Kaygılı mıyız Yoksa Sadece Kaygılı Mı?

Merve Al

Psikolog

Yazar Hakkında

1990 yılında Yalova’da dünyaya merhaba dedi. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimlerini burada tamamlayıp, daha sonra Üsküdar Üniversitesi Psikoloji (ing) bölümünden mezun oldu. Üniversite öğrenimi sırasında İletişim bilimlerinde yandal yaptı. PAMER (Post-Colonial çalışmalar merkezinde) çeşitli araştırmalara ve makale çalışmalarına katıldı. Lisans öğrenimi sırasında biri Almanya biri İngiltere olmak üzere 2 Erasmus yaptı. Bu yüzden kültür şoklarına toleranslı:).Şuan da hali hazırda devam etmekte olan Klinik Psikoloji yüksek lisans öğrencisi, spor aşığı, bilime dair her şeye maydanoz olmayı seven, nitelikli hasbihallere müptela, değiştirebileceklerine değiştiremeyeceklerinden daha çok inanan, insana dair her şeye meraklı olmak gibi sıfatlarıyla hemhal olmakta.

 


mystonesoft@hotmail.com


A+ A-
Sabah saat 7 suları… alarm çalıyor… uyanmak istemiyorsun çünkü geç yattın ve çok yorgunsun, 5 dk sonra erteleme şekerlemesi yapayım derken gözünü bir açıyorsun saat 9! mesai, okul ya da yaptığın herhangi bir iş sensiz çoktan başladı bile… ve senin de bugün çok önemli bir görüşmen, sınavın ya da da sorumluluğun var… fırladığın gibi soluğu durakta aldın…ama beklediğin otobüs gelmiyor…aksilik.. hiç de eksik olmaz ki hayatımızdan. Pek sever peşpeşe gelmeyi… lazım olan eşyaların da evde kalmış..eve gidiyorsun, gerekli olanları hızlıca alıyorsun, alıyorsun alıyorsun da akılda deli sorula: “ yetişebilecekmiyim? ya yetişemezsem? kesin bittim ve hayatımın sonu”. Sonra bir bakıyorsun, alman gerekenler yine eksik. Neleer oluyor böyle diyorsun? Bu kadarı da fazla diyorsun, sinirleniyorsun haliyle. Ama biliyormusun haklısın da. Çünkü bu ve benzeri durumları yaşayan birçok insanın karşılaştıklarında sorduğu o sorulardan birkaçını soruyorsun. Neden bu kadar sarpa sardı ki? O kadar da hızlıydım halbuki diyorsun.


Tüm bu eylemlerin,hızın koşturmanın temelindeki o itici güç ne ola ki? Immm.. sanırım bizim evrende K a y g ı diyorlar :) Aslında kaygı literatürde “ Endişeli , gergin düşünceler , fiziksel değişimler (kan basıncının artması vs)ile karakterize olan bir duygu “( APA – American Psychological Association tanımlamasına göre) olarak geçer.Normalde bu duygu sağlıklı bireylerde ,yaşam sürecince deneyimlenen,gelişimimiz sırasında bizi koruyucu ve oldukça uyumludur. Peki nasıl oluyor da böylesine fizyolojimizle bu kadar uyumlu bir duygu hayatımızda bizi ‘+’ ya eriştirmekten ziyade kimi zaman ‘–‘ ye düşürüyor? Bunun bir değil birkaç sebebi var ;

* Kaygının  süreğen hale gelmesi bizim herhangi bir durum ya da olaya karşı eksi yönde kalmamamıza sebebiyet verir.Kaygı ; aldığımız sorumlulukları, yapacağımız işi yapmak için gerekli olan enerjiyi sağlar ki buna Adaptif Kaygı diyoruz, gerektiğinden fazla bu duyguyu hissetmemiz ise işlerimizi verimli bir şekilde yapmamıza engel olur ve bu da rahatsızlık derecesinde bir Kaygı görünümü verir.
* Olasılık olmaması. Yani Adaptif Kaygı da işe ya da okula geç kaldığımızda karşılacağımız durumları az çok biliriz ; azarlanabilirilik:S gibi ve buna hazırızdır. Fakat Adaptif olmayan patoloji seviyesinde kaygıda duygusal rahatsızlık olsa da olası nedenler yoktur. Başımıza sürekli olarak bir şeyin gelebileceğini beklemek gibi bir durum vardır.
* Tepkilerimiz. Kaygılanma durumunda ortaya çıkan bazı orantısız tepkiler  de bu sebepler arasında yer alır.Örneğin başta verdiğim kısa örnekteki gibi fazla kaygının oluşturmuş olduğu ani ve panik hali, eşyaların unutulmasına hatta ve hatta 2. Kez unutulması sonucunu ortaya çıkardı.Bunun belli bir süre devam etmesi halinde zaten tüm işlerimizin aksamaması imkansız hale geliyor.
* Algı. Kaygı patolojik hale geldiğinde, kaygıyı sürekli olarak bizim onun derin bir acı olduğu algısının artması ve bu deneyimin fazlalaşmasıda negatif tarafa  doğru bizi çeken sebeplerden biri olarak gösterilebilir.



Peki , iyi hoş da …bu hassas ayarı nasıl sağlamak gerek diyorsan , çok subjektif bir cevap olmasa dahi elbetteki bunun için birçok alternatif mevcut.Eğer bu tip gündelik hayat işleyişini sekteye uğratacak maddelerin mevcutsa bir profesyonelden destek almak son derece önemli. Özellikle kaygı bozuklukları için CBT (Cognitive –Behavioral Therapy) dediğimiz Bilişsel –Davranışçı terapiler son derece etkili olacaktır. Bunun yanı sıra bazı deneylerde Dinleme, Paylaşma, duygu ve isteklerini ifade etmekte güçlük çeken insanların kaygı bozukluklarına kayma davranışının daha çok olabileceğini gösteriyor.Bu bakımdan bununla bağlantılı olarak Sosyal Beceri Eğitimi almak, grup çalışmaları yapmak, kendimizi dışarıdan bir gözle yeniden anlayabilmek için çeşitli etkinliklerde var olabilmek kaygı seviyemizi azaltacaktır.

Unutmayın ; Kaygı Küçük bir şeyin gölgesini kocaman yapabilir ..
 

Kaynakça

https://www.researchgate.net/publication/301329064_Anksiyete_bozukluklari

08-03-2019