Gebelikte Beslenme Nasıl Olmalıdır ? 'Gökçe Orakcı'

Konuk Yazarlar


Diğer Yazıları

GEBELİKTE BESLENME
 
‘Sen 2 canlısın, yiyebilirsin’
‘Bebeğin büyüyemez, muhakkak 2 porsiyon ye.’
‘Tatlıya da ihtiyacı var vücudun. Baklavadan ye. İçinde kalmasın gebelikte tehlikeli.’
 
Ve daha niceleri....
Haklılar mı?
Yani evet hamileler beslenmelerine dikkat etmelidirler ancak bunu iki porsiyon yiyerek gerçekleştiremezler.
 
Hamileler de her birimiz gibi beslenmelerine dikkat etmelidirler. Ancak beslenmede artan gereksinmeler ve artan enerji ihtiyacı göz önünde bulundurulmalıdır. Bunlara örnek olarak artan kalsiyum, protein, omega 3 hatta ve hatta olmazsa olmaz olan folik asit gereksinmesi örnek gösterilebilir.
 
Peki bunları porsiyonlarımızı artırarak mı karşılamalıyız yoksa kaliteli kaynaklardan da alabilir miyiz?
 
Porsiyonu artırmak diyetten alınacak enerjiyi de katlayacağı için doğru yapılmazsa fazla kilo olarak annede kalacaktır.
 
Sağlıklı bir annenin (normal kilosunda olan) gebelikte alması gereken kilo ortalama 12.5 kilo olarak değerlendirilir. Ancak bu değerlendirmeyi sizlere en iyi diyetisyeniniz yapar. Bazı ölçümler sonucunda gebelik sonunda almanız gereken kiloyu aylara dağıtarak beslenme planı oluşturur.
Gebelikte bebeğin doku yapımı ve gelişimi için artan ihtiyaçlar da değerlendirerek oluşturulan bu programda sağlıklı beslenmeyi hayatınızdaki en önemli 9 ayda yapmalısınız. Unutmayın. Bebeğin dokuları annenin depoları doğrultusunda gelişir.
 
Peki gebelikte artan ihtiyaçları ortalama nasıl karşılarız?
 
Kalsiyum : Gebelikte artan kalsiyum ihtiyacını anne en iyi süt ve yoğurttan karşılar. Günlük ortalama 2-3 porsiyon tüketilen süt veya yoğurttan alacağınız 360 mg kalsiyum kemik gelişimini destekler. Kalsiyumla beraber sinerjist çalışan D vitamini, kalsiyumun kullanımını artıracaktır. D vitaminin de en önemli kaynağı güneştir.
 
E vitamini : Doku hasarını engelleyen ve doku bütünlüğünü koruyan güçlü bir antioksidandır. Kaynakları da yeşil yapraklı sebzeler ve yağlı tohumlardır.
 
A vitamini : anne ve bebeğin hücre büyümesini sağlar. Kaynakları da bilindiği üzere havuç, yumurta, margarin, süt ve sebzelerdir.
 
Folik asit : Folik asit, bir B grubu vitaminidir ve gebelikteki eksikliğinde bebekte nöral tüp defekti adı verilen bir sendroma yol açar. Nöral tüp defektinde, bebeğin kapanması gereken omurilik açıklığının yapılamaması sonucunda bebekte mortalite (ölüm veya ölü doğum) gerçekleşir. Bu sebeple doktorların planlı gebeliklerde, gebelikten 3 ay önce başlanması gereken bu hayati suplementi elzem kılarlar. Günlük 200 mg tüketilmesi şarttır.
 
Protein : Protein doku yapımı için gerekli makro besin öğesidir. Hücrelerin ve DNA’nın yapı taşı olan aminoasitin kaliteli kaynaklardan tüketilmesi gerekir. Bunun için anne günde ortalama yumurta ve peynirle beraber 150-180 gram protein tüketmelidir.
 
Karbonhidrat : herkesin de bildiği üzere karbonhidrat enerjinin temel öğesidir. Annenin günlük karbonhidrat tüketimi ortalama 500 gram olmalıdır ki bunun da en önemli kaynağı tahıllar ve meyvedir. Günlük meyve tüketimi ortalama 3-4 porsiyon kadar olmalıdır ve tahıllarla da bu karbonhidrat desteklenmelidir. Ekmek tüketimi burada en önemli karbonhidrat kaynağı olur
 
Yağ : Yağ denince herkesin bir şok olduğunu duyar gibiyim. Ancak hücre zarımızın %80’inin yağ olduğunu unutmamalıyız. Yağdan kastımız tabiki doymuş yağ içeriği yüksek tereyağ veya margarinler değil. Kaliteli kaynaklardan tüketimi şarttır. Bunun kaynağı yağlı tohumlar (ceviz, fındık, badem vb.), zeytin ve zeytinyağı gibi bitkisel kaynaklarca da sağlanabilir. Günlük beslenme programınızda bu gibi kaliteli yağ kaynaklarını artırmalısınız.
 
Yukarıda değindiğim bazı besin öğeleri gebelikte dikkat edilmesi gereken noktalardan bir kaçıydı. Unutmayın. Diyet parmak izi gibidir. Size en uygun diyet listesini ancak diyetisyeniniz verebilir. Ölçü kontolünü yaptığınız bir programda diyetinizin başarılı olmaması için sebep yoktur. J
 
 
 
Vee son olarak... Sigara ve alkol tüketimi. İşte her şeyde tolerans gösteren diyetisyeniniz Gökçe Orakcı, bu konuda inanamayacağınız ölçüde katı. Efendim kendi bedeninize, organlarınıza verdiğiniz zarardan siz sorumlusunuz. Ancak hayat verdiğiniz bebeğe bu zararı verme hakkına malesef sahip değilsiniz.
 
 
Bebeğinizle beraber,
 
Sağlıklı günler dilerim J

Diyetisyen Gökçe Orakcı 
11-09-2018