İklim Değişikliği (Nerede O Eski Baharlar..)




Sizde şubat ortasında yaz sıcaklarını yaşadığında , baharda kar fırtınasıyla sıkça karşılaşmaya başladığında şaşıranlardan ve dahi endişelenenlerden misiniz?

Oysa küresel ısınma, sera gazları, kutuplar eriyor… denildiğinde sanki bu dünyadan söz edilmiyormuş gibi dinliyorduk anlatılanları. Kutuplarda buz adaları üzerinde çaresiz kalmış kutup ayıları zannettik küresel ısınmayı. Ne zaman barajlarımız ve akarsularımız kurudu, ne zaman ki ani hava değişimleriyle tarım ürünlerimiz de verimler düştü o zaman küresel ısınmanın romantik bir hikaye olmadığını anladık. Çünkü artık hayatımızın içinde iyiden iye hissetmeye başlamıştık etkilerini. Küresel ısınma neticesinde dünyada sıcaklık ortalama 1 derece arttı. Son 900 yılın en kurak dönemini yaşıyor Akdeniz havzası ve neticede olağan üstü hava olayları yaşamaya başlıyoruz. Kış ortasında kar beklerken 25 derece sıcaklıkta pırıl pırıl bir gökyüzü, sevinerek dışarı sokaklara atıyoruz kendimizi. Sonra bahar da, yaz başında ani bir soğukla hava kışa dönüyor, etrafın bembeyaz karla kaplandığını izliyoruz.

Şehirlerde yaşayan insanlar için bunlar kısa süreli hava değişimleri olsa da bu durumun aslında ağır bir bedeli var. Bu dengesiz durumdan en çok zarar gören alanların başında tarım geliyor. Çünkü tarımla uğraşanlar bilir. Çiftçinin tüm umudu bir pamuk ipliğine bağlıdır. Zamanında yağmayan bir yağmur, kendini göstermeyen güneş, yeterince yağmayan kar, birden bire başlayan dolu ,zamansız sıcaklık değişimleri hep çiftçiyi – tarım arazilerini vurur. Teknolojiniz , alt yapınız ne kadar iyi olursa olsun bir şekilde hemen herkes bu durumdan etkilenir. Siz bütün yıl arazinize bakmış, suyunu , besinini , bakımını dört dörtlük yapmış olsanız da ürünün olup olmayacağı henüz belli değildir. Ki bu trajik durum pek çok romanın , hikayenin , efsanenin kaynağını oluşturmuştur tarihler boyunca . Çok küçük sıcaklık değişimleri büyük kayıplara yol açar… Bugünlerde Giresun da , Ordu da, Samsun da tetikte bekliyor, diken üzerinde yatıyor fındık üreticisi. Karanfil derler taa kış ortasından açmaya başlar bir çiçeği vardır fındığın. Yavaş yavaş döl tutar. Meyveye yatar. Şubat ayının bahar havasında geçmesi erken uyandırdı yine fındıkları. Mart ortası ise yine karla kış geldi. Gövdesi dalları -25 derecelere kadar dayanan fındığın Karanfilleri -4 derecede zarar görmeye başlarlar. Ve döllenme olayı gerçekleşmez. Neticede tüm bakım işlemlerinizi en iyi haliyle yapmış olsanız da artık o yıl fındık almanız imkansızdır. Bu durum o kadar ciddi zararlara yol açar ki yıllık 600 bin ton olması beklenen fındık rekoltesi 100 bin tonlara düşer. 

Fındık üreticisi gibi endişeyle bekleyen başka üreticilerde var. En başta badem ve kayısı üreticileri. Baharda ilk çiçek açan meyvelerdendir badem ve kayısı. Çağla döneminde -0,5 derecelik soğuklarda bile çok ciddi zarar görür. Bu sıcaklıkların gerçekleşmesi durumunda hiç ürün alınamadığı yıllar olur. Zeytin ağaçları çok fazla çiçek açarlar. Ancak bu çiçeklerin meyveye dönüşüm oranı normal koşullar altında bile %1 den daha azdır. Birde tam bu çiçeklenme döneminde yağmur varsa bu oran daha da aşağılara düşer. Nitekim son yıllarda zeytinin çiçeklenme dönemine rast gelen uygunsuz hava koşulları nedeniyle zeytin rekoltesi oldukça düşmüş , zeytin ve zeytinyağ fiyatları bununla birlikte artmıştır.

İklimdeki tek düzelik büyük oranda değişmeye başlamıştır. Bunun sonuçları da yukarda bahsettiğimiz birkaç örnekte bile görülebilmektedir. Meyve bahçesi tesis etmeyi düşünen üreticiler bu durumu mutlaka dikkate almalıdır. Daha bahçe kurarken, çeşit seçerken daha dikkatli olmak ve doğru kararlar almak gereklidir. Dayanımı daha güçlü , bölge şartlarına adapte olabilen çeşitlerin seçimi her zamankinden daha büyük bir önem kazanmıştır. Seçilecek tür ve çeşitlere dikkat edilmeli, riskli ürünlerden kaçınılmalıdır. Bahçe tesisinde seçilecek olan , bahçenin konumu, yeri , alınacak olan fiziksel tedbirler bu riskleri azaltma yönünde düşünülerek oluşturulmalıdır. Don riski olan bölgelerde çukurda kalan, güney yamaca bakan arazilerden kaçınılmalıdır. Çukurda kalan alanlar soğuk havanın bu alanlara çökmesi nedeniyle güneye bakan alanlar ise bitkide erken uyanmayı teşvik ettiğinden risk oluşturmaktadır. Sonuç olarak iklim değişiklikleri tarımda da zorunlu değişiklikleri beraberinde getirmektedir. Artık bitkisel üretimi doğrudan etkileyecek bir döneme girilmiştir. Küresel ısınmanın giderek artması başta kuraklık olmak üzere iklimdeki dengesizlikleri arttıracaktır. Bu durum ister tarımda olsun, isterse sanayide, yerleşim planlamasında , enerjide vd alanlarda olsun dikkate alınmaksızın bir üretim yapmak mümkün olmayacaktır. 

 

30-03-2016