Osmanlı'da Oryantalist Tavır


Diğer Yazıları

A+ A-


Oryantalizm kelimesinin sözlük anlamı TDK sözlüklerinde kısaca “doğu bilimi”, daha detaylı olaraksa “Avrupa'ya göre doğuda yer alan ulusların dillerini, tarihlerini, kültür ve törelerini inceleyen bilim.” olarak geçer. Yabancı dil sözlüklerinden ve oryantalizm üzerine yapılan çalışmalardan derlenirse oryantalizm, Batılı ülkelerin Doğu hakkındaki düşüncelerini, merakını belirtirken aynı zamanda Doğu kültürlerine dair izlerin bulunduğu çalışmaları kapsayan bir sanat tarihi terimidir. Bu çalışmalar ya da sanat eserleri Batı kültürlerinin perspektifinden bir Doğu kültürü çizer. Kimi durumlarda oryantalizm ya da şarkiyatçılık olumsuz bir anlam içerirken, kimileri Doğu hakkındaki araştırmaları desteklediğini savunmaktadır. Oryantalizm meselesinde temel sorun Doğu ve Batı’yı neyin ve kimin temsil ettiğidir.

Oryantalizm, Edward Said’in 1978’de yayınladığı Oryantalizm(Şarkiyatçılık)’den beri daha fazla tartışılır olmuştur. Said, oryantalizm derken birbiriyle ilişkili birkaç şeyi işaret ettiğini belirtir. Bu çokanlamlılık oryantalizmle ilgili tartışmanın ana eksenini oluşturur. Çünkü yukarıda da bahsedildiği gibi Doğu ve Batı’yı simgeleyenin ne/kim olduğuna göre bambaşka biçimlerde okunabilir. Kavram Avrupa’da doğduğu için Avrupalı kültürler ya da Hristiyan topluluklar Batı’yı temsil etmektedir. Bu durumda, Avrupa’nın doğusu olan Asya, Orta Doğu, Uzak Doğu da Doğu’yu oluşturmaktadır. Elbette burada bahsedilen Doğu ve Batı tam olarak coğrafi tanımlar değildir. Bu kutuplaşma Batılı ve Batı-dışı olarak tarif edilen kültürler arasındaki farklılıkları anlatır. Bu yaklaşımın sorunlu olduğu açıktır; her ne kadar devletlerarası siyasi sınırlar belirlenmiş olsa da kültürler kesin çizgilerle birbirlerinden ayrılamaz. Buna rağmen birçok ülke Oryantalist perspektifle diğerlerini ötekileştirmektedir.

Said’in oryantalizm hakkındaki düşüncelerine dönersek oryantalizm, yalnızca Doğu üzerine araştırmaları ya da Doğu ve Batı arasındaki farklılıkları düşünme biçimi olarak ifade edilemez. Oryantalizm aynı zamanda Batı’nın Doğu üzerinde egemenlik kurma biçimidir. 18. ve 19. Yüzyıllarda sömürgeci amaçlar için zemin görevi görmüştür. Batılı perspektiften bakınca Doğu kültürleri egzotik ve ilgi çekici olduğu kadar gelişmemiş ve durağan toplumlardır. Böylece Batı, Doğu’yu tanımlarken kendini de onun zıttı, yani gelişmiş ve ilerlemeye hazır bir toplum olarak tanımlayabilmiştir. Gelişmiş Batılı toplumlar geri kalmış ve durağanlıkları yüzünden dış dinamikler olmaksızın gelişemeyecek Doğu’yu modernleştirmeyi kendilerine görev edinmişlerdir.

Peki, Osmanlı İmparatorluğu bu oryantalist söylemin neresinde yer alıyor? Osmanlı İmparatorluğu Müslüman, Doğulu bir toplum ama aynı zamanda modernleşmenin gerekliliğini erken fark eden bir devlet olarak ikisinin arasında gibi görünüyor. Coğrafi olarak dahi Doğu ve Batı’nın kesişim noktasında yer alıyor. Osmanlı kesin olarak Batılı oryantalistlerin hedefindeydi ancak farklı perspektiflerden de kendisinin oryantalist olduğu suçlamasıyla karşılaşmıştır. Ussama Makdisi “Osmanlı Oryantalizm” inde her ulusun kendi doğusunu yarattığını söylemiştir. Batı odaklı modernleşmenin yaşandığı bir çağda bu söylem doğru olabilir. Modernleşme hareketleri, gelişmiş toplum olmanın koşutu olarak güç gösterisi haline gelip devletlerin birbiriyle rekabete girmesine yol açmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda modernleşme Batılılaşma ile eş tutulmaktaydı. Bu nedenle Osmanlı Türk elitleri kendi doğusunu ötekileştirerek kendilerini Doğu ile Batı arasında bir noktada konumlamışlardır.

Osmanlı Oryantalizmini tartışabilmek için modernleşme dönemini incelemek gerektiği açıktır. Osmanlı İmparatorluğu 19. Yüzyılda gelişme için Avrupa’nın seviyesine ulaşmaya çalışsa da daha eski tarihlerde tek başına güçlü bir devletti. Osmanlı, İslami birlik politikasıyla Hıristiyan Avrupa’nın karşısında yer alıyordu. Ancak 18. Ve 19. Yüzyıllarda dini otoritelerin zayıflamaya başladığı dönemlerdi. Önceki yüzyıllarda Osmanlı toplumundaki ayrışmalar dini kaynaklıyken 19. Yüzyılda ulus devlet bilinciyle etnik farklılaşma görülmeye başlanır. Osmanlı’nın etnik olarak farklılaşan ‘diğerleri’ modernleşmenin ve gelişmenin yalnızca Osmanlı Türk elitleri için olduğunu düşünmüş olabilir. Makdisi de Osmanlı’nın modernleşen merkezinin devletin geri kalanından ayrı tutulduğunu düşünmektedir. Sidon ve Baalbek’te çıkarılan eski eserlerin İstanbul’daki İmparatorluk Müzesi’ne götürülmesini yerel eserlerin kaçırılması olarak eleştirir.

Aslında bu bakış açısıyla Makdisi bizzat kendisi Arapları ötekileştirmektedir. Çünkü ulus bilincine rağmen eserlerin çıkarıldığı topraklar o dönemde hala Osmanlı İmparatorluğu’na ait arazilerdir. Orada yaşayanların Arap ya da farklı etnik kökenden olması çokuluslu yapıya sahip devlet anlayışında bir şey ifade etmez. Makdisi, bu bakış açısıyla, Arapların yoğun olarak yaşadığı toprakların Osmanlı İmparatorluğu tarafından sömürgeleştirildiğini ifade eder. Eğer fetih ve sömürgeciliği eş tutarsak Osmanlı İmparatorluğu’nu sömürgeci bir güç olarak atfedebiliriz. Ancak 18. yüzyıldan sonra birçok ulus, ulus devlet bilinciyle geçmişte fethedilen topraklar üzerinde kendi devletlerini kurmuştur ve bu hareketler sömürgelerin özgürleşmesi olarak okunmaz. Bu durum etnik milliyetçiliğin oluşmasının bir sonucudur.

Osmanlı oryantalizmi söylemi, arada kalmışlığı nedeniyle sorunlu bir meseledir. Osmanlı İmparatorluğu sömürgeci bir rol oynamamış veya Doğu’yu egzotik bulmamıştır. Ancak Osmanlı elitleri 19. yüzyılda modernleşme süreciyle gelişirken kendi doğusunu gelişmemiş ve geri kalmış olarak nitelendirmeye yatkınlardır. Milliyetçi hareketlerin etkisiyle diğer ulusları ötekileştirmişlerdir. Aynı zamanda gelişmenin simgesi olan Avrupa’ya yaklaşmak için diğer İslam topluluklarından kendilerini ayrı tutmak istemişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu, sömürgeci faaliyetler ve Doğu araştırmaları kapsamı dışında, yalnızca ötekileştiren tavrıyla oryantalist olarak nitelendirilebilir.


Kaynakça

[1] “Cambridge Dictionary” Cambridge University Press, erişim tarihi: 19.04.2020,      https://dictionary.cambridge.org/dictionary/english/orientalism

[2] Eldem, Edhem. “Ottoman and Turkish Orientalism.” Architectural Design 80, No.1 (Ocak 2010) :26 – 31.

[3] Kayapınar, M. Akif, “Ussama Makdisi ve ‘Osmanlı Oryantalizmi’.” DÎVÂN İlmî Araştırmalar 20 (Ocak 2006): 311-317.

[4] Kechriotis, Vangelis, “Postcolonial criticism encounters late Ottoman studies” Historein 13(2013): 39-46.

[5] Makdisi, Ussama. “Ottoman Orientalism.” The American Historical Review 107, No. 3 (Haziran 2002): 768-796.

[6] Said, Edward. Orientalism. New York: Random House, Inc, 1979.

[7] Türk Dil Kurumu Sözlükleri, erişim tarihi: 17.05.2020,

      https://sozluk.gov.tr/ 

Fotoğraf

www.freepik.com

17-05-2020