarını dinleyerek büyüdüm. Küçüklükten geçmiş insanların günlük yaşamları, dünya bakış acılarını hep merak ederdim. Görselli tarih kitaplarını hiç sıkılmadan uzun süre görseller ile yazıları hayalimde birleştirmeye çalışırdım.

2008 de liseyi bitirdim.  2009-2014 de A. Yesevi Üniversitesi Tarih bölümünü bitirdim. Araştırma yaptığım tarih dalları dünya tarihi, Genel Türk tarihi, Doğu Batı ilişkileri, savaş tarihi, Japonya Tarihi, tarihi şahsiyetler. Yazalarımda esasen bu alanda olacaktır.

Şu anda Gazi Üniversitesi tarih bölümünde yüksek lisans yapmaktayım.

suhanov.agaberdi@gmail.com