Geleceğimizin Anahtarı: Büyük Veri

Sıtkı Çağdaş İnam

Prof. Dr. , Astrofizikçi

Yazar Hakkında

Başkent Üniversitesi, Öğretim Üyesi (Prof. Dr.) - Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı. ODTÜ Fizik Bölümü'nde başlayan Fizik eğitimim sırasında Astrofizik alanına var olan merakım beni bugünkü çalışma alanlarıma taşıdı. Şu an birincil araştırma alanım yüksek enerji astrofiziği ve özellikle de X-ışını ışıması yapan nötron yıldızlarının gözlemsel özelliklerini anlamak üzerinedir. Çalışmalarımda yoğun bilgisayar kullanıyor olmamdan ve büyük miktarlarda gözlem verilerini analiz etme alışkanlığı edinmemden dolayı da hesaplamalı ve verilerin analizi ile yorumuna dayalı başka fizik ve mühendislik konularına da ilgim bulunmaktadır.


cagdas@medyacuvali.com


A+ A-
Bilgisayarların gelişen teknolojiyle birlikte “inatla” Moore Yasası’na uymaya devam eden gelişimleri adeta göz kamaştırıcıdır. Bugün cebimizde taşıdığımız akıllı telefonlarımız hatta kolumuza taktığımız akıllı saatler 1960’larda ve 1970’lerde uzay çalışmalarında kullanılan bilgisayarlardan, hatta 2000’li yıllardaki masaüstü ve dizüstü bilgisayarlardan çok daha yetkindir [1]. 

        

Sadece bilgisayarlar mı güçlenmiştir? Tabii ki hayır. Bu bilgisayarlar birbirleriyle çok daha hızlı haberleşmektedir. 1990’larda başlayan İnternet devrimiyle birlikte bilgi en ıssız yerlere en hızlı şekilde ulaşabilmektedir. 

Bilgisayarların birbirleriyle bu kadar hızlı haberleşmeleri CERN ve ESO gibi fizik ve astronomi alanında çığır açan gelişmelerin öncüsü konumundaki kurumların modern çalışmalarının belkemiğidir. Örneğin ESO’daki (Avrupa Güney Gözlemevi) Atacama Büyük Milimetre/milimetre-altı Dizisi'ni (ALMA) çalıştıran bilgisayar altyapısı birbirleriyle hızlı bir şekilde haberleşebilen 134 milyondan fazla işlemciden oluşmakta ve bu işlemciler saniyede 17 katrilyona yakın işlem yapabilecek kapasitedir [2,3]. 

Bilgi teknolojilerindeki bu muazzam gelişmeler, algılayıcı teknolojilerindeki gelişmelerle de birleşince, günlük hayatta da bilerek ya da bilmeden çok daha fazla “gözlem” yapılabilmekte ve böylece çok daha büyük miktarlarda veri toplanmaktadır.

Artık elimizde taşıdığımız akıllı telefonlarımız bile içerdikleri ivmeölçerler, GPS algılayıcılar, manyetik alan ölçerler, basınç ölçerler vb. algılayıcılarla her an veri üretmekte ve biz istemesek bile bu veriler bir şekilde telefon ve uygulama üreticileri başta olmak üzere pek çok kurum tarafından elde edilebilmektedir.

Söz gelimi, bir arama sayfasına terimler girdiğimizde, o anki coğrafi konumumuzun bilgisini de elde eden web sayfası tarayıcısı, sadece konumumuza özel arama sonuçları vermekle kalmaz; aynı zamanda bizim ve çevremizdeki diğer kişilerin yaptığı aramalardan yararlanarak coğrafi konumumuz civarında olan biteni kestirmeye çalışabilir ya yapılan yazım hatalarını kaydederek bu bilgileri yazım denetimi yapan başka bir uygulamayı geliştirmede kullanabilir.

Bu tür veriler sadece yüz milyonlarca hatta milyarlarca akıllı telefondan değil; bilgisayarlardan uçaklara, arabalardan kredi kartı pos makinelerine kadar pek çok birbirine bağlı ve büyük bir sistemin parçası olan cihazlar tarafından da sürekli meydana getirilmektedir.

İşte bütün bu büyük veri setlerinin analizine dayanan uygulamalar “büyük veri” (big data) olarak adlandırılır. Günümüzde bir “büyük veri” çağının başlangıcında olduğumuzu düşünmekteyiz. Bu çağ bize kendini nasıl gösteriyor? 

Kişisel bilgilerimiz artık “bulut depolama” olarak adlandırılan büyük ve coğrafi olarak dağınık halde bulunan sunucularda saklanmakta; Siri, Google Asistanı ve Cortana gibi kişisel asistanlarımız hakkımızda pek çok arkadaşımızdan daha çok şey bilmektedir! [4] Facebook’ta her beğenimiz ve Twitter’daki her “retweet”imiz büyük veri şirketleri için bir değer haline gelmiş durumdadır. 

Tabii bu kadar veri etrafta uçuşurken mahremiyetimiz hakkında endişeye düşmek ve bir “Büyük Birader” endişesine düşmek de yersiz olmayabilir. Eğer hakkımızda çok şey biliniyorsa sadece yararımıza değil zararımıza da kullanılabilir bu bilgiler! 

Belki büyük veri Endüstri 4.0 [5] olarak da adlandırılan insanların refahını hedefleyen bir bilgi toplumuna dönüşmemizin anahtarıdır; öte yandan eğer dikkatli olmaz ve gerekli önlemleri de almazsak aynı zamanda Dünya çapında yıkılamaz tekellerin ve diktatörlüklerin de ortaya çıkması an meselesidir. Verinin kölesi değil efendisi olmaya çalışarak ve bizzat -ülkece- büyük veri konusunda kafa yorup kendimizi bu yeni çağa hazırlayarak mutlu bir yarın hedefine ulaşabiliriz.

 

Kaynaklar:

[1] http://www.phonearena.com/news/A-modern-smartphone-or-a-vintage-supercomputer-which-is-more-powerful_id57149

[2]https://www.eso.org/public/turkey/news/eso1253/

[3]http://www.eso.org/public/turkey/teles-instr/alma/

[4]https://www.fastcompany.com/3059719/handicapping-the-ai-assistants-from-siri-to-ozlo

[5]https://tr.wikipedia.org/wiki/End%C3%BCstri_4.0

08-02-2017