Özgür Olma Sorumluluğu

A+ A-
         İnsan için en mutlu olan iyi bir aile, spor bir araba ya da zengin bir yaşam diyebiliriz. Diogenes için mutluluğun sırrı özgür olmaktır. Filozof yaşamı boyunca medeniyete karşı çıkarak başıboş bir özgürlük anlayışı içerisinde yaşamını sürdürmüştür. Diogenes`in bu özgürlük anlayışı 21. Yy insanı için anlaşılması zor bir durumdur. Modern dönem insanı için başıboş ve medeniyete karşı bir özgürlük kavramından bahsedemeyiz.

          Shakespeare`in “olmak ya da olmamak” sözleri felsefede varolmak ya da varolmamak kavramları ile karşılığını bulur. Özgür olmak, varolmak, varoluşunu gerçekleştirmektir. Bunu gerçekleştirme sorumluluğunda olurken özgür oluruz. Sorumluluk başıboş özgürlüğü, erdemli bir şekilde özgürlüğü kullanma haline dönüşür.

         Nietzsche`ye göre büyük bir evren tasavvurunda ufak bir kum tanesinin üst yüzeyinde, bir an için açıklayıcı bilgiyi icat eden akıllı hayvanların birbirine karmaşık sürtünüp uyuşmuş yığınları olarak yaşamaktayız. Kendi doğamıza aykırı olarak medeniyetler kurarak bir sistem içerisinde yaşayarak en ilginç halimizi aldık. Medeniyet olarak geliştirdiğimiz bu sistemler insanın yaşam alanına uygun olarak gelişmemektedir. İnsana uygun olarak gelişmeyen medeniyet insanı gereksiz kılmaya devam etmektedir.
         Medeniyet insanı doğumu içine alarak kendisi dışındaki tüm algıları bireye kapatır. Kendi kurallarını hakikat ve tek olarak gösterir. Bu algıdan kurtulabilen az sayıdaki insan kötü olanı tümü ile görmeye başlar. Dışarıda olup kötü olanı hissetmek, sistem içerisinde hiçbir şey hissetmemekten daha iyidir. Sistem içerisinde kalan insan varoluşunu gerçekleştiremez. Doğasına aykırı yaşayan insan kendisini ortaya koyamayacağı için özgür değildir.

         Gelişen medeniyetin ürünü olan sistem dışına çıkmak, varoluşa adım atmak kolay bir şey değildir. Burada toplum kendisi dışında yokluk, acı ve yok oluş ile başbaşa bırakır. Sistem içerisinde özgür olmadan sorgulamadan sürülen bir yaşam insanı doğası dışında bir kargaşa, yoğunluk içerisine sokacaktır. Medeniyetin, insan türüne uygun şekilde gelişmemesi, alacağımız en küçük kararın bile insanlık için bir ölüm kalım savaşı olması ile sonuçlanacaktır.

        Sistem bize ihtiyaç olmayan şeyleri ihtiyaç yaparak, yepyeni hazlar sunmaktadır. Bireye verilen yapay hazlar, çekici tüketim çılgınlığı insanı içine çeker. Bu noktada varoluşa, insan olmaya atılacak adım acı vericidir ve kaygı uyandırır. Doğumundan beri bilincine koyulan birey olma korkusunu yaşar insan. Özgürlüğe atılacak bu adım da içimizde olan sistemdeki hazlardan ve bilmemenin verdiği korkuyu geride bırakmaktır. İçimizdeki bu özgür olmamamızı isteyen kısmımızı söküp atmalıyız.
        20 lira parası olan bir insan ile zengin bir insan arasında hangisi daha özgürdür diye bir karşılaştırma yaparsak, toplumda zengin insan için yat, kat alma ve lüks otomobil kullanma zorunluluğu vardır. Toplum zengin insanı yata biner baskısı ile bireyi kısıtlar. Zengin birey kendi istem doğrultusu dışında yaratılan bir yaşam formu içinde hareket etmekle zorunlu tutulmuştur. Cebinde 20 lira parası olan bireyin bu parayı nasıl harcadığına kimse karışmaz. 20 lira ile şunu yapsaydın daha iyi olur, bunu mutlaka yapmalısın zorlaması olmayacaktır. Hatta o 20 lirayı bir başkasına verseniz bile kimse neden verdiğinizi sorgulamayacaktır. Bireyi ve özgürlüğü gelişen medeniyet unsuru altında maddi hale getirilerek değersizleşmiştir. Tüketmek bizi iyi hissettiren bir hal almaktadır. Birey ve özgürlük değersizleştirilerek insanı en kötü en düşük ve en değersiz halini aldırıyor. İnsana uygun olarak gelişmeyen medeniyet bizlere sunduğu şeyler sadece kendimizi daha az kötü hissetmemizi sağlıyor.

      Özgürlüğü post-modern dönem tüketim ve ekonomi üzerinden değerlendirdik. Bireyin özgür olmasına giden yolda medeniyet ile sürtüşmesini sorumlu olma durumuyla aşabilir. Burada sorumlu olunan bireyin topluma ya da devlete karşı tutumu değil, bireyin kendisine karşı olan zorunluluğudur. Bu zorunlu olunan şey bireyin kendisini ortaya koymaya çalışmasının sorumluluğudur.

Kaynakça

 Abdülkadir Çüçen – Varoluş Filozofları

Resimler kaynak: http://marksist.net/okurlarimizdan/marksizm-ozgurlestirir

                              https://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/334674.aspx

17-06-2019