Corona Günlerinde ''Ev Yaşamı'' Üzerine Yeniden Düşünmek

Pınar Kütük

Sosyolog

Yazar Hakkında

İzmir'de doğdu. İzmir Katip Çelebi Üniversitesinde Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesinde Sosyoloji alanında Yüksek Lisansına başladı ve halihazırda devam etmektedir. Burada bulunma amacı ise tüketim çılgınlığının bu kadar arttığı bir dönemde fikirsel alanda bir şeyler üretmek ve ortak ilgiyi paylaşan kişilerle bu platformda bir araya gelmektir.

Yazıları hakkında iletişime geçmek isteyenler pnarkutuk.35@gmail.com hesabından ulaşabilirler.


pnarkutuk.35@gmail.com

pnarrktk


A+ A-

 Yaşanan olayları kavramak, olaylar karşısında bilinçli bir tutum almak ve söz hakkı bize geldiğinde bir şeyler söyleyebilmek için bir başlangıç noktası belirlemek ve üzerinde tartışmak gerekir. Bu tartışmada başlangıç noktası olarak belirleyeceğimiz konu, ‘’corona günlerinde ev üzerine yeniden düşünmek’’ üzerine olsun.

  Corona virüs vakası ülkemizde ilk olarak Mart ayında görülmüştür ve özellikle metropol şehirleri başta olmak üzere ülkenin her bölgesinde hızla yayılmaya başlamıştır. Corona virüs tedbirleri kapsamında okulların ve alışveriş merkezlerinin kapatılması, çalışma şekillerinin esnekleştirilmesi, belirli yaş gruplarına göre sokağa çıkma yasaklarının ilan edilmesi gibi birçok düzenleme toplumsal hayatın her alanına sirayet etmiştir. Gündelik hayat pratikleri değişmeye başlamış ve görünen o ki bu değişimle yeni bir dünya düzenine geçildiğinin sinyalleri verilmektedir. Bu bağlamda Corona sonrası düzende yeni toplumsal ilişkilerin ortaya çıkması kaçınılmazdır.

  Nisan ayında başlayan sokağa çıkma yasakları ‘’Hayat Eve Sığar’’ sloganı ile birlikte dışarıdaki hayatımızı eve taşımamıza sebep oldu. Öğrenciler için başlıca sosyalleşme mekanları olan okulların kapatılması ve uzaktan eğitime geçilmesi ile birlikte sınıf ortamı evimizin salonuna kadar taşınmıştır. İlkokul düzeyi için veliler evde mini bir sınıf ortamı oluşturarak çocukların dikkatini çekmeye çalışmışlardır. Lise öğrencilerinin kişisel çabaları bu konuda daha ön plana çıkarken üniversite öğrencileri için okudukları üniversitenin teknolojik alt yapısı etkili olmuştur. Evden ders dinlerken interaktif eğitimin uygulanamaması öğretmen ve öğrenciler için büyük bir eksiklik oluşturur. Öğretmenlerin evden derse katılması iş yaşamını eve taşınmasının bir göstergesi iken öğrenciler için de sınıfın eve taşınmasının karşılığıdır. Uzaktan eğitimin getirdiği birtakım şartların -öğrencilerin dersleri dinleyebilecek araç-gereçlere sahip olmaları, internet erişimi sağlayabilmeleri, evde ders çalışabilecekleri bir alana sahip olmaları gibi- sağlanabilmesiyle bu sistem devam edeceği için her öğrenciye eşit imkan sunulmalıdır. Her ne kadar corona sonrası dönem de bu değişimlerin kalıcı hale gelebileceği söz konusu olsa da eğitim-öğretim çok hassas bir konu olup üzerinde titizlikle çalışılması gereken bir sistemdir.

 Bazı iş yerlerinin evden çalışma sistemini uygulamaya koyması ile birlikte iş yeri evimizin mutfağına kadar girmiştir. Kapitalist üretim ilişkilerinin getirdiği bir takım çelişkilerle esnek çalışma koşullarının ortaya çıkması ve prekarya kategorisi altında değerlendirebileceğimiz yeni orta sınıfın orta çıkışı bu sisteme çokta uzak olmadığımızı gösterir. Birçok şirket teknolojik alt yapı koşullarının el verdiği ölçüde uzaktan çalışma modeline kolayca geçebilmiştir. İşlerin yürütülmesi bağlamında bazı stratejiler geliştirilirken bireyin bu süreci deneyimlemesi, odaklanılması gereken bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Normal çalışma koşullarında iş zamanı ve iş sonrası boş zamandan, iş yeri ve iş yeri dışında mekanlar olarak değerlendirdiğimiz özel ve sosyal mekan kavramlarının bu süreçte nasıl çözüldüğünü görmekteyiz. İş saatlerinin esnekleştirilmesi, evden çalışma modeli ile birlikte çalışan bireyin günün her saatinde hazırbulunuşluluk imkanının olmasıyla mesai saati ile boş vakit ayrımının ortadan kalkması bireyler için yoğun iş yükünü beraberinde getirmiştir. İş toplantılarının evden yürütülmesi ile bireyin özel alanının kısıtlandığı söylenebilir.

  Kent yaşamında boş zaman aktivitesinin vazgeçilmez mekanı olan alışveriş merkezlerinin kapatılması, online alışveriş sisteminin kullanımı arttırmıştır. Bir sosyalleşme pratiği olan alışverişin online olarak internet siteleri üzerinden yapılması, bireyin sosyal etkileşimini ciddi oranda azaltmıştır ve birey her türlü alışverişini yiyecek, giyecek, aksesuar, kırtasiye malzemeleri, dekoratif eşyalar, elektronik cihazlar, spor malzemeleri gibi birçok ihtiyacını evinde oturduğu yerden tek tuşla sipariş verebilir hale gelmiştir. Ayrıca spor salonlarının da kapatılmasıyla, birey evinde mini bir spor salonu oluşturarak, internet videolarındaki spor hocalarının yönlendirmesiyle bu duruma da çözüm bulmakta gecikmemiştir. Sosyal medya da gözlemlediğimiz birçok ev içi etkinlik karantina döneminde popüler hale gelmiştir örneğin; resim, boyama yapmak, mutfakta farklı lezzetler denemek, spor yapmak, puzzle yapmaya başlamak, örgü örmek, deneme, roman gibi yazılar yazmak, bitkilerle uğraşmak, imkanı olanlar için evde küçük bir atölye oluşturmak ve bir şeyler üretmek gibi örnekler çoğaltılabilir.

  Sonuç olarak bireyin sosyal ilişkilerinin en aza indiği bu dönemde bireyin uyum sağlama mekanizmasını kullanarak bu durumdan en az hasarla kurtulmak istediği görülmektedir. Tabi bu durumun her birey için farklı deneyimlenmesi konuyu eşitsizlik ve tabakalaşma bağlamında ele almayı gerektirir fakat bu yazıda sosyal ilişkiler ev yaşamı bağlamında ele alınmıştır. Ev yaşamı özel hayatın bir mekanı olarak var olurken artık birçok etkinliğin, aktivitenin, çalışma yaşamının ve eğitim sürecinin bir parçası haline gelmiştir. Ev yaşamı ve özel hayatın çözüldüğü bu süreç birey için yeni özel alanlar bulma arayışını beraberinde getirebilir. Sosyal yaşamın uzaktan hale gelmesi yeni bir toplumsal yapı biçimini karşımıza çıkarırken bireyin yalnızlaşması her geçen gün artmaktadır. Birey, corona virüs ile birlikte uzun süredir devam eden modern zamanda bireyin bireyselleşmesi ve yalnızlaşması sürecini en aktif şekilde deneyimlemiştir. Bu yalnızlaşmanın artışı sosyal medyanın kullanımı ile paralel bir artış gösterince yeni sosyalleşme biçimi olarak sosyal medya platformlarının kullanımı, dijital toplumun ortaya çıkışı gibi yeni araştırma sorularını ve konularını ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamda sosyolojiye, sosyolojik analizlere olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır.


Kaynakça

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/kafein-kahve-su-icki-5480759/

22-12-2020