Kime Daha Çok Gelir?

Fatma Ülkü Selçuk

Sosyoloji, Dr.

Yazar Hakkında

Fatma Ülkü Selçuk 1995 yılında ODTÜ ‘Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi’ bölümünden mezun oldu. 1999 yılında Ankara Üniversitesi’nde ‘Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri’ yüksek lisansını, 2007 yılında ODTÜ’de ‘Sosyoloji’ doktorasını tamamladı. 2005 yılında ‘Örgütsüzlerin Örgütlenmesi: Enformal Sektörde İşçi Örgütleri’ başlıklı kitap için Türk Sosyal Bilimler Derneğinin ‘Genç Sosyal Bilimciler Ödülünü’ aldı. 1999-2017 yılları arasında Atılım Üniversitesi’nde çalıştı. Yayınlarının bir kısmına şu linkten ulaşabilirsiniz: http://independent.academia.edu/FSelcuk


fuselcuk@gmail.com


A+ A-

Kazanca dair beş girizgah yaptım. Ortak noktalar neler? Bulabilir misin?

1- Fırtına

Bir varmış bir yokmuş, pek uzak olmayan bir diyarda Berkay ve Kutay adında iki baharat tüccarı yaşarmış.


Kuş seslerinin sabaha yayıldığı güneşli bir günde Berkay, buram buram kokan baharat çuvallarını omuzlayarak gemisine yüklemiş, karşı kıyıdaki dev pazara yelken açmış. Tayfalar kürek çekedursun, gökyüzü griye boyanmış, dehşetli bir fırtına kopmuş. Gemi bir o yana bir bu yana çalkalanarak ilerlemiş. Berkay ve tayfalar dua ederek buldukları kuytuya sinmiş, sıkıca tutunmuş. Canları zor kurtulmuş. Tarçın, karanfil, zencefil, karabiber, ne varsa hepsi tuzlu suyu boylamış. Berkay’ın tek çuval baharatı kalmamış. Başını ellerinin arasına almış, düşünceye dalmış “Tayfaların parasını nasıl ödeyeceğim? Evime dönebilecek miyim?”...

Sonra gün batmış... Bir daha doğmuş.


Kutay’ın sefer zamanı gelmiş. Uyanıp gerinmiş, olanlardan habersiz giyinmiş kuşanmış. Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş baharat rıhtımına varmış. Gözlerini bulutlara çevirmiş, gülümsemesi yüzüne yayılmış. Tayfalara seslenip yola çıkmış. Usul usul esen rüzgarı içine çekerek yelken açmış, gün batmadan dev pazara varmış. Yükünü boşaltmış. Aldığı üç kese altına bakarken derin bir oh çekmiş.

O gün Berkay borcuyla, Kutay altınlarıyla başbaşa kalmış.

2- Hayranlık

Evvel zaman içinde, kedilerin havladığı köpeklerin miyavladığı, sincaplarla ayıların kolkola gezdiği uzak kasabalardan birinde Aybars ve Armağan adında iki çocuk yaşarmış.


Aybars’ın yüzü çevresini ay gibi aydınlatırmış. On sekizine vardığında çehresinin simetrisi adamakıllı oturmuş. Esnaf, Aybars gelsin de suretine hayran kasabalı dükkana akın etsin, sepetlerini doldursun diye birbiriyle yarış edermiş. Aybars’ı dükkana çağırıp ailesine küp küp bal, kangal kangal sucuk yollarmış. Aybars, gelen armağanlarla, yirmi beşine gelmeden kendi hırdavat dükkanını açmış.

Armağan’a gelince...


Aman o ne! Yüzünün bir yarısı göğe diğer yarısı yere bakıyor! Öyle ki Armağan’ı doğurtan ebe bile düşmüş bayılmış. Anası dağın ardına kaçmış. Yıllar birbirini kovalamış. En nihayet ahali toplanıp karar vermiş: “On yaşına basan Armağan bundan böyle kasabaya adımını atmayacak!”. Armağancık ne yapsın, aramış taramış nem kokan bir mağara bulmuş. Otlardan döşek semiş. Kâh yemiş toplamış kâh balık tutmuş. Beş gün aç, iki gün tok yirmi beşine varmış.

3- Beceri

Kalbur saman içinde, sislerin berisinde kayaların ötesinde, nedendir bilinmez toprağı haftadan haftaya “tık tık” sesiyle genişleyen bir ağa yaşarmış. Irgatların işe yine yetişemediği günlerden birinde ağa köyün ihtiyarına akıl sormuş, ulağı çağırıp obalara haber salmış: “Doğum yapana bir göz ev! Evi olana kırk baş soğan, kırk koca patates, kırk galon süt verile!”

Bir yıl geçmemiş Yaman  ve Tekin adında iki çocuk dünyaya gelmiş. Ağa konutlarında komşu olmuşlar.

Ahali o kadar çok çalışırmış ki arada hoşça vakit geçirmek ister, kil topak oynarmış. Dört gözle de senede bir düzenlenen “Yirmi Arşın Ötedeki Deliğe Topak Sokma Yarışı”nı beklermiş.

İki çocuk tarlada çapa salladıktan sonra soluğu topak sahasında alır, yıldızlar kaybolana dek beraberce oynarmış.


Yaman, sekizine varmadan ustalaşmış. Artık topakları otuz arşın mesafedeki deliklere bile isabet ettirebiliyormuş. Ertesi yıl köyündeki kil topak yarışlarına girmiş. Önce sarı, sonra mavi bir inek kazanmış. Böylece beş yıl geçmiş. Yağmurun toprak kokusuna karıştığı bir gün çapadan sonra yine oyun sahasına koşturmuş. Durmuş. Kil topağı avcunun içine almış, evirmiş çevirmiş, kırk arşın ötedeki deliği hizalamış ve fırlatmış. Hop! Topak delikte. “Artık diyarlar arası şampiyonalara hazırım” diye düşünmüş. Şampiyonalarda bir kese, sonra bir kese daha ve daha sonra birkaç kese daha altın kazanmış. On yedisine gelmeden, gübre kokularının buram buram yükseldiği, mısırların salınarak arşa uzadığı, tavukların bir o yana bir bu yana keyifle dolaştığı bir çiftlik kurmuş.

Tekin’e gelince...


Tekin de topak oyununu o kadar sevmiş ki Yaman’dan bile çok topak fırlatmış. Gelgelelim topaklar deliğin ya sağına soluna ya da önüne arkasına düşmüş. Ne zaman çorbaya kaşık sallasa maşrapaya, kapıya adım atsa divana toslamış. Tekin, on yedisine geldiğinde, hala ağanın tıklayarak büyümeye devam eden toprağında çapa sallıyormuş.

4- Huy

Develer tellal iken, ceylanlar aslanlarla kekik toplayıp söyleşir iken, ıhlamurlar dere suyunu döke saça içer iken sıradağların köylüsü, rüzgarın ezgisine ayak uydurup rengarenk kulübelerin uzandığı bir mahalle kurmuş. Yıllar birbirini kovalamış, çocuklar çoğalmış. Devasa aşure kazanlarının kaynadığı günlerden birinde, eskisinin yanına bir okul daha konmuş.

İşte tam o an minik bir yıldız zikzak çizerek hoplamış, on dakika arayla Gözde ve Meltem doğmuş. Çok geçmeden okul çağı gelmiş, öğretmenler karıştırmasın diye ikizler farklı okullara yazılmış.


Gözde’nin öğretmeni Derin Hanım dersleri oyunla öğretmeyi sever, yedi çeşit zeka türü geliştiren uygulamalar yaparmış. Sıkıntı yaşayan öğrenciyi anlamaya gayret eder, çare arar, bazen kapı kapı dolaşırmış. Sınıf arkadaşlarının çoğu gibi Gözde’nin beyni de kayda değer bütünlükte serpilip gelişmiş. Anlayışlı, tatlı sözlü bir genç olup çıkmış. İhtisasın ardından ruh doktorluğuna başlamış. İsabetli tedavilerle nam salmış. Şifa arayan ahali kapısında kuyruk olmuş.

Meltem’e gelince...


Meltem gün ortasında bile yastığını başına çeker, yumuşak yatağından çıkmak istemezmiş. Duygu Hanım’ın sınıfta nasıl davranacağını kestiremez, yalvarırmış: “Anne, ne olur beni okula gönderme!”. Öyle ya, Duygu Öğretmeninin gözleri bir bakmışsın ışık bir bakmışsın ateş saçıyor! Meltem, üniversiteye gitmemiş. Yaşı yettiğinde meydan marketinde kasiyerliğe başlamış. Kaderin cilvesi, daha bir ay dolmamış, kendini kapının önünde bulmuş. Müdürü ona nasihat etmiş: “Kızım biraz dengeli ol. Hadi can ciğer kuzu sarması oldun, iki gün sonra bozuğu çıkmadı diye niye kadını kovarlarsın?”. Yıllar geçmiş, Meltem bir işte dikiş tutturamamış.

5- Üretkenlik

Pireler berber iken, arzın kırk noktasında kırk kuş kanat çırpar iken, pandalarla mirketler kuştüyü minderlerde taklalar atıp gülüşür iken iki bebek analarının karnından çıkıvermiş: Bilgen ve Birgen. Birbirlerinden habersiz, biri günü yeşile boyadığında diğeri pembeye boyamış. Biri re minör mırıldadığında, diğeri do majör söylemiş. Biri gül kokladığında diğeri lavanta tarlasına dalmış. Öyle farklıca yollardan yaş almışlar.

Bilgen, yaş aldıkça acar, kafası hayli işlek bir genç olmuş. Kuru fasulyeyi sıfır yaşından beri sevmiş, mucitlikle geçimini sağlarmış. Masal bu ya, Pazar günü dinamik statik hesapları yapan bir program geliştiriyorsa, Salı geldiğinde karbondiyoksit alıp oksijen veren uçan araba, Perşembe ise felç gideren bir sinir cihazı icat ediyormuş. İcatseverler Bilgen’e “Dile benden ne dilersen!” diyip, dünya nimetlerini ayaklarına seriyormuş.

Birgen’e gelince..

Birgen’in doğası (genler, hormonlar vs) ve yaşadıkları (soluduğu hava, ailesi, öğretmenleri, arkadaşları vs) ona öyle bir harman yapmış ki beyni ve bedeni ağır çalışan bir genç olup çıkmış. Kitap okumayı sevmez, rakam gördü mü kaçarmış. On dakika ev işi yapsa on saat dinlenmek istermiş. Bir iş bulsa ahlaya oflaya karın tokluğuna çalışırmış. Laf aramızda, o da kuru fasulye pilavı çok severmiş...

Şimdi sorular


1. Ortak noktaları bulabildin mi?

2. Bu girizgahlara sen devam edecek olsan ne yazardın?

3. Peki hikayelerde daha çok/az kazanca/kayba aracılık eden durum/faaliyet yerine başka neleri koyabilirsin? (Misal: baharat ticareti yerine portakal üreticiliği; fırtına yerine göktaşı; hayranlık uyandıran yüz yerine ses; kil topak oyunu yerine ayaktopu; gelgitli huy yerine Tourette sendromu, mucitlik yerine müteahhitlik, işçilik vs.)

Gökten üç elma düştü, biri yazanın, biri okuyanın, diğeri hakkaniyetli çare arayanların başına...


Kaynakça

Görsel kaynaklar

1) https://www.freepik.com/free-vector/money-background-design_1155249.htm#page=1&query=coins&position=13  atıf: <a href="https://www.freepik.com/free-photos-vectors/background">Background vector created by aranjuezmedina - www.freepik.com</a>

2) https://www.1001freedownloads.com/free-wallpaper/storm-widescreen

3) https://www.freepik.com/free-photo/cloud-blue-sky_1017702.htm#page=1&query=sunny%20weather&position=0  atıf: <a href="https://www.freepik.com/free-photos-vectors/background">Background photo created by jannoon028 - www.freepik.com</a>

4) https://www.freepik.com/free-vector/magnet-attracting-hearts-thumbs-up_6144797.htm#page=1&query=attraction&position=11  atıf:  <a href="https://www.freepik.com/free-photos-vectors/background">Background vector created by pikisuperstar - www.freepik.com</a>

5) https://unsplash.com/photos/77vhoasr6-c atıf: Photo by Larisa Birta on Unsplash

6) https://www.1001freedownloads.com/free-clipart/stickyman-throwing

7) https://www.1001freedownloads.com/free-clipart/al-blind

8) https://www.freepik.com/free-vector/young-female-teacher-with-students-classroom_4985070.htm#page=2&query=positive+teacher&position=16 atıf:  <a href="https://www.freepik.com/free-photos-vectors/school">School vector created by stockgiu - www.freepik.com</a>

9) https://www.1001freedownloads.com/free-clipart/thumb-up-and-down

10) https://www.posta.com.tr/jetgiller-sinemaya-uyarlaniyor-1301072

11) https://www.1001freedownloads.com/free-clipart/dots-perspective-vector

12) https://unsplash.com/photos/i--IN3cvEjg atıf: Photo by Evan Dennis on Unsplash

13) https://www.1001freedownloads.com/free-clipart/three-cartoony-apples

05-02-2020