Yakın Geleceğin Mimarisi: Yeşil Binalar

Tuğba Şeker

Mimar

Yazar Hakkında

Antalya Bilim Üniversitesi Mimarlık bölümü mezunu. Mimari programların yanı sıra el çiziminin hâlâ değerli olduğunu düşünür ve çizer. Resim, mimari, sinema ve kitaplar ile ilgilidir. 


tugbaseker07@gmail.com


A+ A-
     Selamlar. Önceki yazımda dikey yeşillendirmeden bahsetmiş, örnekler vermiştim. Bu yazımda sürdürülebilir mimari için önemli olan, dikey bahçelendirmeyi de  kapsayan 'yeşil bina'dan bahsedeceğim. Yeşil bina nedir? Yeşil bina; çevreye zarar vermeyen ya da azami ölçüde negatif etki eden, doğal kaynakları en iyi  şekilde kullanabilmeye yönelik yapılan projelerdir. Dünyadaki doğal kaynakların kısıtlı olması ve tükenebilir seviyede olmasından dolayı yeni mimari yapılarda geleceğe yönelik atılan adımlardan birisidir. Dünya genelinde 1980lerde bu fikir yaygınlaşmaya başlarken Türkiye'de son yıllarda betonarme yapıların gerekenden fazla artmasıyla beraber bir çözüm önerisi olarak uygulanmaya başlamıştır ama henüz fazla yaygın değildir. Yakın gelecekte Türkiye'de de yaygınlaşacağını umuyorum.



     Peki bir yapının yeşil bina olması için nelere sahip olması gerekir? Yapılan binada malzemelere (geri dönüştürülebilir veya organik olmasına) dikkat etmek, enerji üretme ve kullanmada yenilenebilir enerjiden faydalanmak, buna paralel güneş ışığını maksimum düzeyde kullanmak, çatı ve doğramalarda yalıtıma dikkat etmek, suyun korunumuna ve geri dönüşümüne olanak sağlamak, hava kalitesini düzenlemek yeşil binalarda bulunması gereken özelliklerden.

     Birincisi; binada kullanılan malzeme geri dönüstürülebilir/organik olduğunda hem çevre kirliliği önlenmiş olur (maalesef beton bu malzemelerden değil) hem de zaman geçtikçe eskiyen binayı mimarimize ve geçmişimize sahip çıkmak adına binayı yıkmak yerine korumayı başarabilir, onu dönüştürerek geleceğe aktarabiliriz. İkincisi; Yılın hatrı sayılır kısmı güneş gören ülkemizde güneş enerjisi, rüzgar enejisi gibi yenilenebilir enerji kullanmak çevre kirliliğinin (havayı ve toprağı kirletme) önüne geçer, elimizdeki imkanları çöpe atmamış oluruz ve bina yapılış ve kullanım aşamasında masraf edilmemiş olur. Üçüncüsü; yağmur suyu vs. kullanıp su israfını önler ve kullanmadığımız suları depo ederek de tasarruf sağlamış oluruz. Dördüncüsü; su kadar önemli havayı kirletmemek adına yeşil binada kullanılan yenilenebilir enerji ve yeterli bitki kullanımı da nefes aldığımız havayı temizler, kalitesini arttırır. Bütün bunlar, çok uzakta olmayan ve yavaş  yavaş kendisini göstermeye başlayan iklim krizi, küresel ısınma vb. sadece insanları değil bütün canlıları etkileyen sorunları da azaltmaya, iyi bir şekilde yapıldığında minimuma indirmeye yardımcı olur.



Yeşil binalarda neler olup olmamasını gerektiğini açıkladık ama binayı yapan, kafasına göre bu yeşil binadır diyemez. Yeşil bina özelliğine sahip olmak için o bina, bazı kuruluşlar tarafından birtakım kriterlere göre değerlendirilmesi gerekir. Bina, bu kuruluşların onayını aldığında yeşil bina sertifikası verilir. Bu kuruluşlardan en bilindik olanı LEED'dir. LEED, Amerikan Yeşil Binalar Konseyi tarafından 1995'te kuruldu. ABD'de binlerce projeyi değerlendirmiş Türkiye'de de en çok başvurulan kurumlardandır. Bahsedeceğim diğer yeşil bina denetleme kuruluşu ise İngiltere'de 1990'da BRE Grubu tarafından kurulmuştur. Sadece İngiltere'de değil birçok ülkede projeleri sertifikalandırmıştır. LEED seritifikalarının altın, gümüş, platin, yalın olmak üzere dereceleri vardır ve puanlandırmaya göre derecesini belirler. BREEAM'de ise bu dereceler: Geçer, İyi, Çok iyi, Mükemmel ve Olağanüstü'dür. Bu kuruluşlar, puanlamayı da bazı konu başlıklarına ve gruplara ayırarak verirler. Puanlama sistemlerini başka bir yazımda detaylı bir şekilde anlatırım. 
     Yeşil binalara iki örnek olarak Acros Fukuoka Foundation Building ve Halk GYO Panorama Plus. Acros Fukuoka; Japonya'da 1995 yılında inşa edilen bu yapı, araziyi verimli  kullanma ve insanların yeşil alan ihtiyacını karşılamayı amaçladığından, mimarı Emilio Ambasz, konferans salonunu kentsel yeşillendirme ve parkla beraber sentezleyerek tasarlamıştır. Parkın içinde sergi salonu, müze, 2000 kişilik tiyatro salonu, konferas salonları, idari ofisler bulunur. Yapının tasaralanacağı alan geniş yeşil bir araziydi, bu yüzden mimar bu yeşil araziyi yok etmek yerine yapının bir kısmı halka açık tasarlanacağı için de halkın kullanabileceği yeşil alan da bırakmak istedi. Peyzaj çalışması yapılmış teraslar, parkın kenarında bulunan halkın şehrin bunaltısından kaçabileceği ve tazelenebileceği kat kat tasarlanan yeşil bahçeler, mekanı serinletmek ve gürültüyü absorbe etmek için yerleştirilen havuzlara sahip bu tasarım, eko-mimariyi iyi kullanan örneklerden biridir. 


Diğer örneğimiz ise Türkiye'den: Halk GYO Panorama Plus projesi. Yapı; Eskişehir Odunpazarı'nda 9811 m2 arazide bulunur. Arazide ayrık nizamlar, alışveriş merkezi, çocuk oyun alanları, yürüyüş alanları, mevsime göre açılıp kapanan yüzme havuzu bulunur. Ayrık nizamlar, devasa büyük kütleler yerine yapı yükseldikçe küçülen, boşalan teraslara ağaçlar ve pergolalar içeren yeşil alanlar tasarlanmıştır. Arazide de geniş yeşil alanlar bulunur. Bu proje, LEED Silver serifikalıdır.





     Özetle; küresel iklim krizi ve doğal kaynakların nüfus artışına ve yanlış kullanıma bağlı olarak hızla tükenmesiyle beraber mimari yapılar da gereğinden fazla artış gösterdiğinden bu problemleri daha da büyüttüğü için bu durum, birçok insan gibi mimarları da endişelendirmiştir ve buna çözüm arayışı içine girmişlerdir. Yeşil bina da bu çözümlerden biridir. Hem bizim hem gelecek neslimiz için daha yaşanabilir bir dünya, dolayısıyla daha yaşanabilir mekanlar tasarlamaya yönelik bu çalışmada su kaynakları, yeşil alanlar, toprak araziler vs. korunumu ve soluduğumuz havanın temizliği ve kalitesi etmenlerini tasarımlarda gözetmek mecburi hale gelmiştir. Bunun için de kriterler, LEED gibi denetleyiciler ve bunları uygulayan mimarlar, mühendisler var olmuştur. Son 20-30 yıldır gündemde olan bu yapılar, Türkiye'de henüz çok fazla yaygınlaşmasa da yavaş yavaş artmaya devam ediyor ve umarım da devam edecek. Çünkü artık önüne geçemediğimiz bu küresel problemleri en azından minumuma indirgemeye ve dünyada sadece insanların değil başka canlıların da yaşadığının yeterince farkında olup onların sorumluluğunun da üzerimizde olduğunu fark etmemiz, bunun için de elimizden geleni biz göremesek bile gelecek için harekete geçmemiz lazım. Sonraki yazımda görüşmek dileğiyle.     

Kaynakça

1) https://www.gninsaat.com.tr/yesil-bina-nedir-yesil-bina-degerlendirmesi-ve-ozellikleri
2) https://www.ecobuild.com.tr/post/2019/10/15/ye-c5-9fil-binalar-hakk-c4-b1nda-her-c5-9eey-1-ye-c5-9fil-bina-nedir-ye-c5-9fil-bina-st
3) https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/692671
4) https://www.erketasarim.com/yesil-bina-ornekleri/
5) https://whenonearth.net/10-coolest-examples-of-green-buildings/#:~:text=Khoo%20Teck%20Puat%20Hospital%20is,healing%20environment%20for%20its%20patients.&text=Solar%20panels%20are%20used%20to,water%20for%20the%20hospital%27s%20needs.
6) https://archello.com/project/acros-fukuoka
7) http://www.halkgyo.com.tr/proje/eskisehir-panorama-plus-projesi
8) https://www.planradar.com/sustainable-architecture/
9) https://apec.com.tr/surdurulebilirlik-ve-yesil-bina/

17-03-2021


ankara psikolog