Zor Zamanlarda…

Dilek Türkoğlu

Psikiyatrist Dr.

Yazar Hakkında

Dr. Dilek Türkoğlu Psikiyatri Uzmanı olarak serbest muayenehanesinde çalışmalarını sürdürmektedir.


0542 725 88 08

drdilekturkoglu@gmail.com


Diğer Yazıları

A+ A-

Bizim kültürümüzde hastalar ziyaret edilir. Bir yakınını kaybedenler yalnız bırakılmaz. Bunlar bizim güzel geleneklerimizdendir. İnsanların zor zamanlarında yalnız olmadıklarını bilmesi zor zamanların daha kolay atlatılmasını sağlar.

Bu ziyaretlerde yiyecek bir şeyler götürülmesi gelenektendir. İnsanların acıları olduğunda, kayıplar yaşadığında bir süre için kendine bakacak hali kalmaz. Ani olaylarda iştah kapanır. Özellikle yakınını kaybetmiş kişiler için yaşam durmuş gibi hissedilir. Yiyecek götürülmesi hem o halde kendilerine yiyecek edinemeyecek durumda olan kişinin fiziksel olarak beslenmesinin sağlanması hem de metaforik olarak hayatın devam ettiğinin mesajının verilmesi açısından önemlidir. Bizim geleneğimiz kayıp yaşanan eve ya da hasta olana yiyecek götürülmesidir. Onların davet gibi yemek vermesi değildir.

Ziyaretlerde olabildiğince teselli sözleri söyleyerek zor dönem geçiren arkadaşlarımızı rahatlatmaya çalışırız. Ancak teselli sözlerini seçmek gerçekten çok zordur.

Teselli ederken en sık yapılan hatalardan birisi, karşımızdakinin duygularını dışarı vurmalarını engellemeye çalışmaktır. Sanki onlar üzüntülerini göstermediğinde, üzüntülerini geçirdiğimizi sanırız ve bu büyük bir yanılgıdır. “Üzülme, ağlama, güçlü olmalısın” gibi sözler iyi hissettirmek yerine duyguları bastırmayı sağlar. Ağlamak istemeyen birisine ağla rahatlarsın diyerek ağlatmaya çalışmak da aynı şekilde, kişinin duygularını olduğu gibi yaşamasını engeller. Ziyarete gelenler neler hissetmesi gerektiğini belirliyormuş gibi davranmamalı, sadece yalnız değilsin mesajı vermek için orada olduğunun farkında olmalıdır.

Teselli olarak söylediğimiz sözler kimi zaman rahatlatmak yerine daha kötü hissettirir. Çoğu zaman empati yapmak adına kendimizi karşıdaki kişinin yerine koyarız. Kaybın ne kadar büyük olduğunu anlayınca kendimiz de aynı şeyi yaşamaktan korkar ve karşımızdakini değil, kendimizi yatıştıracak söyler söyleriz. Örneğin, yakınını kaybetmiş birine baş sağlığına gidip, “Çok büyük acı, Allah kimseye göstermesin” diyenler hiç de seyrek değildir.

 

Yine çok sık yapılan hatalardan birisi, karşımızdaki kişiyi dinlemek yerine, korkmasına üzülmesine gerek olmadığı konusunda, çoğu zaman söylerken kendimizin bile inanmadığımız sözleri söylemektir.  Oysa sadece susup dinlesek, kaygılarını, korkularını anlamaya çalışsak çok daha fazla işe yarayacaktır. Yorum yapmak gerektiği zaman, dinlediğinizi, anladığınızı hissettirecek şeyler söylemek en iyisi olacaktır.  Söylenenler hep aynı bile olsa bıkmadan usanmadan dinlemek, ihtiyaç duyduğu bir şey olduğunda, elinizden gelen bir şey varsa yapmak, yapılacak en iyi şeydir. Bazen dikkatini başka bir konuya çekmek geçici olarak rahatlatmış gibi olur ama sürekli başka konulardan konuşmaya çalışmanız da karşıdakinin anlaşılmıyorum duygusunu arttırır. Karşınızdaki kişinin duyguları o kadar yoğundur ki, sizin söylediğiniz hiçbir teselli sözü bunu geçirmeyecektir. Geçirmeye çalışmayın, sadece yanında olun.

Zor günler değil, güzel günler yaşanması dileğimle…

06-06-2018