Normal Olmak Neden Önemli?

Aybüke Yiğit

Psikolog

Yazar Hakkında

Merhaba, Her birimizin olduğu gibi benim de kendimi tanıtmak için kullandığım birçok kavram var. İnsan, evlat, psikolog, arkadaş… İnsanı anlama çabamda aldığım eğitim ve yaşantılarım doğrultusunda edindiklerimi naçizane sizinle paylaşmak istiyorum. Seni, beni, bizi ‘’insana’’ dair şeyleri anlatmak, fazlasını öğrenmek, ‘’ bir’’ oluşu kucaklayabilmek için buradayım. Hadi birlikte kendimizi , ‘’insan’’ denen karmaşık varlığı, anlamaya çalışalım. Yazmamı istediğin, merak ettiğin konu için önerilere açığım. Danışmak, fikir belirtmek, bir şeyleri paylaşmak istersen mail ile iletişime geçebilirsin. Kendinden bir şeyler bulmak için yazılarıma ve @psikolojiakis hesabımıza seni bekliyorum.


aybukeyigit24@gmail.com

@psikolojiakis


A+ A-

İnsan doğar, büyür, yaşar ve ölür. Bu döngü basit bir şekilde yaşamı ifade etmenin bir yoludur. Oysa yaşam var olmayı, varoluşu anlamlandırmaya çalışmayı ve yok oluşu kabullenmeyi de içinde barındırır. Basit bir şekilde ifade ettiğimiz bu döngüde hayatta kalabilmeyi sürdürmek hepimizin en büyük çabasını ifade eder. Henüz varlığımızı yeni yeni algılamaya başladığımız bir dönemde toplum denen kurumla karşılaşırız. Onu tanımaya, anlamaya çalışırız. İçinde yer edinebilmek adına birçok şey öğrenir ve uygulamaya koyuluruz. Peki bu şeyler nelerdir? Sosyalleşmemizi sağlayan, uyum yeteneği aşılayan, asırlar öncesinde oluşmuş düzeni tanımaya yarayan bir dizi kural. Bu kurallar bize toplum denen kurumun içerisinde neleri barındırdığını, uyum sağlamak için neler yapılması gerektiğini, toplumun neleri hazmetmekte zorlandığını, biz olma duygusunu, aidiyeti anlatır. Bizler bir aidiyet içerisinde kalabilmek, düzende huzur ve sükûneti destekleyebilmek adına kabullenici yaklaşırız bu kurallara.  Bu kurallar bizim için aynı zamanda bir hayat bilgisi değeri taşır. Temel beceriler, iletişimin altın kuralları, nezaket kuralları, insanlık adına insan olabilme kurallarını içerir.

Bu kurallar elbette bir sınır çizer hayatımızda. İki uçlu bir sınırdır bu. Tıpkı ruh sağlığını tanımlarken normal anormal kavramlarını iki uca yerleştirmemiz gibi kuralları da iki uca yerleştiririz. Bir ucu yapılacaklar, yapılması gerekenleri diğer ucu ise yapılmaması gerekenleri yerleştirilir.Yapılması gerekenler kısmını ‘+’ diğer kısmı ise ‘ –‘  olarak tanımlayabiliriz. Bu iki uç genel olanı tanıtır ve toplumda çoğunlukla bu geneli gözlemlemeyi öğretir. Artı kısmının içinde barındırdığı her şey bize normali tanımlar. Böylece kabul görmüş bir normal kavramıyla karşı karşıya kalırız. Normal bize neyi sağlar? Uyulması gereken kuralların düzeni oluşturması gibi normal olmak da toplumda bir olmayı sağlar. Örneğin tanıdık birini selamlamak, hava koşullarına uygun giyinmek, veznede sıra beklemek. Anormal dediğimiz şeyse yapılmaması gerekenleri barındıran, genele uymayan bu nedenle ‘’garip’’ olarak nitelendirilen şeylerdir. Örneğin toplum içerisinde yüksek sesle kimseye hitap etmeksizin konuşmak. Bize farklı olduğumuzu düşündürten, kendimizi sorgulamamıza ve hatta toplumdan ötekileşmemize neden olan durumlardır. Elbette bu durumlar genel gözlemleri kapsayarak ifade edilmiştir.

Normal ya da anormal dediğimiz kavramlar da tıpkı bir sayı doğrultusunda bulunan eksi bir ile artı bir arasını kapsayan çizgi gibidir.  Öğrendiğimiz yapılması gerekenler bize toplumun genelinde olması gereken algısını yaratır. Zihnimiz bunu toplumdaki diğer bireylere geneller ve günlük hayatta bunlarla karşılaşmaya dair bir beklenti oluşturur. Bu durumda anormalliği ise tam tersi olarak tanımlayabiliriz. Genele uymayan, nadir gözlenen bu nedenle ne olduğunu anlamakta zorlandığımız üzerine düşünmek yerine anormal kalıbına sığdırarak geçtiğimiz şeylerdir.

Her birimiz bu sayı doğrultusunda artı bir de kalabilmeye kendimizi adarız. Peki ama nereden gelir bu normal olma arzusu? Kendimizi tanımladığımız toplumda kabul görülme, sosyalleşebilme ihtiyacından. Belki de normal olamamanın ya da anormal olmanın yalnızlaştırılmasından. Ya da anormal olarak görülme ile birlikte karşılaşılabilecek olumsuz tepkilerden kaçınma, korkma halinden. Bir diğeri öteki olmanın anlaşılmazlığından. Elbette bunlar sadece birer ihtimal. Her birimizin bu soruya verecek onlarca cevabı vardır burada sayamayacağımız kadar fazla.

Sayamayacağımız birçok neden bizim normal olma arzumuzun ana kaynağını oluşturur. Her birimiz artı birin etrafında yer alabilmek için can atar,  içimizden eksi bire yol alanları hayretle izleriz. Hiç artı bir de bulunamayanlar ise zaten bizden olmayanlardır. Garip kabul edilen davranışları sergileyenlerdir. Ötekilerdir ve kabul edemediğimiz yanı ifade eder. O kadar ürpertici bir gerçek vardır ki hepimizin yaşam boyunca suratımıza bir tokat gibi zaman zaman çarpan. Hiç birimizin sürekli artıda konumlanması neredeyse imkânsızdır. Aslında toplum denilen kurumda tıpkı birey yaşantısı gibi hep git gele sahip olan genellikle sıfır civarında toplanan kalabalıklardır. Ne kimse tamamen artı bir de ne de eksi bir dedir. Sadece hepimizin içinde bulunduğu bu çizgide düşe kalka, ileri geri, sağa sola hareketlerimizi ifade eder bu durum. Eksiye yaklaşmak ‘’normal’ ’denuzaklaşmak dehşete düşürür bizi. Yine de normal olmayı sorgularız. Neden bu kadar önemli bizim için?  ‘’Neden kaçınırız anormal gibi görünmekten?’’ ‘’Nedir bizi anormalden kaçınmaya iten?’’ 

Anormal olarak tanımlananların ne kadar anlaşılmaz, tehditkâr, belirsizliklerle dolu olduğu gelir aklımıza. Tehditkâr olan anormal olmak değildir. Aksine toplumun yani bizlerin anormale atfettiği anlamdır. Olmaya korktuğumuz şey insanlıktan çıkmaktır. O büyürken öğretilen insan olma kalıbından çıkmak. Fark etmediğimiz şeyse içimizde her iki kutbu da bir arada barındırdığımız gerçeğidir. Kabul görmek, varlığımızı devam ettirmek için yarattığımız kalıptır gerçekçi olmayan. ‘’biz’’ i tek e sığdırmaya hatta hapsetmeye çalışan.

Oysaki atladığımız çok önemli bir nokta var hepimizin. İnsan zaten muammalarla dolu bir varoluşu ifade eder. Kişinin kendini bilmesi ne kadar zorsa insan denen karmaşayı da anlamak ve basit bir reçetesini çıkartıp ayırmak o kadar zordur.

 

 

Psikolog Aybüke YİĞİT

 

 

 

25-02-2021