Toplumsal ve Ruhbilimsel Açıdan ‘‘Özgür’’ Birey

Didem Horzum

Sosyolog

Yazar Hakkında

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun oldu.  Kısa süreli eğitim danışmanlığı yaptı. İlgi alanları: Toplumsal cinsiyet, modernizm-postmodernizm, çocukluk sosyolojisi, sivil toplum. Kendi gibi sosyal bilimlere ilgi duyanlarla bilgi ve fikir alışverişinde bulunmak için burada. Çünkü canlılığını ve heyecanını bunlara borçlu.


didemhorzum@outlook.com


Özgürlük, kişinin -farkında olarak ya da olmayarak- düşünce ve eylemlerini her türlü baskıdan bağımsız gerçekleştirmesidir. Yani bir kendiliğindenlik halidir ve tarih boyunca insanların hem bireysel, hem de toplumsal olarak özgürlük için mücadele ettiği görülür. Sonucu ister zaferle ister yenilgiyle sonuçlansın, bu mücadele insanlığı hep heyecanlandırmıştır. Bu yüzdendir özgürlük üzerine yüzlerce düşünce üretilmesi, yazı yazılması, film/belgesel çekilmesi. Peki, insanlığı bu kadar heyecanlandıran bir olguya toplumsal gelişmenin bu noktaya geldiği günümüzde neden hala kavuşabilmiş değiliz?

Bu soruya sosyolojik açıdan, modern bireyin geleneksel bağlardan koptuktan sonraki gündelik hayatını ve yeni toplumsal konumunu analiz ederek cevap verebiliriz. Ruhbilimsel açıdan ise psikanalist ve düşünür Erich Fromm’un modern bireyin aslında özgürlüğün peşinde olmadığını hatta ondan çeşitli mekanizmalar geliştirerek kaçtığını açıkladığı “Özgürlükten Kaçış” adlı eserinden yola çıkarak cevap vermeyi tercih ettim.

Sosyolojik açıdan “özgür” bireyin toplumsal konumu

Modern toplumda bireyin artık kim olarak doğduğu değil, kim olabildiği önemlidir. Çünkü bilindiği üzere modernizm bireye, doğuştan getirdiği bağlardan kopmayı vaat etmiştir. Modern adımlar geleneksel dönem kuralları ile savaşmış; bireye bağlı olduğu avantaj ve dezavantajlarından bağımsız hareket etme özgürlüğü tanımıştır. Toplumsal konumunu belirlemek bireyin göstereceği çabaya, daha gerçekçi bir ifadeyle bireyin savaşımına bırakılmıştır. Birey modern-akılcı kılavuzu ile bu savaşta yetenek, çaba ve başarıları kadar toplumsal konumunu belirleyecektir. Bireyin elindeki kılavuzla kaygan toplumsal zeminde sürekli olarak dengede kalması beklenir ama modern dünya öyle hızlı gelişir ve değişir ki bireyin başta elinde tuttuğu yetenek ya da başarı kısa zamanda piyasa değerini yitirebilir. Birey başka bir yeteneğini keşfetmek ya da yeni başarılar edinmek için savaşımına devam edebilir fakat başarısı dönemsel taleplere cevap verebilecek kadardır. Kendine güveni korunabilir değildir. Bu durum bireyin geleceği ile ilgili öngörüde bulunmasını engeller. Nihayetinde modern bireyin temel duygusu -başarısızlığı toplum tarafından acımasızca yargılanacağı için- kaygı, memnuniyetsizlik ve güvensizlik olur.

Başka bir açıdan birey tüm taleplere cevap vermiş, “önemli” işlerin başına getirilmiş olabilir; bu defa da eksiklerini daima gizlemeli, başarılarını abartmalıdır. Çünkü günümüzde nitelikli olmaktan ziyade, nitelikli görünmek önemlidir. Bireyin konumu, onun gerçek değerine değil; diğerlerini ikna etme yeteneğine ve gösterge değerine bağlıdır.

Bunların yanı sıra modern birey dayatılan toplum idealleri ve onun kurumları karşısında kendini yetersiz hissetmekte, kendi hakkında karar verememekte, özgür olarak geleceğini tasarlayamamaktadır. Bireylerin toplumsallaşma sürecinde yaratıcı enerjisinin, coşku ve tutkularının bastırıldığı apaçıktır. Gerçek özgür birey, yaratıcı düşüncesini hayatına uygulayabilme gücüne sahip olmalıdır. Fakat modern bireyin kendine sunulmuş hakikatleri sorgulama ya da kendi hakikatini yaratma girişimi çocukluk döneminden itibaren modern araçlar tarafından açık ya da gizil olarak engellenmiştir. Oysa insanlık tarihine bakıldığında bireysel ve toplumsal gelişmenin, hakikat arayışının sonucu olduğu görülecektir.

Modernizm devamlılığını korumak için insan aklını merkeze alarak toplumu ve bireyi standartlaştırma ve işlevselleştirme amacı güder. Standart dışına çıkan, işlevsel olmayan ne varsa modern toplumun pürüzleri gibidir, bastırılmalı veya yok etmelidir. Bu durum modern bireyin kendini güvende hissetmesi için ötekilerle mutlak bir uyum içinde olmasını ve toplum idealinden uzaklaşmamasını zorunlu kılar. Çoğu insan da sistemin onu bilinçli bir şekilde yönlendirmesiyle, toplumsal yaşamı içinde özgürlük olgusunu aramaz; kendisini ve çıkarlarını koruma eğilimindedir.

Toplumsal olay ve olguların bireyin algısına ulaşması ve bireyin bu olgular arasında tutarlı olabilecek türde seçim yapma imkânına sahip olması, bireyin yaptığı seçimleri her zaman gözden geçirmesi ve hayatının sürekli bir biyografik değerlendirmesini yapması gerekmektedir. Bu değerlendirme modern çağda özellikle çocukluktan başlayarak yoğunluklu olarak uzmanlık sistemleri aracılığıyla gerçekleşmektedir. “Bilirkişilerin” çocuk yetiştirme konusundaki görüşlerinden her geçen gün artan bir şekilde yararlanmakla kalmayıp, yetişkinler için yaşam terapisti veya hayat koçu gibi danışmanlık hizmetlerine başvurulmakta ve bu doğrultuda bireyin yaşam süreci her zaman bir değerlendirmeye maruz bırakılmaktadır. Bu durum günümüzde birey kimliğinin modern tasarım sonucu oluşturulduğunun göstergesidir. Bu süreçte bireyin zorunda kaldığı diğer bir husus olası seçimlerinin tutarlılığıdır. Zira tutarlılık, değişmezlik, öngörülebilirlik; “sağlıklı”, dengeli ve anlamlı bir kimliğin topluma sunulmasında zorunlu olarak kabul edilmektedir.

Simmel bu durumu modern bireyin taklit yetisi ile açıklar. Ona göre, toplumsal konumunu koruma eğilimindeki modern birey, toplumsallaşma sürecinde kabul gören diğer bireyleri taklit ederek özgür seçim yapmanın acısından kendini kurtarmaktadır. O, artık ait olduğu toplumun bir uzvu, toplumsal içeriğin pasif bir aktarıcısıdır.

Erich Fromm’a göre özgürlükten kaçış mekanizmaları

Fromm, geleneksel bağlarından kopmuş fakat özgürlüğüne de erişememiş bireyi, geliştirdiği savunma mekanizmaları bağlamında şöyle ele alır:

Ona göre yetke tutkusu bireylerin gücünden değil, aksine zayıflığından ileri gelmektedir. Yetkeci birey, kendisi dışında ve kendisinden daha büyük gördüğü güçlü bir bütünün parçası haline gelmeyi, onun içinde erimeyi ister. Bu yolla o gücün görkemine katılmış hissedecek, kendini artık bir gücün temsili olarak güvende hissedecektir.

Yetkeci bireyde bu durum önemsizlik işkencesine karşı bir savunma mekanizması gibi gelişir. Büyük ölçekli yapıların içine rekabet etmek üzere bırakılan yalnız ama “özgür” kılınmış birey, yitirmiş olduğu temel bağların yerine ikincil bağlar geliştirmiştir. Bu durum toplumda ana kültürden ya da ana gruptan kopmuş kimselerin yeni bir alt kültür ya da alt gruba dâhil olma veyahut onu oluşturma eğilimi gibidir. Fromm, herhangi bir yetkeye kendini bırakmış bireyleri mazoşist ve sadist kimliğin ruhbilimsel çözümlemesini yaparak ele alır.

Kendini soyutlanmış ve güçsüz hisseden mazoşist birey, kendini bir yetkeye -bu bir kişi, grup/cemaat ya da kurum olabilir- bırakarak onu kaygılandıran/korkutan öz kimliğinden uzaklaşır. Bu bağ onu göreceli olarak yalnızlıktan kurtarıp güvende hissettirir. Çoğu zaman mazoşist bireyin amacı varlığını yetkeye adayarak kendine dair gurur duyabileceği bir kaynak yaratmış olmaktır. Sadist kimlikli birey de özgürlükten kaçan bireyin başka bir görünümüdür. O, ilk bakışta egemen kimlik olarak özgür ve kontrol sahibi görünür, bu sayede kendini önemli ve güçlü hisseder. Oysa sadist birey en az mazoşist kadar bağımlıdır. Yetkesine bağlı nesneyi –aynı şekilde nesnesi kişi, grup/cemaat, halk ya da kurum olabilir- kaybettiğinde ya da ona ulaşamadığında kimliğinin sürekliliğini koruyamayacaktır. Bu anlamda sadist bireyin özgürlüğünden bahsedilemez, onun bağımlılığı sadizminin nesnesinedir.

Hem mazoşist hem sadist bireylerde bağlılıklarını ussallaştırma yöntemi mutlaka görülür. Bağlılıklarını çoğu kez sevgi, minnet, çıkar, hayranlık gibi duygularla ya da kültürel kalıplarla ussallaştırırlar.

Yıkıcı birey, Bireyin sahip olduğu yetenek ve enerjisini içinde bulunduğu yapıdan ayrı görmesi, geleceğiyle ilgili beklentileri ile öz kimliği arasındaki uyumsuzluğu dayanılmaz bir boyuta geldiğinde, birey o yapıyı yok etmeyi düşlemeye başlar. Mazoşist ya da sadist birey yapıya bir şekilde dâhil olmaya çalışıyor iken yıkıcı birey yapıyı kendisini tehdit ettiği için ortadan kaldırmaya çalışır. Yıkıcı bireyin yapıyı ortadan kaldırma girişimi yapının galip gelmesi ile sonuçlanırsa kişi yıkıcı gücünü kendi üzerinde kullanır. Bu durum çoğu zaman bireyin kendine düşmanlığı veyahut kendini yok etmesi ile sonuçlanır.

Robot uyumluluğu: Özgürlükten kaçış mekanizmasının sonuncusunu açıklamadan önce normal birey ve normal olmayan birey ayrımını yapmak gerekir. Normal birey toplumun ondan beklentisine cevap verebilen, düşünce ve eylemlerini toplumsal normlarla uyum içinde gerçekleştirebilen bireydir. Normal olmayan birey ise ya uyum sağlamada başarılı olamayan ya da ondan beklenenler karşısında öz benliğini/kimliğini teslim etmeyi reddeden kimsedir. Modern bilim bu noktada işlevsel rol oynamaktadır; bireylere ne fazla üzgün, ne fazla heyecanlı olmayan normal kimlik kılavuzu oluşturmuş, bireyin istenmeyen duygu ve tutkularını tabulaştırmıştır. Robot uyumluluğu mekanizması modern bireyin kendi ile dünya arasındaki tutarsızlığı ortadan kaldırmak için kullandığı bir yöntemdir. Bu modern toplumda geliştirilen en yaygın mekanizmadır çünkü en kolay yöntemdir. Birey her yeni kültürel kalıbın şeklini alabilecek kıvama gelmiştir.

Fromm’a göre robot uyumluluğu gösteren birey; düşünmesi, inanması, istemesi gerektiğini sandığı her şeyi eksiksiz uygular ama onun en büyük açlığı yaşama dair olandır. O, en başında söylediğimiz gibi özgür yaşama dair gördüğü en küçük kıvılcımda heyecanlanmakta ama onu hayal etmek dışında bir şey yapmamaktadır. Çünkü “ortalama bir insan için büyük bir gruba ait olmamanın hissi kadar dayanılmaz bir his yoktur.”

 

 


Kaynakça

Fromm, E. (1941). Özgürlükten Kaçış. Çev. Şemsa Yeğin. İstanbul: Say Yayıncılık.

Simmel, G.(1918).Modern Kültürde Çatışma. Çev. Tanıl Bora-Nazile Kalaycı-Elçin Gen. İstanbul: İletişim Yayıncılık.

Görseller

https://airfreshener.club/quotes/theme-freedom-paintings.html

https://jolygram.com/profile/leventerdening/photo/1846311442603457367_1112497156

Karikatürler çizer Cem Güventürk’e aittir. Çalışmalarını şuradan: https://www.instagram.com/cemguventurk/?hl=tr  takip edebilirsiniz.

07-03-2019