Kitap İncelemesi: Ormanda Ölüm Yokmuş/Latife Tekin

Şeyma Bacın

Psikolog

Yazar Hakkında

‘’İsterseniz kitaplıklarınıza kilit vurun, ama zihnimin özgürlüğüne vurabileceğiniz ne bir kilit var ne de bir sürgü, ne de kapatabileceğiniz bir kapı.’’

                                                        Virginia Woolf


seymabacin@gmail.com


A+ A-

“Latife Tekin’ sözcüklerle başlanır. Şiirle okunur. Sessizlikle anlaşılır.”

                                                                                                                                 Haydar Ergülen


Latife Tekin’le ilk kez üniversite yıllarında bir ders sayesinde tanışmıştım. O yıllar post modernizme dair pek de çok şey bilmiyordum. Ancak ormanda ölüm yokmuş’a başladığımda, bu kitap bir ders aracılığıyla okutulan zoraki bir kitap olmaktan çıktı benim için. Yasemin ve Emin’in ormana adanmış hayatı, doğaya gösterilen saygı ve karakterlerin ruhlarındaki kendine has incelik beni benden almıştı adeta. Geçenlerde kütüphanemi tekrar düzenlerken bu mistik kitap gözüme çarptı. Sizi bilmem ama ben bir kitabı tekrar elime aldığımda öncelikle ilk kez okurken çizdiğim yerlere göz gezdiririm. İkinci el kitap edinmeyi de bu sebeple bir hayli severim. Sahaflardan eski bir kitap aldığımda altı çizili satır var mı diye mutlaka kontrol ederim. Bu ritüel kitabın ilk sahibiyle aramızda kurulan o olağanüstü iletişimmiş gibi gelir bana hep. Bu sebeple ilk kez okurken altını çizdiğim satırları bir daha okuma fırsatı buldum. Altını çizdiğim bu satırlar bana bu sıra dışı kitap hakkında bir iki kelam etme cesaretini verdi. 


Ormanda ölüm yokmuş, doğayla iç içe geçen bir hikayeyi okurların önüne seriyor. Resim yapmayı bırakmış bir ressam olan Emin ve hikayeler yazıp biriktiren onları adeta kendine saklayan Yasemin’in hayata dair olan uzun sohbetlerine tanıklık ediyoruz. Kalplerini kıran, ruhlarını derinden etkileyen aşklarının ardından toparlanmaya çalışan bu iki yakın arkadaşın birbiriyle ve ormanla dertleşmesini izleme şansı veriyor bizlere Latife Tekin. Ormanda ölüm yokmuş anlatımı akıcı ama anlaması zor bir kitap… İçerdiği şiirsellik ve imgesellik kimi zaman okuyucunun kafasında bazı soru işaretleri bırakıyor. Ama kitabın gizemi de tam bu noktada ortaya çıkıyor diyebiliriz. Karamsarlığa yenik düşmüş bir adamı ayağa kaldırmaya çalışan ona ruh üfleyen bir kadını muhteşem bir ahenkle okurla buluşturuyor. Ormanda ölüm yokmuş yazarın ilk kitabı “sevgili arsız ölüm ”ün ardından yazdığı çok ses getiren kitaplarından biridir. Yasemin ve Emin tıpkı isimleri gibi iç içe geçmiş iç dünyalarıyla hayatla ilgili söyledikleri sözlerle bizleri bir kere daha derinden yaralamayı başarmıştır. “Rüyalarda kimse kimseyi dinlemez” sözüyle başlayan roman kitap için okurlara bir ipucu verir adeta. Emin’in rüyalarında gördükleri bizi onun iç dünyasına sürükler. Varoluşun en güzel izlerini ormanda gezinirken bulmaları bu iki yoldaşın okurlara sunduğu bir edebi şöleni de beraberinde getirir.



Orman’da sessizce yürüyüş yaparken kendimizden başka güveneceğimiz kimse yoktur. Sadece orman ve biz… Ormanda ölüm yokmuş’u okurken de aynı duyguları hissettim. Sadece orman ve ben vardım. Uzun süredir bir kitaba kendini bu kadar kaptırmamış biri olarak, bu gerçeklikten uzaklaşma hali bana ilaç gibi gelmişti. Kitabın o büyüleyici atmosferi, iç içe geçen hikayeleri, Latife Tekin’i anlamaya çalışırken sarf ettiğim çaba beni kitaba daha çok bağlıyordu. Ormanda tek başına yürümek cesaret ister çünkü ormanda yürürken sadece yürümezsiniz. Geçmişle hesaplaşır geleceği düşünürsünüz. Orman aslında tüm bunları sorgulatan kocaman bir düşünce çukurudur. Cesaret ister ormana adım atmak ve ormanda yolculuğa çıkabilmek… Latife Tekin bunu başaran naçizane yazarlarımızdandır. Orman’da yürüyebilen o cesur kadın… Orman’da ölüm yokmuş, insanlar ağaçlardan korkmakta haklıymış sözüyle eko feminizme ışık tutan nadir eserlerdendir. Doğayı ve kadını özgürleştiren bir kavram olan eko feminizm Latife Tekin’in bu sıra dışı hikayesinde de yerini bulmuştur. Ormanda ölüm yokmuş muhteşem diyalogları ve monologlarıyla her bir satırının ayrı anlam içerebildiği kitaplardan biri… Emin’in zaman zaman ataerkil yanıyla boğuştuğu, rüyaların farklı anlamlara geldiği bu kitabı okurken daha önce edebiyata ve hayata dair bildiğiniz çoğu şeyi, ön yargılarınızı bir kenara bırakmanız gerekiyor. Tanrının birbirine emanet ettiği iki ruh, orman, ağaçlar ve yapraklar arasında süzülen bir hikâye… Yasemin’in zaman zaman yoran her şeyi herkesi anlamlandırma çabası ve bunun yanında Emin’in o kendine has vurdumduymazlığının yarattığı huzursuzluk…


Soyut kavramlar içinde kaybolan bir kitap, ormanda ölüm yokmuş. Zaten ismiyle de diğer kitaplardan kendini sıyırmak istiyormuş gibi geliyor okuyucuya. Orman ve ölüm kelimelerin birbiriyle tehlikeli dansı ve inanılmaz uyumu kitabın okura yansıttığı gizli sembollerinden de biri aynı zamanda. Geçmiş, şimdi ve geleceğin iç içe girdiği başlangıcı ve sonu olmayan bir roman. Kitabı okuduğunuzda bazılarınız onda gizli anlamlar bulacak, bazılarınız ise daha önce şahit olmadığınız sıra dışı hikâyeyi bulacak ama çoğunuz kendinden bir şeyler bulacak. Latife Tekin beni sözleriyle etkileyen yazarlardan biri… Kitabı okuduktan çok kısa bir süre sonra kendisiyle tanışma fırsatı buldum. Kitabından ve kendinden bahsederken o kendine has naifliği ve alçak gönüllüğü beni oldukça etkilemişti. Haydar Ergülen’in de kendisi için söylediği “biz onu şair sayıyoruz” sözü Latife Tekin’in iç içe geçmiş edebi kişiliğinin karmaşıklığını bizlere kanıtlar niteliktedir. Ormanda ölüm yokmuş, herkesin ömründe bir kez muhakkak okuması gereken muhteşem bir başyapıt. Ormanı ayaklarınızı altına seren, var olmanın verdiği kendine has acıyı bizlere bir kez daha hatırlatan bu eser için umarım içinizde bir parça merak uyandırmayı başarmışımdır.

Bir başka macerada görüşmek üzere,

Sevgiyle kalın

“Ölümü anlamaya çalışma, canlı bir organizmanın ölümü anlamasına imkân yok, oldu, hayat bir canlı fırtınasıdır.”


Kaynakça

Latife Tekin/ Ormanda Ölüm Yokmuş

https://unsplash.com/

27-09-2020