Yalnızlık

Ceren İlhan

Psikolojik Danışman

Yazar Hakkında

1990 yılında Mersin’de doğdu. Lisans eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsü’nde Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanında tamamladı. Şu anda Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde aynı alanda yüksek lisans eğitimine devam ediyor.  Ankara’da yaşıyor. Kedileri, çiçekleri ve renkleri çok seviyor. Çömlek, heykel, resim gibi hobileri var.


ilhanceren1@gmail.com


A+ A-

14 Şubat kapıda. Her yerde indirimler, kalpler, kırmızı çiçekler, mücevherler, sevgilinize şunu satın alınlar, sevgilinizle buraya gidinler… Sevgiyi parasal karşılığı olan bir eşya ya da deneyimle ifade etmeye teşvik edenler… Ve tüm bu gösterişin tam ortasında duran yalnızlar…

Yalnızlık birçok formda hayatımıza girebilir. Fiziksel olarak yalnız olmak, etrafında insanlar varken yalnız hissetmek, sosyal desteğe sahip olmamak ve ya alınan sosyal destekten tatmin olmamak yalnızlığın hayatımıza dokunma şekilleri olarak tanımlanabilir. Her ne şekilde tanımlanırsa tanımlansın, eğer sağlıklı bir şekilde yaşanmıyorsa acı, öfke, kendine acıma ya da depresif ruh hallerini beraberinde getirebilir yalnızlık.

Yapılan araştırmalara bakılarak hangi yaş grubunun, hangi eğitim düzeyinin, hangi becerilere sahip insanların daha fazla yalnızlık çektiğini söylemek oldukça güç. Kiminin bulguları yalnızlığın gençlerde daha fazla görüldüğünü gösterirken kiminin bulguları bunu ileri yaşa bağlıyor. Kimi araştırmalar kadınların daha fazla yalnızlık çektiğinden bahsederken kimileri erkeklerden bahsediyor. Sürecini iki arkadaşımla birlikte yürüttüğüm bir diğer çalışma, yalnızlığın büyük şehirlerde, küçük yerleşim yerlerine oranla daha fazla hissedildiğini gösteriyor. Araştırmalar bu kadar farklı bulgularla karşımıza çıkarken bir genelleme peşinde koşmayı kenara bırakıp kendimize yönelmek, bu süreci anlamlandırabilmek adına daha faydalı olabilir.

Toplumumuz ve tabi ki sosyal medya, yalnızlığı bir romantik ilişkinin varlığına bağlama konusunda oldukça ısrarlı. Kimi zaman bizlerin de bu konuda galeyana gelip yalnızlık ve aşk üzerine yazılmış şarkıları dinleye dinleye ağladığımız olur. Bu noktada yalnızlık için psikoterapist Tuba Aydın tarafından yapılmış şu tanımı göz önünde bulundurabiliriz; “Yalnızlık hissi yalnız olduğumuzda değil, tercih ettiğimiz kişiden ayrıldığımızda hissettiğimiz duygudur.” Tercih edilen kişi hayatımızın farklı dönemlerinde değişkenlik gösterebilir. Burada odağı yalnızca romantik partnere yöneltmek doğru olmayacaktır. Mezuniyet töreninizde orada olamayan bir hocanızın eksikliği de yalnız hissettirebilir, ilk işinize girdiğinizde sizi tebrik edemeyen arkadaşınızın eksikliği de... Yaptığınız yemeği tatmasını arzuladığınız bir aile ferdinin yokluğu da yalnız hissettirebilir, dinlediğiniz bir şarkıyı paylaşmak isteyip de paylaşamadığınız eski bir sevgili de… Chopin, arkadaşı Tytus’a yazdığı bir mektupta şöyle der; “… Her konserimin sonunda senin tek bir bakışın bana Elsner, Kurpinski, Soliva ve diğerlerinin övgüsünden çok daha anlamlı gelir.” Nice duayenlerin övgüsüne tercih edilen Tytus, o konserde bulunamasa, Chopin ne hissederdi? Siz bu satırlarda verilen hissi yaşayacak kadar tercih ettiğiniz bir insanın yokluğunda ne hissederdiniz?

Şimdi konuya biraz daha farklı bir noktadan bakalım. Tüm bu tanımları kendinize uydurmuş ve yaşadığınız yalnızlığın ağırlığı altında nasıl ezildiğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Durun! O çukura girmeyin. Yaptığınız yemeği tatmasını istediğiniz kişi tatmıyor olabilir, peki kim tadıyor? Siz? Arkadaşınız? Kediniz? Köpeğiniz? Size değer veren ya da sizin değer verdiğiniz bir başkası? Şimdi onların sizin için neler ifade ettiğine odaklanın. Ve o insanın ya da hayvanın yokluğunda ne hissederdiniz buna odaklanın. Yanınızda olmayan ilginizi daha fazla çekiyor olabilir, ama siz yanınızda olanla yaşıyorsunuz. Belki de yanınızda olmayana öyle odaklısınız ki yanınızda olanı keşfetmeye enerji bulamıyorsunuz. Yaptığınız yemeği yedikten sonra kendini mutlulukla yerlere atan köpeğinizin sevincini yeterince dikkatli izlemiyorsunuz belki de…

Dün bir arkadaşımdan fotoğraflı bir mesaj aldım. Gün batımında bir ayçiçeği tarlasının mükemmel manzarasının fotoğrafı ile birlikte tek bir cümle; “Bunun kadar seni çağrıştıran başka bir fotoğraf yok.” Gecemi güzelleştiren bu incelikten sonra kendime bir depo oluşturmaya karar verdim. Bir güzel anılar deposu. Zihnimde derin nefesler eşliğinde yapacağım bir deniz kenarı yürüyüşünün ardından ulaşacağım deniz manzaralı bir depo, bir güvenli alan… Tercih ettiğimin yokluğundan kaynaklı bir yalnızlık hissettiğimde, içeri girip aslında yalnız olmadığımı kendime hatırlatıp sakin bir şekilde hayatın tadını çıkarabilmek için. Bu depoya ailemi, arkadaşlarımı, bana güvenen, inanan ve değer veren insanlarla olan anılarımı yerleştireceğim.

Haydi düşün. Senin güzel anılar depon nerede olurdu, ona ulaşmak için nasıl bir yolculuk tercih ederdin ve o depoyu kimlerle doldururdun?

Lafa 14 Şubat’la girdik 14 Şubatla bitirelim. Sadece romantik partnere değil, güzellikle yaklaştığınız herkese ve her şeye sevginiz daim olsun. Sevgi gününüz kutlu olsun.

Psk. Dan. Ceren İlhan

 


Kaynakça

Yararlanılan Görseller:

https://tr.pinterest.com/pin/853643304340586349/

https://tr.pinterest.com/pin/435512226447188725/

https://tr.pinterest.com/pin/82612974392172408/

13-02-2019