Kalp İle Birlikte Zihin De Kırılır

Borabay Kadirdağ

Bilişsel Bilimler

Yazar Hakkında

Borabay Kadirdağ, 2015'te ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi'nden mezun olmuştur. Daha sonrasında eğitim hayatında büyük bir değişiklik yaparak, aynı yıl yine ODTÜ'de Bilişsel Bilimler alanında yüksek lisans yapmaya başlamış, 2019 yılında yüksek lisansını tamamlayarak mezun olmuştur. Duygu kontrol metodlarının sınav stresine olan etkisini konu alan tezi yakın zamanda tamamlanacak olup, yeni dahil olduğu alanda öğrendikleri kendisini çok etkilemiş ve bu, onu öğrendiklerini insanlarla paylaşmaya yönlendirmiştir."


borabay@medyacuvali.com


A+ A-

Hiçbirini çok sevip nedenli veya nedensiz ayrıldınız mı diye sorarak yazıya başlamak saçma çünkü hemen hemen hepimiz bu ayrılık meredini 1 kere de olsa yaşamışızdır. Ne kadar can sıkıcı olduğu malum. Ancak sadece canımız mı sıkılıyor, yoksa kafamızın içindeki sünger de etkileniyor mu?

Diyelim ki iyi giden bir ilişkiniz var ama yine de insanlık halidir, yürütemediniz. Ya da iyi gittiğini sandığınız ilişkinizde aldatılan taraf olduğunuzu öğrendiniz. Berbat giden ve sürekli kavga ettiğiniz bir ilişkide d bulunmuş olabilirsiniz. İşte bu ve bunun gibi durumlar haliyle kalbinizi kırar. Verdiği duygusal acının ise yerine göre haddi hesabı bile olmayabilir.

Göğsünüzü kiralayan o ağrı, hissettiğiniz o acı arada dışarı çıkmak ister. Çıktığı yerin adresi ise beynimizdir ki asıl odaklanılması gereken yer de orası, eğer bu acıdan kurtulmak istiyorsak. Guy Winch adlı lisanslı bir psikolog da, kalp acısının beynimizde gösterdiği üç etkiden bahsetmiş1. Gelin bir bunlara bakalım.

Birincisi fiziksel acı hakkında. Bay Winch'in anlattığına göre, yapılmış belli fMRI çalışmaları var ve bu çalışmalar gösteriyor ki kalp kırılması dediğimiz o duygusal acı hissedildiğinde, fiziksel acı hissettiğimiz zaman beynimizde aktif hale gelen mekanizmaların benzeri aktif hale geliyor. Yani ha kırık bir kalp, ha kırık bir kol fark etmiyor diye yorumlayabiliriz. Hatta o kadar ki bazı çalışmalarda bu kalp kırığını "dayanılmaz fiziksel acı" olarak tasvir eden deneklere de rastlanmış. Durum o kadar ciddi yani...

İkincisi de bağımlılık ile ilgili. Yine fMRI çalışmaları yapılmış ve sonuçlar göstermiş ki bu duygusal acıda ortaya çıkan semptomlar ile kokain ve opioid gibi uyuşturucu maddelerden uzaklaşan bağımlıların gösterdikleri birbirine benzer. Gayet de mantıklı değil mi? Çünkü aşk da böyle bir şey. Birini seviyorsun. Ona bağlanıyorsun. O senin için bir bağımlılık haline geliyor. Elinde güzel bir şey var ama bunu kaybediyorsun ve o an o uzaklaşma semptomu harekete geçiyor. "Onsuz yapamam, yaşayamam" deyimini de bu tip bir bağımlılık göstergesi olarak örneklendirebiliriz.

Ve son olarak, bir örnek ile açıklayacağım. Derin bir kesiğiniz var diyelim. Daha taze ve siz yeni dikiş attınız. Ama ani kasılmalarla dikiş hasar görerek çıkıyor ve yaranın tekrar açılmasına neden oluyor. Ne kadar dikişi yenileseniz de kasılmalar devam ediyor ve dikişi kopartıyor. İşte bu durum kalp kırılmasında da kendini gösteriyor. Aklımıza davetsiz olarak giren düşünceler (partnerinizin bir görüntüsü, onunla ilgili güzel veya kötü bir anınız), hissettiğiniz ve hissinin geçtiğini sandığınız kalp acısını tekrar gün yüzüne çıkartıyor. Zihninizi etkileyerek doğru dürüst düşünmenizi engelliyor ve yukarıda belirtilen semptomları da aktif hale getirerek hayatınızı bir çorbaya dönüştürebiliyor.

Peki bundan kurtulmanın yolu var mı? Var. Peki bu yol "zaman" mı? Hayır efendim zaman falan değil.

Missouri-St. Louis Üniversitesi'nde ayrılık sonrası semptomların nasıl azaltılabileceğine yönelik ufak bir çalışma yapılmış2,3. 20 ve 37 yaşları arasında, ortalama 2,5 yıllık ilişkileri olmuş olan "kalbi kırık" 24 insan üzerinde yapılmış bu araştırma. 3 tip bilişsel metod kullanılmış bu kişilerde:

  1. Negative reappraisal (Eski sevgili hakkında negatif düşünme)
  2. Love reappraisal (Herhangi bir yargı olmaksızın eski sevgiliye beslenen güzel hisleri kabullenme)
  3. Distraction (Dikkati eski sevgiliden uzaklaştırmak adına başka pozitif düşüncelere dalmak)

Bu metodlardan sonra bütün katılımcılara eski sevgililerinin fotoğrafları gösterilmiş ve tepkileri electroencephalogram adı verilen bir alet ile ölçülmüş.

Araştırma sonucu göstermiş ki katılımcıların eski sevgili fotoğraflarına olan duygusal tepkilerde düşüş var. Tabi ki bu düşüş metoddan metoda farklılıklar göstermemiş değil. Mesela negative reappraisal kullanan kişilerin beslediği sevgi bazlı duygularda düşüş yaşanırken, kişideki nahoşluğu arttırmış. Öte yandan, love reappraisal metodunu kullananlarda ne hissedilen duygu açısından, ne de nahoşluk açısından bir değişme saptanmamış. Distraction metoduna gelecek olursak, o da hissedilen sevgide değişim göstermese de, kişilerin kendini daha mutlu hissetmesini sağlamış.

Sonuç olarak, eğer kalp acısının üstesinden gelmek için ilk metodu kullanırsanız beslediğiniz sevgiyi kendinizi rahatsız hissetmek pahasına azaltabilirsiniz. Üçüncü metodu kullanırsanız da sevginizden taviz vermeyerek kendinizi daha iyi ve rahatlamış hissedecek bir duruma gelebilirsiniz.

Hayatta çok sevdiğiniz kişiler olacak. Belki onlar sizi üzecek, belki siz onları üzeceksiniz. Belki de her şey iyi zannederken sizin ya da partnerinizin anlatamadığı nedenler olacak ve bundan ötürü birbirinize yabancı hale geleceksiniz. Ya da ağır kavgalar edip birbirinizi geri dönemeyecek şekilde kıracaksınız. Bunların hepsinin ortaya çıkardığı ürün de kırık bir kalp oluyor. Kalbinizin tamir aşamasından önce, hissettiklerinizin farkına varın. Kontrolü ele almanız için önce ne hissettiğinizi bilmeniz gerekiyor. Sonra çözüme odaklanabilirsiniz.

O çözüm sizden mi yoksa başkasından mı geçiyor, işte orası bir muamma...



Borabay KADİRDAĞ

ODTÜ Bilişsel Bilimler M.S






    Kaynakça

    REFERANSLAR

    1. https://www.psychologytoday.com/intl/blog/the-squeaky-wheel/201801/3-surprising-ways-heartbreak-impacts-your-brain
    2. https://www.businessinsider.com/the-best-way-to-get-over-heartbreak-according-to-science-2018-6
    3. Langeslag, S. J. E., & Sanchez, M. E. (2018). Down-regulation of love feelings after a romantic break-up: Self-report and electrophysiological data. Journal of Experimental Psychology: General, 147(5), 720-733. http://dx.doi.org/10.1037/xge0000360

    13-06-2019