Her Şeyi Bırakıp Ege’ye Yerleşenler

Nur Aktaş


Yazar Hakkında

Koskoca Dünya küçülüverirken, küçücük şehre ne çok insan sığdı. İstanbul’da kendi gerçekliğini bükerek hayatta kalmaya çalışan biri.


“Eğer insanın mutlu olması için özgürlük gerekiyorsa tek yapmanız gereken o insanın özgür olduğunu sanmasını sağlamaktır” der Skinner.

Saatler sabah 5:30’u gösterirken uyanır. Her sabah yapar bunu. Kalkar elini yüzünü yıkar, kendine gelemeden giyer gömleğini. Ülkede yürürlükte olan saat uygulaması yüzünden zifiri karanlıkta çıkar sokağa. Zor da olsa biner metrobüse. Her durakta başka başka reklamlar yerleştirilmiştir panoların içine. Küçük dikdörtgen Premack panoları... “Bu parfümü sıkarsan beğenilirsin” der ilk duraktaki. Diğeri ise “Bu arabayı alırsan iş yerinde hak ettiğin değeri görürsün” diye göz kırpar. Yeni bir araba almakla, Ege’de küçük bir kasabaya yerleşip tarım yapmak arasında kalsa da maaş günü gelince tarım heveslerinden uzaklaşıp işine tekrar sarılır. 

Edimsel koşullanmayı eserlerinde en iyi işleyen yazarlardan biri olan Aldous Huxley şöyle der: Mutluluk ve erdemin sırrıdır -yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek. Tüm şartlandırmaların amacı budur: insanlara, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek.

Hayallerle doluyuzdur çocukken. Büyüyünce olacağımız çok fazla şey, göreceğimiz çok fazla yer, yapılacak bir sürü aktivite vardır. Önce 40 dakika boyunca sabit oturmayı, ses çıkarmamayı ve otoriteye kulak vermeyi öğreniriz. Bunu başarabildiğimiz düzeyde onaylanır, aksi halde cezalandırılırız. Hep bir üst seviyeye atlamak için yaşarız, yaşamak için değil. Hayallerimizi bir kenara bırakır ve deriz ki “Liseyi/üniversiteyi de bir kazanayım da sonra yaparım. Şimdi çalışayım.”  Fakat hiçbir zaman sırası değildir hayallerimizin, çünkü hayallerinin peşinden koşabilmek, üretebilmek içsel motivasyon gerektirir. Biz o kadar yatkınızdır ki edimsel koşullanmaya, cezalardan kaçıp ödüllerin peşinde koşarak kendimizi tanıyamadan geçiririz hayatımızı.

Nihayetinde hepimiz birer küçük faresiyizdir toplumun. Emekli ikramiyeleriyle ödüllendirilir, oy veririz. Elektrik faturasını ödemeyi unutup karanlıkta geçiririz bir geceyi bazen. Sosyal medya üzerinde sembolik ödüllerimizi toplar, sanal ortamdaki her bir seviyesi ayrı koşullanmalar içeren oyunlarımıza adapte ederiz hayatımızı. İdealar dünyasının ideal vatandaşı halinde sürdürürüz yaşamımızı. Son model telefon, son model araba, en son moda kıyafetler... Bir önceki sürüm biraz daha dışına iter kalabalığın. Daha az ilgi, daha az ödül demektir. İlgisizlikten kaçınmak, sevgisizliği bastırmak için sarılırız boşlukları doldurabilecek her şeye.

Edimsel koşullanmaya dair okumalar yapmak ve davranışlarımızı bir de edimsel koşullanmaya dair edindiğimiz bilgilerin süzgecinden geçirmek kendimizi bir nebze daha iyi tanımamızı ve karar alırken daha bilinçli davranmamızı sağlayacaktır.

Skinner, edimsel koşullanmayı organizmayı memnun eden sonuçları olan davranışların tekrar edilme eğiliminin, organizmayı memnun etmeyen sonuçları olan davranışların ise tekrar edilmeme eğilimi olduğunu savunmaktadır. Aynı düzlemde pekiştirilen davranışlarımızın da tekrar edilme ihtimali, pekiştirilmeyenlere göre fazla olacaktır. Örneğin, kişi espri yaptığı zaman bulunduğu ortamdaki kimse bu espriye gülmemişse kişinin bu davranışı tekrar etme ihtimali düşecektir. Çünkü ortada yapılan davranışa yönelik bir pekiştireç yoktur. Fakat esprisi beğenilen, kabul gören kişi espirisini farklı ortamlara da aktarıyor olacaktır.

Edimsel koşullanın temel kavramlarından olan pekiştirmeyi bilmek başlangıç için faydalı olabilir.

Pekiştirme: Pekiştirme eylemi olumlu pekiştirme ve olumsuz pekiştirme olarak iki ayrı alt başlıkta ele alınır. Olumlu pekiştirme, çalışanın terfi almasıdır. Bir pekiştireç olarak terfi, çok çalışma davranışının, ya da ödüllendirilmek istenen başka bir davranışın, devamlılığını (hatta artmasını) sağlamak içindir. Olumsuz pekiştirme ise, davranışın gerçekleşmesine engel olan uyaranların kaldırılmasıdır. Örneğin, karşı masada oturan negatif tavırlar sergileyerek gününüzün verimsiz geçmesine sebep olan bir iş arkadaşınız var. Masanızın yerini değiştirip artık onu görmediğinizde verimli çalışma davranışınızın tekrar etme olasılığı artıyor. Yine de pekiştirme eyleminde zaman aralığı önemlidir. Sürekli pekiştirme organizmada alışma ilgisizlik gibi durumlar açığa çıkarabilir.

Bu noktada her bir kavramın hayatımızdaki yerini ve davranışlarımıza nasıl etki ettiğini sorgulayarak ilerlemek faydalı olacaktır. Nedir gün içinde maruz kaldığımız olumlu pekiştireçler? Aldığımız kararlarda pekiştireçlerin etkisi var mıdır? Nasıl değiştirebiliriz pekiştireçlere verdiğimiz tepkileri? Nasıl başlarız öğrenmeye, keşfetmeye ve özgür olmaya? Her şeyi bırakıp Ege’ye yerleşerek mi?

Bin yıldır yaptığımız tek şey balık peşinde koşmak. Artık yaşamak için bir nedenimiz olmalı; öğrenmek, keşfetmek, özgür olmak gibi. 

-        Martı Jonathan Livingston

 

13-06-2018