İZ BIRAKANLAR - II

İZ BIRAKANLAR - II

İZ BIRAKANLAR-2

 

Galeri Soyut’un sanatın ustalarından yola çıkarak başlattığı “İz Bırakanlar” başlığı altındaki projenin ikincisi Balaban’a ayrılmış. Bu düşünceyi eyleme dönüştürürken temel anlayışın, yaptıklarıyla sanatımızda adını kalıcılaştırmışlara bir vefa borcu ödemek olduğu açık. Zaman içinde benzer özellikleri taşıyan sanatçılarımızın söz konusu projede yer alacağı konusunda kimsenin kuşkusu yok. Buradaki temel ölçüt, vurgulanan özelliklerin taşınması yanında şu an aramızda bulunmamaları. Bu sanatçılarımızın fiziksel anlamda yaşamıyor olmaları sanatları için belirtici bir özellik değil elbette. Sanatın gücü de burada değil mi zaten? Sanat yapıtının özelliği zamanlar ötesi bir güce sahip olmasında yatar. Gerisi, tümüyle galerinin belli bir düşünceden yola çıkmasından başka bir şey değil.

 

İbrahim Balaban ya da daha kestirme söylemle Balaban’ın sanat tarihimizde ayrıcalıklı bir yeri var. Onun sanat alanında var oluşunu hazırlayan etmenler adına kimi kez kader denilen coşkulu bir serüvenin izleri üzerinde kurgulanmış sanki. 1 Ocak 1921’de Bursa Seçköy’de başlayan yaşamı 16 yaşında cezaevine düşürür yolunu. Bu arada öğrenimi köyündeki üç sınıflı okulda tamamlanacaktır. Asıl yaşam ve sanat öğrenimi ise Bursa cezaevinde gerçekleşir. Onun şansı aynı cezaevinde tutuklu Nazım Hikmet’le yan yana düşmesidir. Resim tutkusunu gerçekleştirebilme adına gerekli sayılabilecek kalem ve kâğıt gibi nesneler yanında ilk derslerini de ozandan alır. Yaşamının dönüm noktası sayılacak bu buluşma geride kalacak yıllarına damga vurmakta gecikmez. Cezaevine düşmüş bilinçsiz bir köy delikanlısından geleceğin sanatçısını yaratacak mucize dokunuş orada gerçekleşir.

 

Balaban tam anlamıyla Naif (safyürek) bir sanatçıdır. Yaşamından yola çıkarak kurguladığı resimleriyle köy gerçekçiliğini yeni bir boyuta taşır. Kurallarını kendisinin belirlediği yeni bir bakış açısıyla oluşturduğu yapıtlarında özgün bir anlatım dilinin varlığı ilk bakışta dikkatleri çeker. Bu açıdan resim sanatımızda onun ayrıcalıklı bir yeri olduğunu söylemek zorundayız. Aktarmacı olmak yerine yaşamının izdüşümünden yansıyanlarla yola çıkar. Yazdığı kitaplarında anlattığı yaşam öyküsüyle örtüşen resimlerini bu gözle değerlendirmekte yarar var.

 

9 Haziran 2019 tarihinde yitirdiğimiz sanatçının geride bıraktıkları arasından bir seçkiyi izleyiciyle buluşturuyor Galeri Soyut. Zamana karşı yitip giden ama yapıtlarıyla direnen bir sanatçının resimlerini yeniden görmek için iyi bir fırsat.

 

– A. Celal Binzet