Sosyal mesafe ve sosyal yaşantımız üzerine…

Feyza Ülkü Güzey

Sosyolog

Yazar Hakkında

Henüz çeyrek asırlık ömrüme bir çok şehir, bambaşka insanlar, mekanlar ve bir sosyoloji lisansı sığdırdım. Bir de çokca merak ve söylenecek söz. Bütün bunlar birleşince insan bir şeyler söylemeden yazmadan edemiyor. Şimdiye kadar biriktirdiklerimi paylaşmak için buradayım. Merakınız ve eleştirel düşünceniniz bitmemesi dileğiyle.


guzeyfeyzaulku@gmail.com


A+ A-

            Homosapiens dediğimiz insanın; var oluşunu ister evrime ister yaratılış hikayelerine dayandırarak ele alalım, başka canlı formlarıyla kıyasladığımızda doğada tek başına yaşamını sürdürmek adına pek yetenekli değildir. Kendisini soğuktan koruyacak ne kalın bir kürkü ne savaşacak büyük pençeleri ne de güçlü, keskin dişleri vardır. Basit bir bağlamdan insanı koruyanın sosyal ilişkileri ve aklını kullanabilme becerisi olduğunu söyleyebiliriz.                                    

Barınma için yüzyıllar öncesinde ağaç tepelerini, kovuklarını, mağaraları kullanırken günümüzde gökdelenler inşa etmekte; beslenmek için avlanıp koştururken, tarımda çığır açıp şimdi dünyanın tadını bilmediği, ismini duymadığı besinleri her yere ihraç edebilmekte; kendini savunmak için taş ve sopalarla değil uzay teknolojisinde silahlar üretebilmektedir. Tüm bu sonuçlara; insanın iş birliği ve doğasında bulunan sosyal dayanışma sayesinde geldiğini söylersek yanlış olmayacaktır.

Barınma, beslenme, yavru bakımı gibi son derece fizyolojik ihtiyaçlarında bir diğerine ve sosyal bir yaşama ihtiyacı olan insan, tarih içinde geliştirdiği iş bölümü ve sosyal roller sonucu genel geçer aile ve grup formları oluşturmuştur. Tarım ile uğraşan bir grubun nasıl daha fazla üyeye, kas gücüne ihtiyacı varsa sanayisi gelişmiş bir grubun da daha fazla uzmanlaşmış iş gücüne ihtiyacı vardır. Tüm bu süreçler zaman içerisinde gerek cinsiyete dayalı gerekse sosyal statülere dayalı iş bölümünün yaygınlaşması ve toplumların bunun etrafında şekillenmesine neden olmuştur.

                      

Kadının doğurganlık yeteneği daha fazla sağlıklı iş gücü temin etme, besleme iç güdüsü grupları oluşturmaya yardımcı olduğu gibi eril gücün ise grubu dış tehlikelere karşı koruması, güvenlik ve yiyecek temini ile cinsiyete dayalı roller ve iş bölümleri oluşmuştur. Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile bu iş bölümü salt cinsiyete dayalı olmaktan çıkmakla birlikte yeni ayrışma biçimleri ile uzmanlaşma noktasında başka gruplaşmalar doğurmaktadır. Fakat tüm bu iş bölümü, sosyal roller ve kabaca tanımlarsak bu ayrışmanın sonucunda bir birlikte yaşam sürdürme bilinci vardır. Bu durumda sosyal yaşantılarımızda beslenme, barınma kadar basit ihtiyaçlar ve fikir üretimi, grup oluşturma, daha felsefi ve dogmatik noktadan bir milletin üyesi olma, bir dine mensup olma, bir ülkenin vatandaşı olma gibi rollerde her zaman için korunmasa da bir sosyal yardımlaşma davranışı vardır.

                     

 Sosyal olarak yakın ilişkiler geliştiren insanlık; tarih boyunca özellikle savaş, afet anlarında birbirine yardımcı olmak noktasında diğer canlı türlerine nazaran daha fazla dayanışmaya yatkındır. Yaşlının korunması, engellinin gözetilmesi, bebeklerin güvenlik ihtiyacının sağlanması gibi. Günümüzde kalsiyuma ihtiyacı olduğu için kendi yumurtasını yiyen bir tavuk görebilir ama ekstrem bir vaka olmadığı sürece beslenmek için kendi yavrusunu/yumurtasını yiyen kadın yahut erkekler görmemekteyizdir. Bir saldırıdan kaçarken neslin devamı adına bir ceylan, yavrusunu geride bırakmak zorunda kalabilir fakat insan kendi canını tehlikeye atarak yavrusunu korumaya çalışmaktadır. Yani insan dayanışmaya, sosyal yakınlığa son derece ihtiyaç duymakta önem vermektedir.

                     

Sarılmanın dahi insanın stresini azalttığına, evli bireylerin daha uzun yaşadığına dair araştırma sonuçlarına ulaşırken günümüzde pandemi gibi bir gerçek ile yüzleşip sosyal mesafe bilinci kazanmak ile sınanmakta olduğumuzu düşünmek yanlış olmayabilir. Aslında sosyal mesafenin insan üzerinde bir stres alanı oluşturduğunu söyleyebiliriz. Akılcı bir sebep ile beden sağlığımız için birbirimizden uzak durmamız gerekirken sosyal arzularımız ve ruh sağlığımız için yakınlığa ihtiyaç duymaktayız. Bunun zor bir ikilem olduğunu söylemek gerek. Pandemi ilan edilip insanlar evlerine çekildiklerinde ya da devletlerin politikalarıyla sokağa çıkma yasakları ilan edilirken kısıtlamaların kalktığı bu günlerde en ihtiyaç duyduğumuz sosyal mesafeli yaşama uyum sağlayamamak bahsettiğimiz dayanışma ve yakınlık ihtiyacından mı kaynaklanıyor bilinmez. Sosyal mesafeyi korumakta onlarca sebebimiz olmakla birlikte -kalabalık şehirler, sayısı artırılmayan toplu taşımalar, kazanç odaklı işverenler…- tüm bu zorlu sürecin üstesinden gelebildiğimiz güzel günler için mesafeli dayanışma bilincine alışmaya başlamamız faydalı olacaktır diye düşünmekteyim.

Sağlıklı kucaklaşmalar dileğiyle.

 

 


Kaynakça

Not: Evrim Ağacı’nın https://evrimagaci.org/sosyal-mesafelendirme-neden-bize-tuhaf-hissettiriyor-8454  paylaşımından esinlenilmiştir.

04-11-2020