İnternet Üzerine

A+ A-

Her an içinde olduğumuz fakat asla sahip olamadığımız ağ paylaşımı, internet. Her anımızda olan bu paylaşım merkezinin tanımını yapmaya çalışırsak, felsefe üzerinden yola çıkmamız gerekir. 1962 yılında J.C.R Licklider gönderim üzerine ilk somut adımı attı. 1991 yılında Bernes Lee, Word wide web (www) adını verdiği ve tüm bilgisayarların ulaşabileceği bir ağ kurarak internetin kurucusu oldu.Yalnızca her anın uzantısı değil, tam içerisinde bulunan internetin ne olduğunu söylemek zordur. İnternet kavramını bir cihazın ağ bağlantısı üzerinden göstermek, sadece elimizdeki cihazın bir özelliğini tanımlamak olur. Tüm hayatımıza nüfus eden interneti dış dünyada göstermek ise olanaksızdır. İnternetin ne olduğunu söylemek için öncelikle dilde ne anlama geldiğini söylememiz gerekmektedir.

Gündelik olarak internet insan için, teknolojinin insanların hayatını kolaylaştırması, uzaktan komut alarak zamandan tasarruf etmesini sağlamaktır. Uzağı yakına kolayca getirmesi, dünyayı küçük bir köy haline getirdi. Evimizde otururken, hiç dışarı çıkmadan işlerimizi yürütebilir hale geldik. Görkemli hayatlarımızı küçülten internet, insana özgü olan “çalışma” yetisini elinden aldı.

 

Gelişen internet hayatında, sanat eserleri modern dediğimiz sanat anlayışı içerisine sıkıştı. Artık insan için sanata gitmek ortadan kalktı. Sanat internet üzerinden bireyin kütüphanesi halini aldı. İnsan sanatı internete indirgedi ama internet insanın “yaratıcılık” yetisini elinden aldı.

Hayatlarımıza kolaylık istedik ve gündelik işlerimizin zamanımızı almaması için cihazlarımızı internet üzerinden komut alır hale getirdik. Arda kalan zamanı insan olarak geliştiğimizi düşünerek geçirdik. Dönüp tarihimize baktığımızda ise şaşırdık, insanlar bu yaşamlarını internet olmayan bir dünyada nasıl başarmış. Daha ileri giderek cihazlara akıllı sıfatını yükledik. İnternet yeri geldi bizim yerimize düşündü. İnternet insanın “akıl” yetisini elinden aldı.

İnternetin ne olduğu, ne olmadığı üzerine sorgulamamızda birçok varoluşa özgü yetiyi kaybettiğimizi görmekteyiz. İnternetin tanımını bu şekilde bitirmek hata olur. İnternetin ne olduğunu sorgularken ne olmadığını da cevapladık. Ne olduğuna dair sınırlarını daraltmış olduk. Şimdi önümüzde duran internetin kendisine ulaşabilmemiz için internetin kime ait olduğunu cevapladıktan sonra internetin amacına ulaşabiliriz.

Küreselleşen, köy olan dünya üzerinde sadece internet üzerinden bile tüm bilgiye ulaşabiliyoruz. Peki devlet için gizli ya da yasaklı bilgilerin korunması, biz birey için ne kadar kapalı durumda. Birçok internet uzmanı, ağ üzerinden bu bilgi kasasına sızabiliyor. Devlet kendi ağ dağıtım noktasından verilen sınırlı internet alanının dışına, devlet izni olmadan da çıkılabiliyor. Devletin internet üzerinden getirdiği, yasaklamalar etkisiz hale geliyor. Devletin onay vermediği ve televizyon üzerinde yayımlanması kanun ile yasaklanmış birçok içerik internet üzerinde yayımlanıyor. Devletler internet üzerinde oluşan hareketliliğe direk müdahale edemiyor. Biz bu durumda internetin devlete ait olduğunu söyleyemeyiz.

Her insanın direk bireysel bir şekilde katılabildiği internet, tam katılımcı demokrasi meclisi gibi benzetilebilir. Benzer yapısı olarak, kamuoyunun internet üzerine taşınması gösterilebilir. Halkın internet üzerinden devlete tepkisini gösterdiği ve diğer bireyler için düşüncelerini yansıttığı meclis durumundadır. Tüm meclis katılımcılarının meclisin sahibi olmadığı gibi bireylerden oluşan topluluk da internetin sahibi olmadığı açıktır.

İlk mucitlerini de bildiğimiz internetin yukarıda adı geçen insanlara ya da şirketlerine de ait olmadığı ortadadır. İlk amaçlandığı yapının da çok dışında kalan internet kontrol edilemezdir. Bir tek tuşa basarak dünyadaki tüm internet ağına son verecek tek el olmadığı için internete dünya üzerinde yeni bir yer açmak doğru olacaktır. İnsan için varoluş alanları içerisinde ki yerini sorgulamamız gerekecek burada. Zamansal ve mekânsal olarak doğal alanımız bizim için bir varoluş alanı olarak karşımıza çıkar. Bunun dışında kalan kavramlarımızı metafiziksel alan olarak başka bir varoluş alanı içerisine koyarız. İnternet bizim için zamansal ve mekânsal olmayı karşılamadığı gibi metafiziksel alana da indirgeyemeyeceğimiz bir varoluştadır. İnsanların geliştirdiği internet ağ alanı insan icadı olarak ortaya çıkmayıp, o ağ yapısının keşif ile bulunduğunu açık olarak ortadadır. Fizik biliminin gelişimi siber ağ adını verdiğimiz bir varlık alanı ortaya koyar. İnternet insana ait olmayan bir varoluş alanı halini alır. İnternet doğa gibi metafizik gibi sahip olunamayacak, kontrol edilemeyecek yapıdadır. İnternet ağının tüm bilgisayarlardan koparılması bile orada olan ağ alanını yok saymaya yetmez. İnterneti artık başka bir varlık, varoluş alanı olarak kabul etmek gerekir. İnternet üzerindeki ikinci hayatımız, diğer hayatımız bir varoluş halini aldı. İnsan da doğal, metafiziksel ve siber varoluş alanlarına sahip bireyler olarak tanımlanır hale geldik.

 

 


Kaynakça

Resimler dipnot: https://www.pexels.com/tr-tr/arama/internet%20komik/

https://unsplash.com/photos/mEqY9DxZXRA

04-02-2021


ankara psikolog