Toplumsal Değer Üretiminde Sivil Toplumun Fonksiyonu

Daman Cansoy

Sosyolog

Yazar Hakkında

1987’de dünyaya geldi. Gazi Üniversitesi Çalışma Ekonomisinde lisansını, Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsünde uzmanlığını tamamladı. Sosyoloji, tarih, felsefe ve bunların dalları ilgi alanları içindedir. Ayrıca yeni yerler ve insanlar tanımayı pek seviyor, amatör olarak fotoğrafçılıkla ilgileniyor…


d_cansoy@hotmail.com


A+ A-

Sürekli hayatımızda gördüğümüz ve duyduğumuz ve şahit olduğumuz ve / veya olmadığımız birçok olay meydana geliyor ve bizi doğrudan veya dolaylı etkiliyor. Biz bireyler bunlardan algılarımız ve taşıdığımız değerlere mukabil etkileniyoruz (girdi) ve onları zihinsel formülasyonlarla biçimlendiriyor ve tekrar yeni formüller biçiminde çıktı olarak etrafımıza sunuyoruz. Burada değerlerimizin düşüncelerimiz ile alışverişi bu fonksiyonu icra ediyor. Bu rolü yerine getiren ve çıktıyı üreten değer - düşünce etkileşiminde girdileri, ilgili eleman olarak sahip olduğumuz değerlerimiz ile dönüştürürken, meydana gelen düşünce - fikir telakkisi ise dönüşen elemanı (çıktıyı) oluşturuyor. Yani bir algı - kavram süreci ve bu süreçten edinilmiş bir yargıya sahip oluyoruz. Bir yandan da bu süreç spesifik veya genel mevcut değer telakkimizi müspet veya menfi, tekrar, az veya çok etkileyip biçimlendiriyor. Yani çevremiz ile sürekli bir düşünsel ve değer temelli üretken bir algı süreci içerisindeyiz.

 

Toplumsal kimliğimizi şekillendiren bu alışverişimizin temellerinin atıldığı, ailemiz ve çevremiz ilk girdi araçlarımızı - dönüştürücü, kazanılmış değerlerimizi bir yandan bizim için üretip bize benimsetirken bir yandan da dolayısı ile çıktılarımızı sağlamaktadır. Öncelikle ailemiz ve ilk çevremiz tarafından gelecekte bizim kendimizi, kendi aynamıza baktığımızda kim olarak göreceğimiz bireysel kimliğimiz ve bu kimliğin yer bulacağı sosyal tabanlı kimliğimiz bize sunulmaktadır. İlerleyen süreçte, temel biçimlendirmenin akabinde çevremizdeki etkileşim süreçleri ve çeşitliliği her ne kadar farklı da olsa dikey bir yapılanma arz etmediği taktirde bizim aynı sosyal tabakanın bir elemanı olarak statik bir ortamda bulunmamız kaçınılmaz olacaktır. Ancak toplum içindeki hayatımızda yatay düzlemde de olsa hiyerarşik yapı içerisinde farklı görevlerde bulunduğumuzda, örneğin: A Derneğinde ve B Derneğinde farklı mevkilerde yer edindiğimiz ölçüde sosyal kimliğimiz ve aidiyet yapımız, farklı roller tedavül etmesi ile bu ölçüde iletken statülere kavuşacak ve çeşitlilik kazandığı gibi hiyerarşik / dikey görev icralarına atfen derinlemesine de gelişecektir.  Böylece değişen ve dönüşen ancak her ölçüde değer üreten / üretme gayesi taşımakta olan birey statik bireyden farklı olarak daima pratik ve üretken olacaktır. Bu tarzda üretken ve düşünsel birey ve toplumsal gruplar sivil toplumun ve çoğulcu grupların asli görev taşıyıcısı vazifesi görecektir.

 

Değer üreten toplum öz itibari ile sivil toplumun aktif olduğu toplumdur.  Statik toplumsal ögelerin ve aidiyet temalarının geleceğe dönük eşitlik temelli kırılarak bireysel, değer üreten özgür düşüncenin açığa çıkması ile sadece katılımcı birey ortaya çıkmayacak aynı zamanda katılımcı bireyin spesifik bir davranış biçimi olan çoğulcu yapılanmanın da önündeki engeller kaldırılmış olacaktır. Şu kadar ki, özgürlüğümüz / özgürlüklerimiz ve toplumsal aidiyete dayanan - edinilmiş / ürettiğimiz değerlerimiz / yargılarımız diğer toplumsal ögelerin tercihlerini menfi etkilemediği müddetçe meşruiyete hak kazanacaktır.  Her ne kadar literatürde iktidar aygıtına yönelik etkileşim ve yarar sağlama amaçlı olarak tanımlansa da, sivil toplumun düşünce üretmeye ve düşünce alışverişine dayalı temel oluşturan yapısı, örneğin: Çoğulcu (plüral) ekonomik bir gruba ait olan bir meslek örgütünde yönetim kurulu üyesi -  üye ve üye - üye fikir alışverişi ve buna bağlı bir misyon gelişimi özgür düşüncenin var olabildiği bir ortamda müspet vazife icra edebilecek ve toplumsal düzlemde değer taşıyıcı ve üretici bir fonksiyona, hem ilgili meslek örgütü vasıtası ile doğrudan hem de üyelerin işletmeleri / işyerleri vasıtası ile dolaylı biçimde sahip olacaktır. Örneklerde olduğu gibi sivil toplum ve çoğulcu yapı toplumdaki özgürlüğe, serbest düşünme ortamına katkıda bulunacak ve kişi hak ve hürriyetlerinin işlevselleştirilebilmesi için uygun zemini hazırlayacaktır. Böylece sivil toplum ve plüral gruplar toplumsal, yatay ve dikey hareketliliği ve paylaşımcılığı, etkin bir işbirliği ile hazırlayacak ve dayanışma ile geliştirip temin edecektir.

 

Edindiğimiz bireysel ve toplumsal kimliğimizin yeri bu süreçte, bizim sivil toplumda nerede, hangi konumda olacağımızı, statümüzü, bize yapılacak atıfları, ürettiğimiz düşüncenin bize ve statümüze ve sivil topluma hangi katkıyı sağlayacağının işaretini verecek ve orada taşıyacağı anlamı belirtecektir. Bu bağlamda çoğulcu gruplarda sağlanmış işbirliği birey - grup etkileşimini sağlayacağı gibi bu temel üzerinden grup - toplum etkileşimini de sağlayacak ve nitelikli toplumsal ilerlemeyi de zaman - mekan birlikteliğinde ortaya koyarak düşünsel soyut değer esası üzerinden somutlaştırıp toplumsal kurumlar ve bunların yapıları bazında hayata geçirecektir.

 

Katılımcı ve dinamik bireyler, sivil topluma dayalı yapısı ile hem dikey ve yatay değer edinimi ve çıktısı hem de düşünce alışverişi yolu ile ilerletici toplumsal değişimlerin önünü açmış olacaktır. Bu bağlamda sivil toplum ve örgütlü gruplar itici bir güç olarak topluma ve değişime hız kazandıracaktır. Düşünsel - üretken ve buna dayalı müspet - reel değişim ögeleri taşıyan bir toplum gelişme ve ilerleme basamaklarını göreli olarak hızlı bir şekilde çıkacaktır. Hızlı ve birey - toplum - örgüt üçleminde yararlı bir toplumsal ilerleme için özgür düşüncenin ve düşünce üretiminin sivil toplum içinde yer edinip gelişmesi ve paylaşılması toplumu aktif tutacak ve geleceğe taşıyacak bir etken vazifesi görecektir.


Kaynakça

Kaynakça:

Resim:

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/eller-insanlar-bag-baglanti-3184422/

27-08-2020