SERGİ“Türler Arası” Ankara’da Müze Evliyagil ArtOda’da

SERGİ“Türler Arası” Ankara’da Müze Evliyagil ArtOda’da

Türler Arası, 13 Nisan – 22 Mayıs 2021 tarihleri arasında, Salı’dan Cuma’ya 11.00 – 17.00 arasında ArtOda’da ziyaret edilebilir.

Müze Evliyagil bünyesinde kısa süreli sergi ve projelerin de gerçekleştiği ArtOda, Türler Arası sergisini Büşra Kaya küratörlüğünde 13.04.- 22.05.2021 tarihleri arasında ağırlamaya hazırlanıyor. Sergi; beden politikalarının biyolojik ilişkisi/iletişimi, ekoloji, ekofeminizm, hayvan özgürlüğünün meselelerinden biri olan türcülük ve insan dışı hayvan bedeninin/salgılarının endüstrinin bir parçası olması nedeniyle emek-sermaye piyasasında yerini alması gibi tabanlar üzerinden ‘türler arası’ gelişen beden endüstrisini 7 farklı sanatçının farklı disiplinlerdeki üretimleri üzerinden sorguluyor.

Sanatçılar: Asya Tok, Ayça Ceylan, İrem Hasçiftçi, Melisa Kılıç, Sadık Arı, Seda Gazioğlu

Yüzlerce yıldır felsefenin sorguladığı konulardan biri olan ‘hayvan’ meselesi çeşitli sorulara gebe olmuştur. Günümüzde bu tartışmalar,  toplumsal hareketlerin kemikleşen parçaları olma yolunda ilerlemektedir. İnsan merkezci bakış açısından sıyrılarak, günlük hayattan yakalanan enstantanelerle türler arasında kurulan metabolik uçurumu gözlemlemek mümkündür. Bu harmonik bağlama, sadece insan dışı hayvanları koyarak eksik bir denkleme girmek yerine biyolojik kapsamı geniş tutarak toprağın, suyun yaşattığı diğer türlere de perdeleri aralayarak bakmalıyız.

Altıncı kitlesel yok oluşun başlangıcında, perdeyi ufak bir hareketle aralayıp bakıyorum. İnsan ekosisteme yabancılaşıyor. Türler yok oluyor. Meta fetişizm bizi ele geçiriyor. 

Görünenler gerçek ve altıncı kitlesel yok oluşun eşiğindeyiz. Ekosisteme yabancılaşan, evini kaybeden aslında hepimiziz. Bir yanılsamadan ibaret olan insan hegemonyasının kurduğu toplumsal dinamikler yarattığı gerilimler ile meta fetişizmini normal ilan etmektedir.Normal ilan edilen bu durum kendini; şiddet, baskı, cinayet gibi güçlü kavramlarla her gün başka bir beden, başka bir habitat üzerinden meşru kılmaktadır.

Zinciri hissedip, dişlilerimin paslanmasını bekliyorum. Beslenirken, süslenirken, uyurken kaç insan dışı canlının hayatına dokunuyorum, bilmiyorum. 

Bu süreç beslenirken, süslenirken, hatta uyurken bile peşimizi bırakmaz. Sezgisel olarak yaptığımız/yapmadığımız bu tercihler, kalıtımsal olarak afişe edilip ardından kenara itilerek sürecin tıkanmasına yol açar. Farkında olarak/olmayarak günlük hayat parçaları içerisinde doğaya ve kendimize ötekileştiğimiz bu metodolojiye sıkıca sarılıp davranışlarımızın bedelini es geçmekteyiz. 

Sonsuz kere doğurtup, sonsuz giyotine hapsediyorum. Düşüncenin durağanlığına saklanıp bazı bazı kalıtımsal kemikleşmeleri es geçiyorum. 

Sürdürülebilirliği düşünülmeden verilen en ufak karar başka bir canlı türünün topyekûn yok oluşuna kadar uzanabilir. Kolları kocaman ırmağın endüstriyel kullanım için tek tek uzuvlarını kesip atmakla, kobay olarak nitelendirilmiş bir tavşanın sistematik şekilde işkenceye uğraması temelde aynı sorunun göstergeleri olabilir.

Yapıyorum-ediyorum, en ufak bir hareketin yarattığı sirkülasyonu idrak edebiliyor muyum?

*Sergi, Büşra Kaya’nın Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Yönetimi Anabilim dalında Seza Sinanlar Uslu danışmanlığında hazırladığı Bitirme Çalışmasından hareketle geliştirilmiştir.

Kaynak: www.muzeevliyagil.com/tr