Organik Arıcılık Bir Zorunluluk mu?

 

Arı ürünleri çok eski zamanlardan beri insanlar tarafından tüketilen bir gıda maddesidir.

Sadece bir gıda maddesi olmasının da ötesinde kimi zaman bir şifa kaynağı,kimi zaman bir güzellik iksiri, kimi zaman bir ilaç olarak görülmüştür. M.Ö. 3000’li yıllarda tedavi edici özelliklerinden yararlanıldığına dair pek çok kaynak söz konusudur.

Bizim sosyal yaşamımızda bal öyle önemlidir ki, onunla ilgili onlarca deyim, atasözü, tanım oluşmuş yaygın bir şekilde de kullanılmıştır.

Günümüzde tarımsal üretimin tüm alanlarında çevre kirliliğinin artması, daha yüksek miktarlarda ürün elde etmek amacıyla tarımsal girdilerin yoğun ve bilinçsizce kullanılması, insanların ne yediğini bilmediği ciddi bir gıda güvenliği tehlikesini oluşturmuştur.

Tüm arı ürünleri de yaşanan bu süreçten etkilenmiş ciddi anlamda bir güvenilirlik sorunu baş göstermiştir.

Bu güvenilirlik sorunu sadece soyut söylemlerden oluşmamaktadır. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca sahte ve hatalı gıdaların tespitine yönelik yapılan her çalışmada ismi teşhir edilen firmalar arasında çok sayıda bal üreticisi firmaya da rastlanılmaktadır.

Sorunun bir ayağında, merdiven altından yüksek teknoloji kullanılarak oluşturulan laboratuarlarda yapılan üretime kadar glikoz şurubu vb. maddelerin karışımı ile elde edilen ve piyasada sahte bal olarak bilinen ürünler yer almaktadır.

Güvenilirlik problemine yol açan diğer konular ise arıcıların kimi zaman daha yüksek ürün alma çabası, kimi zaman hastalıktan korunmak ve verimi artırmak adına yapılan yanlış uygulamalar, kimi zaman da konaklama yerinin özelliklerinden kaynaklı olumsuzluklardır.

Bal akım döneminde de;- Günlük şeker şurubu takviyesi ile varrova ile mücadele adına arılara zarar veren, arı ürünlerinde kalıntı bırakan insektisit, akarisit grubu ilaçların kullanımı- Antibiyotiklerin hastalık dönemleri dışında da yoğun kullanımı, - Ucuz olduğu gerekçesi ile sanayinin çeşitli dallarında kullanılmış bal mumunun arılara veriliyor oluşu, - Arıcılığın çevresel kirliliğin yoğun olduğu kent merkezleri, sanayi bölgeleri vb. alanlarda yapılıyor oluşu başlıca hatalardır.

Tüm bu hatalı uygulamalar tüketiciler nezdinde arı ürünlerinin itibarını, güvenilirliğini zedelemektedir.Organik arıcılık, arı ürünlerine ilişkin duyulan bu güvenilirlik problemini çözme adına tüm sorulara cevap verme özelliği taşımaktadır.

Ülkemizde organik tarıma ilişkin kurallar TR 27676 sayılı Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik uyarınca yürütülmektedir.

Bu yönetmelik hükümleri çerçevesinde organik arıcılık dört temel nokta üzerinden hareketle değerlendirilebilir.

1-ARICILIKTA KULLANILAN MALZEMELERİN ÖZELLİKLERİ

Arıcılığa başlamak için temel malzemenin başında kovanlar gelmektedir. Organik arıcılıkta bu kovanların özellikleri belirlenmiştir. İlgili yönetmeliğin 22. maddesi 5 nolu alt bendinde “kovanlar çevreye ve arıcılık ürünlerine risk getirmeyen doğal malzemelerden yapılır” ve“konvanlar kimyasal boyalarla boyanamaz . Kovanlar propolis, balmumu ve bitki yağları gibi doğal ürünlerle kaplanır” hükmü yer almaktadır.

Bu hükümler uyarınca kovan mutlaka ahşap malzemeden yapılmalıdır.

Ahşap dışındaki malzemelerden yapılan tüm kovanların kullanımı yasaktır.

Kovanda metal çivilerin kullanımı, metal aksamı olabildiğince az olacak şekilde ayarlanmalı, metal aksamlar propolis, balmumu vb. ile kapatılmalıdır.

Boyama amaçlı en çok kullanılan materyal bezir yağıdır.

Organik arıcılıkta kovanların polen tuzaklı olması vb. özellikler bir zorunluluk olmayıp, kültürel uygulamaları kolaylaştırıcı etkisi nedeniyle tercih edilmesi gereken kovan tipleridir.

Balmumu çok güçlü absorbsiyon özelliğine sahip bir materyaldir. Bu nedenle geçmişte uygulanan antibiyotik uygulamaları, insektisit veakarisit uygulamaları kalıntıları çok uzun süreler balmumunda kalabilmektedir.

Organik arıcılığa organik balmumu ile başlamak gerekir.

Organik balmumu bulunamadığında üretici kendi balmumunu ya da piyasadan temin edeceği balmumunu kontrol kuruluşunun gerekli analizleri yaptırması ve balmumunun kalıntısız olması durumunda kullanabilir.

Kovanın alt kısmındaki tüm çerçeveler bu yeni balmumu ile değiştirilir. Bu durum ilk başlangıç yılına ilişkin olup, bu aşamadan sonra üreticinin kendi balmumunu üreterek kullanması gerekmektedir.

2-HASTALIK VE ZARARLILARLA MÜCADELE

Hastalık ve zararlıların oluşabileceği koşulların ortadan kaldırılması, kolonilerin güçlü tutulmasını sağlayacak tedbirlerin alınmasıorganik arıcılık için vazgeçilmez niteliktedir. Çünkü organik arıcılıkta kimyasal girdilerin kullanımı sınırlandırılmıştır.

Veternerlik ilaçları ancak zorunluluk halinde başvurulan uygulamalar durumundadır.

Herhangi bir hastalık dolayısıyla ilaç uygulaması yapılan kovanlar diğer kovanlardan izole bir alana taşınırlar ve tekrar geçiş sürecine alınırlar.

Ülkemiz arıcılığında en çok karşılaşılan problemlerin başında gelen varroa zararlısının mücadelesinde formik asit, laktik asit, asetik asit, oksalik asit, mentol, timol okaliptol, kafur gibi organik asitlerle bitki yağlarının kullanımına izin verilir.

Bu ürünler doğrudan kullanılabileceği gibi bunların ticari preperatları da satın alınarak kullanılabilir. Bu uygulamalardan hiçbirisi varroa da dayanıklılık problemine yol açmadığı gibi balda da insan sağlığı açısından zararlı bir kalıntı bırakmamaktadır.

3-ÇEVRESEL ŞARTLARIN UYGUNLUĞU

TR 27676 sayılı yönetmeliğimizin 22. maddesi 4 alt bendinde kovanların yerleştirildiği alanların özellikleri belirlenmiştir. “Arılar için yeterli miktarda doğal nektar , balözü ve polen kaynağı bulunmalı ve suya erişim imkanı olmalıdır.”

“Üretim bölgesinin 3 km yarıçapı içerisinde bulunan nektar ve polen kaynakları organik olarak üretilen ürünlerden doğal veya arıcılık ürünlerinin niteliğini etkilemeyecek bitki örtüsünden oluşmalıdır.” hükmü yer almaktadır.

“Kovanlar; kirlenmeye yol açması muhtemel olan kent merkezleri , otoyollar, sanayi bölgeleri, atık merkezleri, atık yakma merkezleri gibi tarım dışı üretim kaynaklarından uzak olmalıdır.”Organik arıcılığa başlamak isteyen üretici kovanlarını koyduğu çevreyi dikkatle incelemelidir.Muhtemel kirlilik kaynaklarını belirlemelidir. Yukarıda belirtilen kirlilik kaynaklarından herhangi biri var mı varsa ne kadar uzaklıkta bunlar belirlenmelidir.

Bilindiği gibi arılar 3 km’lik yarı çapta etkili olarak polen nektar toplamaktadır. Bu alanın doğal bitki örtüsünden oluşması ideal olanıdır.

Çevrede tarım yapılan alanlar söz konusu ise çiçeklenme döneminde bu tarımsal arazilerde hangi yoğunlukta kimyasal uygulama olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

Örneğin; yem bitkileri ekimi yapılan, buğday ekimi yapılan düşük girdili tarım tekniklerinin uygulandığı alanlarda da organik arıcılık güvenle yapılabilmektedir.

Arıların kışlama döneminde, çiçeklenmenin olmadığı dönemde yukarıda belirtilen özellikler aranmaksızın uygun alanlarda arılar kışlatılabilir. Baharla birlikte yine yukarıda belirtilen özellikleri taşıyan alanlara arıların nakledilmesi gerekir.

4-ARICILIKTA BAKIM VE YÖNETİM UYGULAMALARI

Yıl boyunca geleneksel arıcılıkta yapılan uygulamalardan birisi arılara besin takviyesi yapılması amacıyla şeker şurubu, kek vb. yiyeceklerin verilmesi işlemidir.

Organik arıcılıkta arılara dışardan şeker vb. verilmesi yasaklanmıştır.

Ancak koloninin devamı açısından bir zorunluluk söz konusu ise organik bal ve organik şeker kullanımına sınırlı oranda izin verilebilmektedir. Asıl olan sezon sonunda arıların kışı geçirebilmesi için kovanlarda yeteri miktarda bal ve polenin bırakılmasıdır.

Diğer arı uygulamalarından farklılık gösteren kimi uygulamaları ise şu şekilde özetlemek mümkündür. Bölme yoluyla kovanların çoğaltılmasına izin verilir. Dışarıdan koloninin yenilenmesi amacıyla ana ve oğulların oranı %10’u geçemez.

Bal hasatında kimyasal sentetik uzaklaştırıcı maddeler kullanılamaz.

Ana arının kanatları kesilemez.

Arıcılıkta yapılan tüm bakım işlemleri, konaklanan alanlar, bal verimleri, veterinerlik uygulamaları kayıt altına alınır ve kontrol kuruluşunun bilgisine sunulur.

Bu temel noktalara uygunluk gösterildiğinde, elde edilen ürünler organik olarak değerlendirilebilir.

ORGANİK ARICILIK SERTİFİKASI NASIL ALINIR?

Tüm bu koşullara bağlı kalarak üretim yapmayı hedefleyen bir üretici AKS Belgesi'ni alarak kontrol kuruluşuna başvuruda bulunur. Karşılıklı sözleşme imzalanır. Kontrol kuruluşu esas olarak yukarıda belirtilen dört ana noktanın denetimini yaparak arıcının organik standartlara uygunluğunu denetler.

1- Kovan şartları uygun mu? Yani boyasız, ahşap materyalden yapılmış bir kovanla işe başlanmış mı? 2- Balmumu organik olarak ya da bulunamadığı durumda kalıntısız olarak temin edilmiş mi? Bunun için başta antibiyotik, insektisit, akarisit, parafin gibi maddeler olmak üzere çevresel bir kirlilikten etkilenip etkilenmediğini görmek için pestisit kalıntı analizi gerek duyulması halinde ağır mater analizleri yaptırılarak doğrulama yapılır. 3- Çevresel açıdan kovanların konulduğu 3 km yarıçap içerisinde arı ürünlerini etkileyecek bir kirlilik kaynağının bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Kışlama alanı için arıların götürüleceği bir alan varsa bu alanlarda denetim kapsamına alınır. Bu alanların bir krokisi çizilerek kovan yerleri işaretlenir. 4- Arıcının yaptığı tüm işlemlerin ayrıntılarının görülmesini saglayacak kayıtlar oluşturması ve kontroller esnasında bu kayıtları kontrol kuruluşunun denetimine sunması gerekir. Denetimler esnasında tutulan kayıtlarla yapılan işlemlerin doğrulaması yapılır.

Tüm bu süreçleri uygun bir şekilde geçen arıcı, organik arıcılıkta uygulanan bir yıllık geçiş sürecini tamamlamış olur.

İlk yıl geçiş sürecinde elde edilen ürünler organik olarak değerlendirilemez.

İkinci yıl da aynı denetimler titizlikle sürdürülür.

Arıcı bu koşulları istisnasız yerine getirmişse , analiz sonuçları yapılan faaliyetleri doğruluyorsa kontrolleri takiben sertifikasyon işlemleri tamamlanarak üreticinin sertifikası yayınlanır ve elde edilen ürünlerin organik olarak satışına kontrol kuruluşu tarafından müsaade edilir.

Sonuç olarak ise artık ürünümüzün sadece kalitesini ıspatlayan kalıntısız sağlıklı bir ürün olduğunu gösterir bir belgeye değil çevreye ve doğaya saygılı bir üretim yaptığınızı, arıları doğal yaşamlarına uygun bir şekilde yetiştirdiğinizi gösteren bir sertifikanız var.

Tüketiciler açısından sorumuzun cevabı net ama şimdi kararı siz değerli arıcıların vermesi gerekli.

Organik arıcılık bir zorunluluk mu?

 

18-03-2015