Her İşi Erteleyen İnsanın Kafası

Borabay Kadirdağ


Yazar Hakkında

Borabay Kadirdağ, 2015'te ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi'nden mezun olmuştur. Daha sonrasında eğitim hayatında büyük bir değişiklik yaparak, aynı yıl yine ODTÜ'de Bilişsel Bilimler alanında yüksek lisans yapmaya başlamıştır. Duygu kontrol metodlarının sınav stresine olan etkisini konu alan tezi yakın zamanda tamamlanacak olup, yeni dahil olduğu alanda öğrendikleri kendisini çok etkilemiş ve bu, onu öğrendiklerini insanlarla paylaşmaya yönlendirmiştir."


Hepimiz o insanları biliriz. Ben de bilirim. Sonuçta onlardan biriyim. Bu yazımı atmamın uzun sürmesinin nedenlerinden biri de bu olabilir. Tamam bu kadar zamir oyunu yeter: Bu yazımın konusu,

“procrastinator” dediğimiz işini sonraya bırakan insanların nörobilimsel incelemesi…

 
 
 
Bu konuya da sağolsun akıllı telefonum beni yönlendirdi. Almanya’da Bochum’daki Ruhr Üniversitesi’nde Psikoloji Fakültesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, eylem kontrolü ve erteleme arasında bir bağ bulunmuş1. Tabi böyle söylemek yetmez, değil mi?

Hadi biraz detaylara bakalım.



264 tane benim yaşlarda arkadaşları bulup fMRI aracılığıyla hepsinin beyinlerini taramışlar. Hepsi de eylem başlatma ve sürdürme arasındaki sinirsel bağıntıyı bulmak için. Aralarındaki ilişki de teorik olarak şöyle açıklanıyor ki; durum yönelimi denen olay ile iş erteleme arasında bir bağlantı gösteriyor.
 
 
 
Şimdi normalde hepimiz aklı başında insanlarız. Duygularımızı, endişelerimizi ve daha nice içsel durumu belli bir oranda kontrol edebilecek kapasitedeyiz. Günümüzün strestli hayatında bu nasıl mümkünse artık, bir şekilde başarıyoruz. Ama herkes böyle şanslı değil. Aramızda bunu yapamayanlar da var. İşte buna durum eğilimi, yani state orientation deniyor2. Bu durum ortaya çıktığında bilin ki insan duygu, davranış ve düşüncelerini kontrol edemiyor.

Konuyla da alakası şöyle:

eylem kontrolünde bu oryantasyon önemli bir yer teşkil ediyor ve erteleme işlemini anlamada nedensel bir faktör olarak da gözler önünde yerini alıyor. Beynimizde duygusal hafıza ve tepkileri kontrol eden amigdaladaki gri madde yoğunluğu ile eylem başlatmanın zorluğu arasında naçizane bir bağlantı bulmuşlar Ruhr’daki araştırmacı dostlarımız3. Amigdalanın şöyle güzel bir kabiliyeti de var ki geçmiş tecrübelerimizden yararlanarak arzulanan davranış yapılarını kodlayıp geri kalanına “yallah” diyebiliyor. Bu durumda da şunu çıkartabiliriz: Amigdalanızın hacmi ne kadar fazlaysa, geçmiş hatalardan ders çıkarıp gelecekteki seçimleri ona göre belirleyip değerlendirmek kolaylaşıyor. Ama hal böyle olunca, geçmiş hatalar yanında tedirginlik de getiriyor ve insanı harekete geçirtmiyor. Harekete geçemeyince de ertele babam ertele! Son güne kadar ertele!
 

 
Bakmayın bir önceki paragrafın sonundaki ahkam kesmeme. Ben de iş ertelerim. “Yaparım, yapacağım” derim, ertelerim. Daha 1 hafta var der, ertelerim. Cicero bile demiş erteleme nefret edilesi olmaktan öte, can da yakan bir durum. Ama n’apalım? Uyuşturucu gibi. Neyse ki şu an kafam işle dolu ki ertelemeye fırsat kalmıyor. Zamanın varken durum daha beter oluyor.

Şükretmeliyiz ki bu durum tamamen iç yapımıza, biyolojimize, anatomimize kalmış bir durum değil. Çünkü insanız, öğreniriz. Üstesinden geliriz. Zaten Pittsburg Üniversitesi’nden bir araştırmacı olan Adrienne Taren de bundan bahsetmiş. 8 haftalık mindfulness (dikkatlilik) seansı sonrası amigdala hacmi küçülürken, prefrontal korteksin hacminde artış görülmüş. Küçük amigdalanın iş erteletme eğilimini azaltabileceğini birkaç paragraf öncesinden anlayabiliriz zaten.

 
 
Tedavisi var mı derseniz, işte o yok. Çünkü ertelemeyi klinik bozukluktan saymıyorlar. Ama bundan endişe duyuyorsanız, bilişsel davranışçı terapisi diye bir yöntem var4. Sorun teşkil eden davranışları değiştirip yerine olumlularını ekliyor. Fobilerde ve travma sonrası stres bozukluklarında işe yaradığı neyse ki kanıtlanmış. Stockholm Üniversitesi’nden Alexander Rozental, herkesin iş ertelediğini söylemiş. Ama bu, bilişsel davranışçı terapi metodunu kullanarak erteleme üzerinde çalışma yapmalarına engel olmamış. 8 haftalık süreçte, 48 katılımcıya verilen internet bazlı haftalık terapi ve 44 katılımcıya sunulan yüz yüze günlük terapiler sonucunda bütün katılımcılarda gelişme gözlemlenmiş. Katılımcıların iş erteleme ortalamalarında kayda değer bir düşüş göz önüne serilmiş. Demek ki bir işe yarıyor bu terapi. Belki de bu terapinin eğitimini almalıyım…
 
 
 
Bugün de insanoğlu olarak yaptığımız basit bir eylemin de bilişsel kabiliyetlerimizle bağlantılı olduğunu öğrenmiş olduk. Bilişsel bilimleri işte bu yüzden seviyorum. İlk yazımda söylediğim gibi, günlük hayatımızla aslında çok iç içe olan bir dal bu. Bu yazım çok geç geldiği için hepinizden özür dilerim. Arayı açmamak ve işlerimizi ertelememek dileğiyle…
 
Borabay KADİRDAĞ
ODTÜ Bilişsel Bilimler Bölümü
 
 Referanslar

2.      http://www.sicotests.com/psyarticle.asp?id=208                                              
3.      Blunt, A., & Pychyl, T.A. (1998). Volitional action and inaction in the lives of undergraduate students: State orientation, boredom and procrastination. Personality and Individual Differences, 24(6), 837-846.
4.      https://www.newscientist.com/article/2144452-cant-stop-procrastinating-try-cognitive-behaviour-therapy/
 
 
12-09-2018