Peşin Hükümden Kaçılamıyor: Bilişsel Kapasite ve Önyargı

Borabay Kadirdağ

Bilişsel Bilimler

Yazar Hakkında

Borabay Kadirdağ, 2015'te ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi'nden mezun olmuştur. Daha sonrasında eğitim hayatında büyük bir değişiklik yaparak, aynı yıl yine ODTÜ'de Bilişsel Bilimler alanında yüksek lisans yapmaya başlamış, 2019 yılında yüksek lisansını tamamlayarak mezun olmuştur. Duygu kontrol metodlarının sınav stresine olan etkisini konu alan tezi tamamlanmış olup, yeni dahil olduğu alanda öğrendikleri kendisini çok etkilemiş ve bu, onu öğrendiklerini insanlarla paylaşmaya yönlendirmiştir."


borabay@medyacuvali.com


A+ A-

Uzuuun bir aradan sonra size tekrar katılabilmiş bulunmaktayım. Malum, tezim ile ilgili işlemleri yeni tamamlayabildim ve stres beni öldürüyordu. Ama gördüğünüz üzere hayattayım ve yeni bir konuyla karşı karşıyayım: Ön yargılar.


TDK’ya göre “ön yargı”nın tanımı şudur: Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikir.

Sosyal psikolojinin önemli çalışma alanlarından olan ve belirli bir süre önyargı şeklinde yazıldığını hatırladığım ön yargı, belirli kalıplara karşı oluşan inançlar doğrultusunda kendi bilişsel boyutu ile kalıpyargı (stereotip) denen olguyu oluşturur. 

Ön yargı açısından; bir ülkedeki göçmenler hakkındaki düşünceler, herhangi bir ülkenin vatandaşından beklenen davranışlar, bir kişinin inancı, siyasi düşüncesi, cinsel tercihi vb. özellikleri doğrultusunda hakkında düşünülenler örnek olarak verilebilir. İnsanlardan öte, canlı ve cansız varlıklar üzerinde de örnekler çoğaltılabilir. Peki bunun, insanın sahip olduğu bilişsel yetenek ile ne alakası var?

Bilişsel yeteneği de hepimiz biliyoruz ama tanımını hatırlamıyoruz. Her insanın sahip olduğu “muhakeme, sorun çözme, planlama, soyut düşünce, karmaşık fikirler yürütme gibi kabiliyetlerin tümü” (Gottfredson, 1997) diye tanımlayabiliriz bu olguyu. Hollanda’dan bir akademisyene göre ise, bilişsel yetenek ve ön yargı arasında ilginç bir ilişki var.

Tilburg Üniversitesi’nden Mark Brandt’ın araştırması, insanların bilişsel kabiliyetleri ile önyargıları arasındaki ilişkiyi temel alarak bir bağlantı kurmaya çalışmış. The College of New Jersey’den Jarrett Crawford’ı da yanına alarak, ABD’de 5914 kişiden veri alarak araştırmalarını yürütmüş. Bu veriler arasında sözlü yetenek ve 24 farklı grup açısından önyargılar da ele alınmış.

Şimdi size bu araştırmanın sonucunu burada yazmasam ve gidin kendiniz bakın desem, bakmadan önce sizde de bir ön yargı oluşur diye düşünüyorum. “Kesin şu grupta aşırı ön yargı vardır”, “eminim ki bu kişilerde ön yargı sıfırdır”, “bunlar zaten kabiliyetsiz insanlar tabi ön yargılı olacaklar” diyorsanız, tebrikler! Siz de ön yargılısınız!

Ama bu sorun değil. Neden mi? Çünkü Mark Brandt arkadaşımıza göre zaten insanların çok çok ÇOK azı ön yargılardan bağımsız hareket edebiliyormuş.

Ön yargılarından kaçamayan büyük çoğunluk içinse, araştırma sonuçları insan olarak genel düşünce yapımızla tutarlı görünüyor. Meğerse, bilişsel yetenek düşük de olsa yüksek de olsa bir fark etmiyormuş. Ön yargılı olan yine önyargılı kalıyor yani anlayacağınız. Tek fark ise, ön yargılı olunan gruplar.

Düşük bilişsel yeteneği olan insanlar daha liberal ve alışılmadık olan insanlara karşı ön yargılı oluyormuş. Ateistler ve LGBTİ mensupları birer örnek olarak verilmiş. Sonuçta bu grup mensuplarının “geleneksel” yapıdan farklı olduğu konusunda hemfikiriz. Öte yandan, yüksek bilişsel yeteneği olan insanlar da daha geleneksel ve alışılmış kalıplara karşı ön yargı besleyebiliyormuş. Bunun örnekleri de silahlı kuvvetler mensupları, dindar kesimler ve özel sektördeki üst yöneticiler olarak gösterilmiş.

Bilişsel yeteneğin insanı ön yargılardan uzaklaştırmadığını belirten akademisyen arkadaşımıza şahsen katılıyorum. İnsan ön yargılarından kaçamıyor. Özellikle belli bir grubun içine mensup olduğumuzda, bulunduğumuz gruba mensup olmayan insanlara karşı yaklaşımımız ön yargılı olabiliyor. “Bizden olmayan” kişileri ötelemek, hemen her gün hayatımızda olan bir durum oldu. Televizyondaki siyasetçisinden magazin programındaki sunucusuna, taraftar gruplarının birbirilerine karşı söylemlerinden farklı politik kesimlerin tartışma çıkaran sözlerine, hepsinde ön yargı ön planda ve bu durum, işi ayrımcılığa kadar götürüyor.

Kalıplarımızı aşıp ön yargılarımızdan kurtulamayız belki, ama bunların ötesine geçip düşünce yapımızda bıraktığı etkiyi azaltabiliriz. Bunun için de eğitim şart. Hem de küçük yaştan itibaren...

 

Borabay KADİRDAĞ

ODTÜ Bilişsel Bilimler Ana Bilim Dalı Alumnus

 


Kaynakça

·https://www.sciencedaily.com/releases/2016/07/160729110921.htm

·Gottfredson, L. S. (1997). Why g matters: The complexity of everyday life. Intelligence, 24(1), 79-132. http://dx.doi.org/10.1016/S0160-2896(97)90014-3

·Brandt, M. J., & Crawford, J. T. (2016). Answering Unresolved Questions About the Relationship Between Cognitive Ability and Prejudice. Social Psychological and Personality Science, 7(8), 884–892. https://doi.org/10.1177/1948550616660592

29-03-2019