Şimdinin Gücünü İstiyor musun?

Fatma Ülkü Selçuk

Sosyoloji, Dr.

Yazar Hakkında

Fatma Ülkü Selçuk 1995 yılında ODTÜ ‘Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi’ bölümünden mezun oldu. 1999 yılında Ankara Üniversitesi’nde ‘Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri’ yüksek lisansını, 2007 yılında ODTÜ’de ‘Sosyoloji’ doktorasını tamamladı. 2005 yılında ‘Örgütsüzlerin Örgütlenmesi: Enformal Sektörde İşçi Örgütleri’ başlıklı kitap için Türk Sosyal Bilimler Derneğinin ‘Genç Sosyal Bilimciler Ödülünü’ aldı. 1999-2017 yılları arasında Atılım Üniversitesi’nde çalıştı. Yayınlarının bir kısmına şu linkten ulaşabilirsiniz: http://independent.academia.edu/FSelcuk


fuselcuk@gmail.com


A+ A-

Denizanasına benzetti

10 yıldan fazla olmuştur. Birgün Neval’le (gerçek ismi değil) laflıyoruz. Annesinin Alzheimerı ilerliyor.

Diyor ki: “Annem nasıl oldu biliyor musun? Denizanası vardır ya. Hani suyun hareketiyle bir o yana bir bu yana salınır. İşte öyle.”

Gözümün önünden kopan yaprağın bir başına kalışı, biçilen ekinin rüzgara kapılıp sürüklenişi geçiyor.

Anda olma arzusu milyonları büyülüyor

2000’lerin başından itibaren çok kişinin ağzından şu kelimeler dökülmeye başladı:

·        Anda ol!

·        Geçmiş ve gelecek seni tutsak etmesin!

·        Sorumluluk mu? Düşünmeyi bırak. Rahatla!

·        Pişmanlık hissetme!

·        Sadece dile, evrene bırak ve olsun!

Paketten afilli başka sözler de çıkıyordu.

Aklıma Oliver Sacks geliyor

Ne zaman birileri şimdinin gücünden bahsetse aklıma sinirbilimci Oliver Sacks’ın Jimmie vakası gelir.

Sacks vakayı aktarmaya sinemacı Luis Buñuel’den bir alıntıyla başlar:

“Yaşamınızı oluşturan temelin hafıza olduğunu fark etmeniz için ufaktan ufağa hafızanızı kaybetmeye başlamanız gerekiyor. Hafızasız bir yaşam, yaşam değildir... Hafızamız bütünlüğümüz, düşüncelerimiz, duygularımız hatta hareketlerimizdir. Onsuz hiçbirşeyiz...” (1)

Kendi adıma, Buñuel kadar ileri gitmiyorum. Birgün hafızasız kalsak bile yaşamı kıymetli görüyorum. Yine de Neval’in denizanası benzetmesi de aklımdan çıkmıyor.

Jimmie ne haldeydi?

Sinirbilimci Oliver Sacks Yaşlılar Evi’nden kliniğe transfer edilen 49 yaşındaki Jimmie’ye baktığında şunları düşünmüş:

“karmakarışık duygular içindeydim; hayatının böyle bir karmaşa içinde çözüldüğünü görmek çok hazin, saçma ve anlaşılmazdı. Notlarıma, “sanki etrafı unutma hendeği ile çevrilmiş ve tek bir varolma anına hapsolmuş biri gibi; soyutlanmış, geçmişi ve geleceği olmayan, sürekli değişen bir ana sıkışmış!” diye yazmışım ve ... Korsakov sendromuna sebep olmuş sıradan alkolün yol açtığı dejenerasyon diye ... not etmişim ... Aslında süreklilikten ve hafızadan tamamıyla yoksun olduğu düşünülürse bir ‘varoluş’tan bahsetmek mümkün olur muydu bilmiyordum ... bu adamın kökleri yoktu ... Hayat bağlantı olmadan nedir ki? ... Hume’a göre “biz” anlaşılamayacak bir hızda kendini tekrarlayan ve birbirini izleyen duyumların toplamıyız. Bir anlamda Humevari bir varlığa indirgenmişti. ...(Hume) hüzünlü bir şekilde bağlantısız, uyumsuz bir duruma indirgenmiş bu insan ile karşılaşmış olsaydı ne olurdu bilemiyorum.” (2)

Eckhart Tolle’nin peşine düşenleri gördüğümde

Kimsenin kaygı, korku, vesvese, saplantı ve takıntıdan kaynaklı olarak hasta düşmesini istemem. Esenliğimizi artırmak için ruh ve sinir bilim bulgularından yararlanmayı arzu ederim. Meditasyonun yan etkileri olabilse de farkındalığı artırmaya ve sakinleşmeye yarayabileceğini de kabul ederim.

Gelgelelim her derde deva gibi sunulan “meditasyon yap, anda ol, evrenle bağlantı kur” laflarından bunaldım.

Yıllar önce Şimdinin Gücü diye bir kitap okumuştum. Bugün hala kitapta bir terslik var diyorum.

Yazar Eckhart Tolle, milyonlarca satan bu kitabında Zen üstadı olarak gördüklerinden, Taocu ve Budist öğretilerden bahsediyordu. Sufizme ve  Hz. İsa’ya da atıflar yapıyordu. Bilişsel psikolojinin kullandığı birkaç tekniği spiritüel uygulamalar olarak sunuyor, varoluşçuluktan kavramlar serpiyordu.

Kitapta adeta bir potpuri yapıyordu.

Teizmi övüyordu (sayfa 166). Her nasılsa araya Brzezinski’yi de sıkıştırıp Rusya ve Çin’dekilerin “daha iyi bir dünya” arayışını kanlı katillik şeklinde sunuyordu. Cennetin peşine düşersen felaket getirirsin diye uyarıyordu (sayda 78).

Ama örneğin Fransız İhtilali’nin ardından 100 yılı aşkın süreyle devrim karşı-devrim sürecinde akan kandan bahsetmiyordu.

Sömürge peşinde koşanların dağlar kadar madde biriktirmek üzere milyonlarca insana nasıl kıydığına da kitapta yer yoktu.

Eckhart Tolle’nin çocuğa, yaşlıya, muhtaç olana, birbirimize olan sorumluluğumuza dair dosdoğru birşey yazdığını hatırlamıyorum.

Tolle kitapta çokça  “acı-bedenini bırak” “şimdide ol” “varlığı hisset” “aydınlan” diyor (3).

Milyonlarca kişi Eckhart Tolle’nin söylediklerinin cazibesine kapılıyor.

Bense iki sorunun yanıtını hala merak ediyorum.

Tolle nasıl cevap verirdi?

Şu durumlara Tolle ne derdi merak ediyorum:

1. Tolle’yi 1970’ler Şili’sine ışınlayalım. Salvador Allende 1970 yılında seçimle iktidara gelir. Sağlık ve eğitim sistemini parasız yapar çocuklara süt dağıtır. Bu arada halk yararına bir miktar da millileştirme yapar. Allende hükümetine karşı Amerikan devleti harekete geçer. Kaos ve ekonomik darboğaz yayar. Kamyoncular grevi başta olmak üzere çeşitli eylemleri organize edip fonlar. Birkaç yıl sonra da on binlerce kişinin işkence gördüğü ve öldürüldüğü Pinochet darbesini.

Ne dersiniz? Bu ortamda sizce de Tolle “geçmiş ve gelecek sadece ilüzyondan ibaret, bağdaş kur, nefese odaklan, varlığı derinden hisset ve Ommm de” mi derdi?

2. Şimdi de Tolle’yi 1920 Türkiye’sine ışınlayalım. Ülkeyi madde peşinde koşan birkaç ülke gücü işgal etmiş katliam yapıyor.

Bu durumda Tolle bize “boşver vatan savunmasını filan bunlar senin zihninin yanılsamalı oyunlarından ibaret, bir kovuğa gir, kendi içinde derin bir biçimde köklen ve bağışıklık sistemini güçlendir” mi derdi?

Tolle aydınlanmış bir guru edasıyla pırıltılı bir paket sunuyor.

Paket bana ne çağrıştırıyor?

Toplumsal hafıza, sorumluluk ve umuttan vazgeçmeyi...

·        Ekinler, köklerini kaybeder

·        Kopan yapraklar rüzgarda savrulur

·        Denizanası bir o yana bir bu yana salınır

 

Bu pakete gerçekten de talip olmak istiyor musun?

 


Kaynakça

Metin için kaynak

(1) Oliver Sacks “Kayıp Denizci”, Karısını Şapka Sanan Adam (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2007) içinde, sayfa 41.

(2) Oliver Sacks “Kayıp Denizci”, Karısını Şapka Sanan Adam (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2007) içinde, sayfa 47.

(3) Eckhart Tolle, Şimdi’nin Gücü: Gerçeği Arayanların Mutlaka Okumaları Gereken Bir Kitap (İstanbul: Akaşa, 2003).

Görsel kaynaklar

1) Photo by Ferdinand Stöhr on Unsplash https://unsplash.com/photos/wLkR5BkA84M

2) Photo by Izabela Monick on Unsplash https://unsplash.com/photos/HEsHV6KJLSg

3) https://www.azquotes.com/author/2159-Luis_Bunuel

4) http://utpa-mmartinez23.blogspot.com/2012/10/korsakoffs-syndrome.html

5) https://www.1001freedownloads.com/free-clipart/tango-face-sad

6) http://ensozler.com/soz/Gecmis-size-2365

7) https://www.unutulmayansozler.com/eckhart-tolle-sozleri-13.html

8) https://www.unutulmayansozler.com/eckhart-tolle-sozleri-15.html

9) https://haber.sol.org.tr/dunya/11-eylul-1973-sosyalist-allendeye-darbe-santiagoda-yagmur-var-33221

10) https://www.trthaber.com/haber/kultur-sanat/milli-mucadelede-kadinlar-fotograf-sergisi-354311.html

11)  Photo by David Torres on Unsplash https://unsplash.com/photos/OIl9uwiy10Q

09-12-2019