Hümanist Bir Belgesel Film Örneği: Sicko

Zeynep Şen

Sosyolog

Yazar Hakkında

Erciyes üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü mezunuyum. 2018 yılında mezun oldum ve Ankara’da yaşamaya başladım. Toplumsal cinsiyet, çocuk sosyolojisi, modernizm – postmodernizm, sivil toplum konuları üzerinde yazmaya çalışacağım. Sosyal bilimlere ilgi duyan ve fikir alışverişinde bulunabilecek kişilerle iletişim kurabilmek için buradayım. Okuduğum kitaplarda, gezip gördüğüm yerlerde ve işittiklerimde edindiklerimi kalıcı hale getirmek için yazıyorum. Böylece hayatımı değerli kılarken bir yandan da canlı ve heyecanlı tutmaya çalışıyorum.


b.huda38@outlook.com


A+ A-

Michael Moore; Oscar ödüllü İrlanda asıllı Amerikalı film yapımcısı, film yönetmeni, senarist, yazar ve yorumcudur. Bowling for Columbine, Fahrenheit 9/11 ve Sicko (Hasta) adlı üç belgeselin yönetmeni, senaryo yazarı ve yapımcısıdır. Bunlardan Sicko; belgesel film niteliğindedir.

Sicko; belgesel sinema tarzıyla gerçeğin yaratıcıbir şekilde yansıtılmasının en güzel örneğidir. Belgesel sinema,  tarzı itibariyle diğer belgesel türlerinden ayrılır. Nedeni ise yönetmenin hayal ettiği bir dünya-alan yerine içinde yaşadığımız dünyayı-alanı yaratıcı, estetik tarzda anlattığı bir tür olmasıdır.  Bu yönüyle diğer filmlerden ya da belgesellerden ayrılır. Aslında toplumun bilinçaltında yatan, saklı olan, belki de korkulanın anlatıldığı - yansıtıldığı türdür. Belgesel filmin amacı yönetmen ile ele alınan konu arasında kurulan ilişkinin doğrudan aktarılmasıdır.

“Sicko” biliyorsunuz, ‘akıl hastası’, ‘sapık’ anlamında kullanılan argo bir kelime. Hasta Amerikan sağlık sistemine bir gönderme…  Hastalarımıza küçük bir işlem yaparken sarfettiğimiz cümle ise filmin sloganı; “Biraz canınız yanabilir”.

 (Sicko Belgeseli, Michael Moore, 2007)

Sağlık sigortası olmayan 15 milyon ABD’li hasta olmamak için her gün dua ediyor. Çünkü içlerinden biri ya da birkaçı sigortasız olduğu için ölecek. Fakat bu belgeselin sigortası olmayan insanlar için çekildiğini düşünmeyin. Aksine sigortası olan ve Amerikan rüyasını yaşayanlar için çekilmiş bir belgeseldir. Bununla beraber dünya ülkeleri arasında sağlığa en fazla bütçe ayıran ülke olmasına rağmen ortalama yaşam süresinin diğer ülkelerden daha kısa olmasının alınamayan sağlık hizmetlerinden de kaynaklandığını gösteren bir belgesel film ile karşı karşıyayız.

Sicko belgesel filmin en güzel örneklerden biridir. Yaşanmış, trajik olayların Amerika’daki sağlık sistemine yönelik eleştirilerle anlatıldığı bir belgeseldir. Amerika’daki sağlık sisteminin mercek altına alındığı ve söz konusu sistemin kar amaçlı hareket eden bir sistem olduğunun net bir şekilde yansıtıldığını görüyoruz. Sağlık sigorta şirketlerinin; sigortalı insanları çıkarları yönünde istismar etmeleri, sigortasız insanlara sigorta yapmamak için gereksiz birçok neden sunup sonuçta taleplerine ret vermeleri, kar peşinde koşan ilaç şirketleri gibi konulara değinirken bunların birçoğunun belgeler ve sayısal verilerle desteklendiğini görüyoruz. Sağlık sigortası olduğu halde verilen sağlık hizmetlerden dolayı yüksek ve ödenmesi zor olan faturalarla karşı karşıya kalan ABD’lilerin başka ülkelere tedavi amaçlı gitmeye çalıştıklarını görüyoruz. Hatta Michael Moore bir kısım Amerikalıyı ücretsiz sağlık hizmetinden faydalanması için Küba’ya tedaviye götürüyor.Michael Moore Kanada, İngiltere, Fransa ve Küba’da uygulanan kar amacı gütmeyen sosyal sağlık sigortasıyla karşılaştırma yaparak aradaki farka dikkat çekiyor. Tabii bunları yaparken izleyicinin yüzünde tebessüm uyandıracak konulara da değinmeyi unutmuyor.

Acının ve tebessümün birleştiği vakalardan ilkini bedenine değer biçilen Rick’te görüyoruz. Çalışma sırasında iki parmağı kopan Rick için sigorta şirketi bir öneri sunuyor. Daha doğru seçim yapması gerektiğini belirtiyor. Kopan orta parmağı için 60.000 dolar ve yüzük parmağı için ise 12.000 dolar ödemesi halinde parmağının tekrardan dikilebileceğini belirtiyorlar. Bir an önce karar vermesi gereken Rick, orta parmağını sigorta şirketine gönderip romantik olduğu için yüzük parmağını seçiyor. Orta parmak hareketinin kökeni; orta çağda İngiliz okçularına dayanır. O dönemde İngiltere ve Fransa arasında sürekli savaş vardır ve bu savaşlarda İngiliz okçular yayı germek için orta parmaklarını kullanıyordu. Fransızlar ise ortaçağın en önemli fırlatma silahı olan arbelet kullanıyordu. Savaş sırasında yakalanan İngiliz askerlerini ya öldürüyor ya da orta parmağını keserek cezalandırıyorlardı. İngiliz okçular ise bunu simge haline getirip Fransızlara orta parmağını göstererek onlara meydan okuyorlar ve biz de sizi öldüreceğiz mesajını vermeye çalışıyorlardı. Düşünüyorum ki Rick sigorta şirketine gönderdiği parmağıyla mizahi yolla istenilen mesajı vermiş oldu. Kaldı ki bedenini bir meta olarak gören sisteme ve kaybettiği parmağına rağmen eskiden babasının yaptığı parmak çıkarma/kesme şakasını şimdi kendinin de yapabildiğini söyleyerek gülmeye ve gülümsetmeye odaklanmış birini görüyoruz.

-Sağlık sigortası olan bir aile: Eşlerden biri üst üste üç defa kalp krizi geçirdi, diğeri ise kanser oldu. Sigorta şirketinin karşılamadığı hasta payı gibi birçok ödeme birikti ve sonunda evini satıp çocuğunun yanına yerleşmek zorunda kaldılar.

-79 yaşında emekli ve sigortası olan bir birey: Fakat o halde kendisinin ve eşinin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Çalıştığı sürece ilaçları ücretsiz alabilecek. O yüzden çalışıyor ve ölene kadar da çalışacak.

-Laura: 70km/saat hızla kaza yaptı. Onu araçtan, ambulans görevlileri çıkardı ve ambulansla hastaneye götürdüler. Sigorta şirketi ise ambulans yolculuğunu karşılamayacağını belirtti.

-Boyu ve kilosu yüzünden hayat sigortası yapılmayan bir birey: Vücut kitle endeksin düşükse ya da yüksekse sigorta yapılmaz.

“Halbuki, sağlık sigorta şirketlerinin insanlara yardım etmek için olduklarına inanıyorduk.”

(Sicko Belgeseli, Michael Moore, 2007)

-9 aylık bir bebek: 2 kulağına da işitme cihazı takılmalı ve sağlık sigorta şirketi sadece bir tanesini karşılayacağını söylüyor.  İki tanesi ile duymasının  ‘DENEYSEL’ tedaviye girdiği” bahanesi söyleniyor.

Sigorta poliçe sahipleri acımasız, ilgisiz ve duyarsız.

(Sicko Belgeseli, Michael Moore, 2007)

-Becky Malke: Görevi, hasta insanları sigortadan uzak tutmak. Sigorta endüstrinin genelinde karşılanmayan belirli hastalıklar var ve bunlardan herhangi birine sahipseniz sağlık sigortası yapılmaz. ( şeker, kalpi tansiyon, mantar, alerji...)

Sigortası olanlar doktor muayenesinde öncelikli. Fakat onlar bu seviyeye gelene kadar sigorta şirketleri ile mücadele etti ve onlar gibi olmak için diğerlerinin de mücadele etmeleri gerekiyor.

PEKİ ABD’Lİ İYİ BİR DOKTORU NASIL TANIMLIYORLAR?

Sigorta şirketini para harcamaktan kurtaracak kişidir, Kariyerin ve para kazanman ne kadar çok sağlık sigorta talebine ret vermenle ilgili. Ne kadar çok talebi reddettin o kadar çok prim kazanırsın, kariyer basamaklarını daha hızlı tırmanırsın. Yapılacak her ödeme  tıbbi kayıp olarak görülüyor. Bu,  insanlar için para harcamamak demek. Şirkete giren paranın çıkmaması demek. Fakat görülüyor ki çalışma yöntemi, iş ahlakı hoşuna gitmeyen doktorlar işi bırakmaya başlamış.

Hastalar, yaşlılar ve maddi desteğe ihtiyacı olan insanlara vaatler veriliyor. Sağlık sisteminin  hiç kimseyi hizmetsiz bırakmadığı söyleniyor ve ABD sağlık sigorta şirketleri insanları sağlık hizmetinden mahrum bırakıyor, insanları değersizleştiriyor.

Bir sağlık sigorta şirketinde talepleri inceleyen doktor Limda: Hiç kimse bir insanın ölümüne neden olan ameliyatı reddettiği için onu sorumlu tutmadı. Çünkü yaptığı şey şirketin yarım milyon dolar tasarruf etmesini sağlamaktı ve aslında o doktorluğu değil kendisine verilen asıl işi yapmıştı. O da tıptaki uzmanlığını çalıştığı sigorta şirketinin faydası için kullanmaktı ve o şirketin finansal faydasını sağlamaktı.

Sürekli olarak reddettiği şeyin sağlık hizmeti değil sadece ödeme olduğu söyleniyor.

(Sicko Belgeselİ, Michael Moore, 2007)

“ABD Dünya Sağlık Hizmeti sıralamasında 37. Sırada. Slovenya’nın biraz üzerinde. Bu anlaşılabilir çünkü önemli olan Marschmallow’un 57. Yıl dönümü olmasıydı.”

(Sicko Belgeseli, Michael Moore, 2007)

Sağlık sigortası için Kanadalılarla evlenen ABD’liler: Asıl hasta olan sağlık sistemi. Kimse Amerikan sağlık hizmeti/sistemine yakalanmak istemiyor.”

Londra’da 5 parmağı kesilmiş biri gelirse parasının yetip yetmeyeceğini düşünmezler. Çünkü yardıma ihtiyacı var ve ona yardım etmenin, faydalı olmanınen iyi yolunu bulmaya çalışırlar. Hiçbir zaman birine sistem izin vermediği için parmağını dikemeyiz demezler. Doktorlar insanlara seçim şansı sunmadan, kar amacı gütmeden sadece faydalı olabilmek için baktıklarından dolayı mutlular.

İngiliz hastanelerinde, insanlar para ödemiyor. Tam tersi hastaneye gelirken ve evine dönerken yol masrafını karşılayamayacak insanlara hastane veznesi para veriyor. İngiliz hastanelerinde vezneler, insanlardan  para almak için değil insanlara para vermek için var.  Demokrasinin yaptığı şey seçme hakkı vermektir.

“Almanları öldürürken işsizlik yoksa şu an da olmamalı. Ya da  hastane ve okul inşa ederek işsizlik önlenebilirdi. Hemşireler olabilir, öğretmenler olabilirdiniz. İnsanları öldürmek için para bulunabiliyorsa insanları kurtarmak için de para bulunabilir. Bunlar 1948’de başladı ve İngilizler 2.Dünya Savaşı’ndan çıkmıştı. Amerika’nın 11 Eylülden sonra yaşadıklarıyla benzerdi yaşadıkları. İngilizler Amerikalılardan sağlıklı. Amerikalılarda; kanser, kalp hastalıkları, tansiyon, akciğer hastalıkları vs. çok yüksek.”

(Sicko Belgeseli, Michael Moore, 2007)

Demokrasi dünyadaki en mükemmel şey. Bunu toplumun faydası ve ihtiyaçları için kullanırsınız. Kapital konuşur ve sizin seçim şansınız olur. Seçim kavramı insanların seçme özgürlüğünü ifade eder. Eğer borçlarınız size zincir geçirmiş ve sizi bağlamışsa seçme özgürlüğünüz yok demektir. Çünkü borcu olan insan kendine ve geleceğe dair olan umudunu kaybeder, sonuç olarak oy kullanmaz. Böylece sistem kazanmış olur.

İnsanları kontrol altına alıp yönetmenin belli yolları vardır. Eğitimsiz insanlarda bu çok kolay etki eder. İnsanları ya korkutursunuz ya da moralini bozarsınız. Bunu yaptığınız takdirde karşınızdaki insanı kontrol altına almış olursunuz. Sistem de bunu yapıyor.

Halbuki eğitimli, sağlıklı, özgüvenli, cesur insanları yönetmek daha zordur. Bu yüzden insanların bu yapıda olmasını istemezler. Sisteme direnecek güçte insanların olması tehlike olarak görülür. Bu; mezun olurken binlerce dolar borçla mezun olman  ve o kadar borcu ödemek için sürekli çalışmak zorunda kalmakla karşılaşmaktır. Herkes çalışmak ister. Fakat ne zaman biteceğini bilmediği bir borç için değil. Dolayısıyla çalışmak ve borç ödemek zorunda olan birini de herkes çalıştırmak ister. Çünkü o kişi hiçbir şey söyleyemez.

“Ve Küba: Şeytanın yaşadığı yer : Fidel Castro”

       

 “Sağlık hizmetinde en iyisi. 3.Dünya ülkelerine doktor ve malzeme sağlamada çokça cömert. Önleyici tıbba inanıyorlar. Sağlık hizmetini kar için yapmıyorlar. Karayip denizinde bir ada. Çok az kaynağı var. Fakat buna rağmen halk sağlığı için her şeyi yapmaya çalışıyor. Birleşik devletler bunu yapmıyor. Burada önemli bir nokta var. Ülke ne kadar çok üretirse ne kadar zenginleşirse insanlarına da o kadar iyi bakabilir.”.

(Sicko Belgeseli, Michael Moore, 2007)

Burada ücretsiz tedavi edilen Amerikalılarve hatta Michael Moore bile tedavi karşılığında bir ödeme yapılmamasına şaşırmıştı. Oysa ki Küba’da her şey ücretsiz.Kübalıların yaşam felsefesi biz kavramında hayat buluyor, onlar toplumsal fayda için çalışıyorlar. Onlar ‘ben’ kavramıyla değil, ‘biz’ kavramıyla yaşıyor.

Bir insanın bedeninin metalaştırılması, ona değer biçilmesi demek insan hayatını çok ucuz görmesi demektir. Utanç verici bir durum. Halbuki insanlık ve medeniyette ne kadar ileri düzeyde olduğun insan canını değerli kıldığında belli oluyor. Bir gün sistemin zincirleri kırılacak ve Amerika’da yeni bir gün doğacak.

 


Kaynakça

KAYNAKÇA

Cornwell, Bernard, Azincourt (İ. İbik Çev.) İstanbul 2009, Koridor Yayınları

Kumbasar, Prof. Dr. Abdulbaki, Sağlık Politikaları (2016),  AUZEF, İstanbul Üniversitesi

s. 297- s. 313

Nichols, Bill, Belgesel Sinemaya Giriş, (D. Eruçman Çev.) İstanbul 2017, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Ovalı, Prof. Dr. Fahri,(Aralık, Ocak, Şubat 2008-2009),  Amerikan Sağlık Sistemi Obama ile “Değişiyor Mu?”, Sağlık Düşüncesi ve Tıp Kültürü Platformu,

Yıldırım, Doç. Dr. Türkan ve Aydemir, Arş. Gör. İzzet (Ekim 2015), Sosyal Sermaye ve Sağlık İlişkisi, 1.Uluslararası Uygulamalı Bilimler Kongresi, s. 644- s. 653


Kapak Görsel: https://unsplash.com/photos/yo01Z-9HQAw

Görsel 1.: https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/bulaniklik-yigin-abd-market-4386181/

Görsel 2.: https://unsplash.com/photos/Q9BzwfMEF4s

29-06-2020