Enerjinin ve Güzelliğin İksiri

Karın ağrısını, ülseri, veremi, varisi, romatizmayı, sarılığı, terlemeyi, ishali ve kabızlığı, nezleyi, alerjiyi, öksürüğü, sinüziti ve ağrılarını, uykusuzluğu tedavi edebilen, bilinen bir çok antibiyotikten daha kuvvetli bir ilaç biliyor musunuz?

Cilde sürüldüğünde cildi güzelleştiren, iyileştiren... Tatlı olmasına rağmen dişleri koruyup güçlendiren, ağrılarınızı kesen, iştahınızı açan, kolesterolünüzü düşüren, enerji verenstresten uzak tutan, bağışıklık siteminizi kuvvetlendiren ve tüm bu olumlu etkilerine rağmen hiçbir yan etkisi olmayan bir ilaç biliyor musunuz?

Acaba nedir?

Bu ilacın adı; kutsal metinlerde de şifa verici olarak geçen, onbinlerce yıl öncesinden beri insanlığın faydalandığı, Hipokrat’tan, İbn-i Sina’ya çok eskiden beri insanlığın tedavi amaçlı kullandığı bir gıda olan BAL.

Balda tespit edilen, bazılarının benzersiz olduğu bilinen, 181 farklı maddeden kaynaklanmaktadır bu güç.

Neye iyi gelir, nasıl tüketilir?

Örneğin; günlük bir çorba kaşığı bal tüketmek kolesterol, kalp ve şeker hastalıklarıyla mücadelede yardımcı olur.

Sporcular için iyi bir enerji kaynağı olan bal idman öncesi bir bardak ılık suya bir çorba kaşığı katılarak içilebilir.

İlkbaharda polen alerjisine karşı bünyenin bağışıklık kazanması için, polen sezonundan 2-3 ay önce günde 1-2 çay kaşığı bal tüketilebilir. 

Sinüzit ve farenjite karşı iyileşene kadar günde 3 öğün ılık süte veya su içinde eritilmiş bir çorba kaşığı bal tüketilebilir.

Yemekten yarım saat önce meyve ya da ekmekle 2 çorba kaşığı bal tüketilmesi ülserin tedavisine yardımcı olmaktadır.

Güzellik kürü olarak yumuşak ve kadifemsi bir cilt için göz çevresi hariç boyun ve yüze bal sürüp 10 dakika beklenip, ılık suyla durulanabilir.

Bal Madeni

Onu bu kadar değerli kılan, onu elde etmek için ortaya konulan emeğin büyüklüğüdür.

Bir işçi arı hayatı boyunca ancak 1/12 çay kaşığı bal üretebilir.

Bir bal arısı bir seferlik polen toplama gezisinde 50-100 çiçeği ziyaret eder. 1 kilo bal yapılabilmesi için 40 bin arının 6 milyon çiçeği ziyaret etmesi gerekir.

Araştırmalara göre 1 koloninin 1 kilo bal üretmesi ve yaşamını sürdürebilmesi için 8 kilo bal tüketmesi gerekmektedir.

Tüm bu çabaların bir ürünü olarak gelir sofralara bal.

Sahte bal

Ancak bal, günümüzde en çok şüphe duyulan ürünlerden biri haline geldi. Nedeni önü alınamaz bir şekilde yapılan sahtekarlık.

“Bal aroması”, mısır şurupları kullanılarak yapılan ve bal diyerek satılan taklit ürünler tüketicilerin bu ürüne olan güvenini ciddi anlamda sarsmış durumda. Ve maalesef ki çoğu kez laboratuvar analizleri dışında, duyusal yöntemlerle sahte balla gerçeğini ayırmak mümkün değil.

Baldaki sorun sadece hileli ballarda değildir.

Bir kısım arıcı daha çok bal alabilmek amacıyla arılara farklı şeker kaynakları tükettirerek bunun bala dönüştürülmesini sağlamaktadır. Bu durum da balda yapılan ve balın kalitesini düşüren bir sahtekarlık olarak görülmelidir. Yine bu şekildeki sahtekarlığı da laboratuvar analizleri dışında anlamak mümkün değildir.

Gerçek bal

Bir aminoasit türü olan prolin değerlerine bakarak balın kalitesi anlaşılmaktadır.

Prolin değerinin kilogramda en (az mı olacaktı?) 300 miligram olması gereklidir. Ve bu ancak arının çiçeklerden balı toplamasıyla mümkündür.

Arıların 1 kg bal için 6 milyon çiçeği gezdiğini söylemiştik.

Arıların bulunduğu çevrede ne kadar çok farklı çiçek türü varsa balın kalitesi o kadar artmaktadır.

Bu çiçeklerin bulunduğu çevrenin kimyasal bir uygulamaya maruz kalıp kalmadıgı, çevrede kirlilik kaynağı bir unsurun bulunup bulunmaması, veterinerlik uygulamalarının usulüne uygun yapılıp yapılmadığı da balın kalitesini etkileyen unsurlardır. Bunun sonucunda tüketilen balda pestisit kalıntılarına, ağır metal kalıntılarına rastlanmaktadır.

Doğru bilinen yanlışlar!

Bal konusunda doğru bilinen yanlışlar da var. Bu konuda, doğru bilenen yanlışların en başında balın kristalleşmesini-donmasını hile olarak değerlendirmek geliyor.

Bilinenin aksine bu, balın bozulduğu anlamına gelmez ve besin değeri kaybolmaz.Kristalize haliyle de tüketilebilir.

Hakiki, kaliteli, polenli ve katışıksız bal zamanla donduğunda yağ gibi bir kıvama dönüşür.

İçerisine şeker katılmış saf olmayan veya nektarı düşük ya da hiç polen içermeyen bal ise donduğu zaman kesme şeker zerrecikleri haline gelir.

Hangi balı almalı?

Tüm bunların karşısında iyi kalitede bal tüketmek isteyenlerin yapabilecekleri ise kent yaşamının insanları çepeçevre sardığı günümüzde çok sınırlı kalmaktadır.

Öncelik bu konuda ki tavsiyemiz çevrelerinde tanıdıkları güvendikleri bir arıcı varsa yukarıdaki durumları da göz önünde bulundurarak balı bu kişilerden almalarıdır.

Bu mümkün değilse organik kökenden gelen ve bir sertifikaya sahip balların alınmasıdır. Organik sertifika da balın yukardaki şartları sağladığını gösteren bir garantidir.

Hiçbiri olamıyorsa piyasadaki kurumsal markalardan birini tercih etmek olmalıdır.

Bal konusunu işlemeye devam edeceğiz. Bal tadında bir hayat dileğiyle...

 

17-02-2014