Tecrübe Haritası

Tuğba Şeker

Mimar

Yazar Hakkında

Antalya Bilim Üniversitesi Mimarlık bölümü mezunu. Mimari programların yanı sıra el çiziminin hâlâ değerli olduğunu düşünür ve çizer. Resim, mimari, sinema ve kitaplar ile ilgilidir. 


tugbaseker07@gmail.com


A+ A-
          Mimarlık öğrencilerine projeye başlarken öğütledikleri şeylerden biri de şu: mekanı hisset! Yani proje tasarımının yapılacak yerini iyi anla, orayı yaşa ki tasarımın da oraya uygun olsun. O yüzden de tasarımın başında alan analizi için proje alanına gidip veri toplarız. O alanın iklim özelliklerini, alanın çevresinde neler olduğunu, hatta alana ait fotoğrafları vs. internetten artık gayet kolayca bulabileceğimiz halde neden hâlâ gidip de alanı gezeriz? Tekrar söyleyeyim: mekanı yaşamak için! Alana gider, gördüklerimizi fotoğraflar, birtakım notlar alır sonra bunları düzenleyip sunar ve tasarımda nasıl kullanacağımıza karar veririz. Oraya giden öğrencilerin topladıkları veriler aşağı yukarı birbiriyle aynı olduğuna göre neden her projede farklı tasarım, farklı fikirler vardır? Her öğrenci orayı farklı hissettiği, algıladığı için.

           Üniversitedeyken Mapping 21. Yüzyıl Kavramları İçinde Günümüz Şehirleri dersinde hocamız bir proje istemişti. Günlük hayatta sürekli gidip geldiğimiz bir rota belirleyip (ev-okul arası, kafe-ev arası gibi) başlangıç ve bitiş noktaları aynı olması şartıyla o yere her zaman gittiğimiz güzergahtan değil de farklı yollardan gidip, deneyimlerimizi gösterecek bir psikojeografik harita yapacaktık ya da bir diğer deyişle “tecrübe haritası”. Bu tecrübe haritasında 5 duyu organımızdan faydalanıp harita üzerinde hangi noktalarda hangi tecrübeleri edindiğimizi gösterecektik. Ben Antalya Kaleiçi'nde belli bir duraktan otobüsten indikten sonra yürüyerek gittiğim bir kafeyi seçmiştim. Antalya’yı bilen bilir, Kaleiçi’nin çevresindeki caddelerde yaya yolları da çok kullanılır; çok fazla kafe, mağaza vs. olduğu, Kaleiçi'ne ve denize yakın olduğu için yürümek de çok tercih edilir. O kafeye daha kısa sürede gitmek için de dümdüz yolu kullanıyordum ama tecrübe haritası için yolu da uzatarak Kaleiçi'nden geçerek kafeye ulaşmaya karar verdim. Mesela benim rotamda çok fazla kedi olduğu için rotanın üzerine kedi patileri çizdim, geçtiğim noktalarda aldığım kokuları sembolle gösterip güzel ve kötü kokan yerleri belirttim. Bütün bunları yaparken de cafeye ulaşmak için kullandığım düz yolun aksine yeni bir yol denediğim için bütün duyularım açık, etrafa meraklı gözlerle bakarak ilerlediğimden bu yolu resmen yaşamış oldum. Kısa süreliğine de olsa flaneur olmuştum!


Hocanın yine aynı derste bahsettiği bir terimdi bu: flaneur. Peki ne bu flaneur? Vikipediye göre: “Bir flâneur, endüstrileşmiş, çağdaş yaşamın keskin bir gözlemcisi olmaktan başka bir amacı olmaksızın toplumdan kopuk dolaşma yeteneğini temsil eden, kentsel refah ve modernliğin kararsız bir figürüdür.” Yani 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyılda henüz internet, bloggerlar ve vloggerlar daha ortada yokken mekanları gezen, orada oturan, oradaki insanlarla muhabbet eden bazı insanlar olurmuş. Tek işleri buymuş: mekanı deneyimlemek ve başkalarına tecrübelerini anlatmak. Bu kişilere de flaneur denirmiş. O zamanlarda flaneur'lerin en çok uğradığı yerlerden biri de dönemin meşhur sosyal alanı pasajlar yani ‘içinde dükkânlar bulunan üzeri kapalı çarşılar’mış. Tabi modernizmle beraber teknoloji de gelişince gezip gören flaneur’ların tecrübelerini dinlemek de tarihe karışmış; pasajlar da yerini alışveriş merkezlerine bırakınca flaneur'ler de azalarak yok olmuş.

           
Günümüzde sabah 8 akşam 5 mesaisi içinde işlerin arasında kaybolan; gün doğarken işe gitmek için, gün batarken eve dönmek için otobüslerde hiçbir yere dikkat etmeksizin saatlerimizi yollarda harcayan bizler; flaneur olmak için değil belki ama kendi tecrübe haritamızı kafamızda oluşturarak belki daha iyi yaşayabiliriz. Zaman o kadar hızlı akıyor ve gençliğin verdiği enerji yerini o kadar çabuk "Bu dünyada gördüm göreceğimi. " bıkkınlığına bırakıyor ki çevremizde neler olup bittiğini anlamadan tükeniyoruz. O yüzden her zaman indiğimiz duraktan 1-2 durak önce inip yürüyerek ya da gittiğimiz yoldan farklı bir yol deneyerek, bu da olmazsa her zamanki rotamızda duyularımızı biraz daha kullanarak yaşamı daha çok tecrübe edebiliriz. Ne diyorduk: mekanı hisset! Belki yarın senin de bir tecrübe haritan olur. Görüşmek üzere.




Kaynakça

https://en.wikipedia.org/wiki/Fl%C3%A2neur

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/almanya-arazi-avrupa-biblo-408503/

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/isik-kent-yol-insanlar-3760256/

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/isik-kent-yol-adam-4987614/

28-10-2020