İnternetin Çok Sessizliği

Zehra Erdin

Gazeteci

Yazar Hakkında

Merhaba, ben Zehra Erdin. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi - Gazetecilik mezunu, içerik ve metin yazarıyım, ilgimi çeken her şeyin araştırmacısıyım. Sürekli aynı tarafa bakanlara farklı pencerelerin de olduğunu hatırlatıyorum


zehraaerdinn@gmail.com


A+ A-

 İnternet hayatımızın her alanında değişiklikler meydana getirdi. Ticaret, haberleşme, sağlık sistemleri, bankacılık, eğitim, tanıtım ve reklamcılık… Şimdi bu alanlardan bilgi paylaşımının ve medyanın değişimine ve bu değişimlerin doğurduğu sonuçlara bakacağız. Günümüzde bilgi paylaşımı yapmak için ihtiyacınız olan tek şey internet bağlantısına ve uygun bir cihaza sahip olmaktır. Basit düzeyde bu ikisine sahip olan herkes dünyanın geri kalanıyla iletişim kurabilir. Şahit olduğunuz bir kazayı veya olayı video çekebilir, kullandığınız bir ürün hakkında yorumlarınızı diğer insanlara duyurabilir, önemli bulduğunuz insanların fikirlerine anında ulaşabilir ve yorumlayabilir, siyasi bir kampanyayı takip edebilirsiniz. Kısacası internet sayesinde sesinizi çok geniş kitlelere duyurabilir ve başkalarının seslerini işitebilirsiniz. Bu durum internetin hayatımıza girdiği günden itibaren yeni medyanın olumlu bir yönü olarak karşılandı. Bu sayede dünyanın ücra bir köşesinde yaşayan insanlar dahi ufak maliyetlerle seslerini duyurabilecek, farklı fikirlere ve görüşlere ulaşabilecek, isteklerini, itirazlarını, beklentilerini, mağduriyetlerini gerek halka gerekse devlete duyurabilecekti. Peki bu ‘’çokseslilik’’ beraberinde olumsuzluklar getirmiş olabilir mi?

Dijital platformlar sayesinde duygu ve düşünlerinizi özgürce paylaşabilirsiniz. Yeni fikirler edinebilir, kendi fikrinizi aktarabilir, diğerinin açıklamalarına katkıda bulunabilir veya karşı çıkabilirsiniz.  Blog, web sayfaları ya da sosyal medya aracılığıyla rahatlıkla yapabileceğiniz bu eylemlerin güvenilirliğini hiç düşündüğünüz mü? Ya da diğer bir ifadeyle insan fikirleri nasıl ortaya çıkar? Her gün saatler boyunca aktif olduğunuz sosyal ağ kimler tarafından yaratılıyor ve geliştiriliyor? Tükettiğiniz içeriklerin doğruluğundan ne kadar eminsiniz? Tüm bunlar internet ve yeni medya kullanıcıların kendine sorması gereken sorulardan bazılarıdır. Çünkü günümüzde dillendirdiğimiz her fikir; okuduğumuz, izlediğimiz, şahit olduğumuz olaylar ve düşüncelerin ışığında ortaya çıkar. İnternet sayesinde her gün milyonlarca bilgi girişi yapılmaktadır. Kadın cinayetlerinden çevre haberlerine, eğitim sistemindeki değişiklerden yerel haberlere kadar pek çok olay hakkında birbirinden farklı görüşler sosyal medyada paylaşılır. Ancak tüm bu farklı fikirlere eşit ölçüde ulaşmak mümkün değil. Sosyal ağlar sahip oldukları algoritmalar sayesinde aslında aynı düşüncelerin hep aynı insanlar tarafından görüntülenmesini sağlar. Sosyal ağ üzerinde atılan her adım verilere dönüşür. Toplanan bu veriler kategorilere ve sınıflara ayrılır. Twitter, Facebook, Youtube veriler doğrultusunda göstereceği içerikleri kişiselleştirir. Bunun sonucunda daha önce attığınız adımlara benzer fikirler ve paylaşımlar görmeye başlarsınız. Basit bir örnek verelim. Antalya için uçak bileti arattığınızda çok geçmeden mail kutunuzda ve sosyal medyanızda Antalya’da bulunan otellerin reklamını görürsünüz. Sizin bilet bakarak verdiğiniz veri sayesinde algoritma seyahat edeceğiniz sonucuna ulaşır ve bununla ilgili içerikleri size gösterir. Sürekli önünüze çıkan aynı doğrultudaki haberler, içerikler, reklamlar, resimler kısacası tüm paylaşımlar doğal olarak davranışlarınıza etki eder. Bir görüş hakkında sürekli olarak aynı sesleri ve fikirleri duymak belirli bir süre sonra sizi onun doğruluğuna inandırır.

Bu sayede algoritmalar belirli bir görüşün etrafında toplanan insanları, kendi aralarında iletişim kurarak kendi fikirlerini birbirlerine onaylatmalarına yardımcı olur. Farklı fikirlerin farklı insanlar tarafından tartışılmasının önüne geçer. Aynı zamanda doğrunun da ortaya çıkmasına engel olur. İnternette tüm olaylar ve olgularla ilgili bilgiler mevcuttur. Hepsine eşit düzeyde ulaşıldığında tarafsız şekilde bilgi toplanabilir. Ancak gerek küresel şirketler gerekse devletler tarafından araç olarak kullanılan sosyal medya ve web sayfaları buna izin vermez. Zamanla sistem aynı şeyi haykıran gruplar doğurur.

 Yeni medyadan beklenilen farklı fikirlerin sesini duyurmasına, hakikati çok seslilik sayesinde ortaya çıkarmasına, herkesin bilgi ağına katkıda bulunabilmesine ve görüşlerini duyurabilmesine yardımcı olmasıdır. Fakat sosyal medya sahip olduğu sistem dolayısıyla farklı fikirli insanların birbirini kolladığı platformlara dönüşmüş haldedir. ‘’Benimle aynı düşünüyorsan konuş.’’ düşüncesi farklı seslerin, ezilenlerin, haklarını arayanların görülmediği bir distopyanın önünü açar. Sosyal medya sayesinde kendi gerçeklerini geniş kitlelere duyurarak onları etkilemeye çalışanların başında siyasi adaylar ve küresel şirketler gelir. Kampanyalarını ve reklam çalışmalarını etkilemek istedikleri kitlelere göre düzenler ve kişilere özel gönderiler hazırlayarak insanları ikna etmek üzerine çalışır. Cambridge Analytica, Facebook skandalı, Brexit Referandumu ve küresel şirketlerin tüketim çılgınlığına yol açan reklam skandalları buna örnek gösterilebilir.

Bunun yanında herkesin yayın yapabilmesi yalan ve çarpıtılmış haberlerin dolaşıma girmesini mümkün kılar. Ancak bu tür haberlerin yayılma hızını önlemenin ya da düzeltilmiş halini de aynı hızda yaymanın bir yolu yoktur. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) tarafından yapılan ve Science Dergisi’nde yayınlanan araştırma, yanlış bilgi içeren tweetlerin insanlara doğru bilgi içeren tweetlerden altı kat daha hızlı ulaştığına işaret eder.Yanlış bilginin ve haberin bu kadar hızlı yayılması linç kültürünü de besler. Kanıtlanmamış iddialarla suçsuz bir insan linç edilebilir ya da haklı olanın üstü örtülebilir.

Özgürlük vaadi içerirken insanları sınıflandıran bu sisteme karşı nasıl önlemler alınabilir?

  • Dijital bir dünyada yaşadığımız gerçeğini kabul ederek dijital okuryazarlığa önem verilmelidir. 
  • Yalnızca tüketen sınıfında kalınmamalıdır.
  •  Okullarda çok küçük yaşlarda medya okuryazarlığı öğretilmelidir. Bu sayede okuduğu, izlediği ve duyduğu her şeyi sorgulamadan kabul eden bir kitlenin önüne geçilmiş olur.
  • Gerçekliği tartışmalı olan bilgilerin teyit edilebileceği platformlar çoğaltılmalıdır. (Teyit.org, Doğruluk Payı vs.) 
  • Bununla birlikte gözetimin önüne geçebilen dijital güvenlik önlemleri alınmalıdır.

Her gün defalarca veri girişi yaptığımız sosyal medya, bu verileri kimlerle paylaşıyor ve karşılığında ne gibi kazançlar elde ediyor? Gözetim toplumu kime fayda sağlıyor kimlere zarar veriyor? Bunları bir diğer yazımızda konuşalım mı?

 


Kaynakça

GÖRSEL: https://unsplash.com/photos/ASKeuOZqhYU

https://unsplash.com/photos/yyMJNPgQ-X8

KAYNAK: http://yenimedya.info/2020/02/11/algo/

https://teyit.org/arastirmaya-gore-yanlis-haber-gerceklerden-daha-hizli-yayiliyor/

http://www.birarada.org/upload/Node/27446/files/2018_04_09_Pol_Belg_No_26_Katilimci_Demokrasi_Icin_Medyada_Cokseslilik_Bilgiye_Erisim_Sarttir.pdf

18-07-2020