İyi Yönetim Nasıl Olur?

Fatma Ülkü Selçuk

Sosyoloji, Dr.

Yazar Hakkında

Fatma Ülkü Selçuk 1995 yılında ODTÜ ‘Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi’ bölümünden mezun oldu. 1999 yılında Ankara Üniversitesi’nde ‘Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri’ yüksek lisansını, 2007 yılında ODTÜ’de ‘Sosyoloji’ doktorasını tamamladı. 2005 yılında ‘Örgütsüzlerin Örgütlenmesi: Enformal Sektörde İşçi Örgütleri’ başlıklı kitap için Türk Sosyal Bilimler Derneğinin ‘Genç Sosyal Bilimciler Ödülünü’ aldı. 1999-2017 yılları arasında Atılım Üniversitesi’nde çalıştı. Yayınlarının bir kısmına şu linkten ulaşabilirsiniz: http://independent.academia.edu/FSelcuk


fuselcuk@gmail.com


A+ A-

Çocuk: Anne, iyi yönetim nasıl olur?

Anne: Zor soru evlat. Sorduğun neyin ya da kimlerin yönetimi?

Çocuk: Bir ülkenin yönetimi.

Anne: Hangi ülkenin?

Çocuk: Herhangi bir ülkenin.

Anne: Şey, tatlım, ‘her ülke için her zaman geçerli’ diyebileceğim bir yönetim sistemi aklıma gelmiyor.

Üstelik ülke insansız da olmaz. O halde ülkedeki insanların yapısı, yönelimi de önemli.

Düşünsene: halkın ortalama zekası Stephen Hawking, ahlakı Yunus Emre, öz farkındalığı Marshall Rosenberg kadar gelişmiş olsun.

Çok korksa bile kişi cana saygıyla hareket etsin ve berrak düşünsün.

Ülke içindeki ve dışındaki yönelimleri isabetli analiz etsin.

Varsa manipülasyonları farketsin, bunlara kapılıp gitmesin.

Eğriliklere karşı tedbir alabilecek yetide olsun.

Ayrıca bunların yanında birkaç olumlu özelliği daha olsun.

Ortalaması böyle bir halk için katılımcı demokrasi en azından benim kulağıma hoş geliyor.

Çocuk: O nedir anneciğim?

Anne: Farklı tanımları var. Ama ben şunu kastediyorum: işyerinde, okulda, mahallede, köyde, kentte, ülkede, bölgede vesaire insanlar fikir teatisi yapar. İhtiyaçlarını belirler. Cana olabildiğince saygıyla, mümkün mertebe dürüstlükle çözüm üretmeye çalışır.

Tatlı tatlı konuşarak, anlaşarak...

Çocuk: Masal gibi geldi dediklerin anneciğim. Böyle bir ülke var mı yeryüzünde?

Anne: Yok gibi.

Çocuk: O zaman sorumu tekrar ediyorum. Dünyadaki insan yapısı ve yönelimi bugünkü gibi olsun, varsay ki sabit.

Bu kişiler için en iyi yönetim sistemi hangisidir?

Anne: Yine duruma bağlı canım.

Misal, şöyle bir hali zihninde canlandırsana:

Bir ülke var ve bu ülkeyi bir veya birkaç ülke gücü işgal etmeye niyetleniyor: Doğrudan dışarıdan askeri müdahaleyle veya dolaylı olarak içeriden ülkenin can damarlarındaki kişileri yanlarına çekerek.

De ki bunlar medyada (internet, televizyon, gazete...); dinsel veya dinsel olmayan topluluklarda (ibadethaneler, tarikatlar, dernekler, sendikalar, partiler...); siyasi, iktisadi, hukuki organlarda; polis, asker, istihbaratın içinde; sanatçılar ve programcılar arasında (bilgisayar oyunu, dizi film, animasyon, çizgi film, sinema filmi yapanlar, müzik endüstrisindekiler...); üniversitelerde ve daha nice yerdeki geniş etki sahibi bazı kişileri yönlendiriyorlar.

Üstelik cana ziyadesiyle hoyratlıkla da yaklaşıyorlar. Ülkede yalan dolan, talan, fitne fesat, uyuşturucu, cinayet, açgözlülük ve daha nice fenalık yayıyorlar.

Çoğu kez de bunları yaparken ‘biz dünyaya medeniyet ve iyilik dağıtıyoruz’ diyorlar.

Albenili sözler ediyorlar: ‘Bakın! Nasıl da muhteşem, pırıltılı, seçkin yaşamlar sürüyoruz! Peşimizden gelin, siz de yıldız gibi parlayın!’

Çocuk: Nasıl yani? Söyledikleri ve yaptıkları bir değil mi diyorsun?

 

Anne: Değil diyorum canım. Söyledikleri ve yaptıkları çoğu kez birbirini tutmuyor.

Pek çok kişi bunların sunduğu imajla büyüleniyor.

Sence öyle bir ülkede kimlerin sözü daha çok geçse daha iyi olurdu?

İşgale, talana, yozlaşmaya, cinayete hizmet edenler ile bunlara karşı direnenler eşit derecede mi yönetme hakkına sahip olmalı dersin o haldeki ülkelerde?

Çocuk: Bilmiyorum. Sen de diğer anneler gibi ‘şu iyi’ ya da ‘bu kötü’ diye anlaşılır şekilde konuşsana.

Unutma! Ben çocuğum. Karışık cümleler aklımı karıştırıyor.

Ayrıca çocuklara her gerçek de bu kadar açıklıkla anlatılmaz.

Yetişkin olarak bunu senin düşünmen gerek.

Cinayet diyorsun, ben korkuyorum.

Bizim seçme seçilme hakkımız yok. Neden? Çünkü biz çocuğuz.

Yine de sana yanıt vermeye çalışayım.

Ne sormuştun? Herkes eşit yönetim hakkına sahip olmalı mı?

Her yetişkin eşit yönetme hakkına sahip olsa iyi olur. Hep böyle düşünürüm.

Ama şimdi bilemiyorum. Sen ne diyorsun?

Anne: Bahsettiğim türden bir ülkede öyle bir işgale karşı kimler direnir?

İlk olarak buna bakarsak görüş alanımız biraz daha netleşir.

Böyle bir durumda halkın esenliğini kimler arttırabilir?

Bence hem içtenlikle işgale karşı direnmeye yönelenler hem de cana saygıyla hareket edenler halkın esenliğini arttırır.

Öyle bir tehdit karşısında böyle kişilerin baskın olduğu bir yönetim çok insana fayda sağlar.

Kurumların nasıl yapılanacağı ise doğal olarak koşullara göre farklılık gösterir.

Yani, genel geçer doğru tek bir biçim olmayabilir.

Çocuk: Anne, bana lütfen kısa yanıtlar ver.

Bugün herkes için geçerli en iyi sistem hangisi?

 Anne: Diyorum ya yavrucuğum.

Dünya üzerinde milyarlarca insan var. Bir kısmı, madde biriktirmek veya rahat yaşamak/yaşatmak için olmadık şeyler yapıyor. Çoğu kişiyse bunların yönetim sistemlerine ve kültürlerine büyük hayranlık besliyor.

Daha doğrusunu bulmaya çalışmıyor.

Dünya üzerinde pek çok kişi takım tutar gibi siyaset yapıyor. Siyah-beyaz düşünüyor.

Sevmediği kişi doğru işler yaptığında doğru diyemiyor.

Sevdiği kişi yanlış işler yaptığında yanlış diyemiyor.

Önceliklerini belirlerken sıklıkla kafaları karışıyor.

Çocuk: Anlıyorum. Dünya siyaseti toz pembe değil. Ne diyim? Ben hala masal dinlemeyi tercih ediyorum.

Anne: Haklısın evlat. Ben de masalları daha çok seviyorum.

Dünya siyaseti aklıma geldikçe bazen benim dünyamı da gri bulutlar kaplıyor.

Çocuk: Nasıl gri bulutlar kaplıyor anne?

Anne: Yani işte bazen üzülüyorum.

Neden mi? Bir düşüneyim.

Öncelikle algı operasyonlarına milyarlarca dolar, sterlin, euro dökenlere kanabiliyoruz.

Sözüne değer verdiğin birisi mi var? Dediklerine inanmaya hazır dinliyorsun.

Yazılarda, videolarda birkaç doğru bilginin yanına yanlış bilgiyi de koyuyorlar. Birkaçı doğru diye hepsini doğru sanıyorsun.

Videolarda arka arkaya, yan yana alakasız birkaç görüntü yapıştırıyorlar. Birbirleriyle bağlantılı diye düşünüp anlattıkları hikayeye inanıyorsun, yayıyorsun.

Korktuğunda, yolunda gitmeyen çok şeyin sorumluluğunu hoşlanmadığın kişi veya gruplara yüklüyorsun.

Kendine o şekilde muamele edilmesini istemiyorsun. Ama başkasına yapıyorsun. Yaparken de ‘onlar pis, fena, hak ediyorlar’ filan diyorsun.

Galiba bu dünyada daha fazla güvenliğe ihtiyacım var.

Bu nedenle daha doğrusu iyisi ne olabilir diye aramaya devam ediyorum.

Çocuk: Anne, iyi ki öğretmenlerim senin gibi konuşmuyor! Sorum çok kısa ama sen uzattıkça uzatıyorsun.

Anne: Haklısın yavrucuğum. Kendi nedenlerimi yeri geldikçe söylerim.

Hangi durumlarda hangi yönetim biçimi daha iyi olabilir? Belki bu konuda da ileride konuşmaya devam ederiz.

Ama söz, bundan sonra sana daha güzel anlatmaya çalışacağım.


Kaynakça

Görsel kaynaklar

1) https://unsplash.com/photos/httxBNGKapo

2) https://unsplash.com/photos/f-7lbC1G9ZA

3) https://unsplash.com/photos/uWrRMkzq9BM

4) https://unsplash.com/photos/anFwdlDN-zU

5) https://www.pexels.com/photo/black-and-white-blur-child-close-up-289923/

6) https://www.pexels.com/photo/adorable-baby-bench-child-265958/

7) https://www.pexels.com/photo/person-love-people-summer-35537/

8) https://unsplash.com/photos/t0D1ZrbF3as

9) https://www.pexels.com/photo/air-cloudiness-clouds-cloudscape-414659/

10) https://unsplash.com/photos/DlR32lXV01M

11) https://www.pexels.com/photo/person-holding-round-smiling-emoji-board-photo-1282169/

16-05-2019