Bilmek İster Misin? Oku!

“Tesadüf eseri bu sayfada değilsiniz.

Önceden okuduğunuz yazarın, yeni yazısı olduğu için de buraya gelmediniz.
Ve bu yazıyı okumaya karar vermenin, bilinçli seçiminiz olduğunu sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz.

Çünkü siz, başlıkta gizlenen harflerin kontrolündesiniz.”

... şeklinde düşünenler olabilir.

Ama bunlar benim fikrim değil. Aksini iddia eden pek çok görüşe rağmen, “Bilinçaltı Algılama” konusuyla ilgilenen çoğunluğun düşüncesi.

Algılama kısmı bir çağrışım yapmadıysa, belki “Bilinçaltı Reklamcılık” ya da“Subliminal/Bilinçaltı Mesaj” kavramları, size bir şeyler ifade edecektir.

Çoğu psikolojiye ait olan bu terimler, James Vicary’nin 1957 yılında, sinemada yaptığı meşhur deneyle, normal insanları da etkisi altına almıştır.

Gösterim sırasında, “Hungry?Eat Popcorn/Aç mısın?Patlamış Mısır Ye” gibi cümleler, gözün bilinçli bir şekilde algılayamayacağı kadar kısa süreliğine, filme yerleştirilmiştir. Ardından da patlamış mısır ve kola satışlarında büyük bir artış elde edildiği saptanmıştır.

(Yukarıdaki resim, filmin mesaj içeren karelerinden biridir.)

Deneyin olay yaratan kısmı ise, subliminal/bilinçaltı mesajların, insan davranışlarını etkileyebileceğini iddia etmesidir.

 Bu çalışma tarihe ünlü bir deney olarak geçmiş olsa da, uzmanlar aksini iddia eder. Çünkü çalışma sırasında karşılaştırma yapılabilecek bir kontrol grubu (aynı koşullar altında, filmin mesaj içermeyen versiyonunu izleyen seyirciler)kullanılmamıştır. 

Daha sonrasında, Vicary sonuçlarla oynadığını ve bu deneyden kesin yargılara varılamayacağını açıklamış olsa da, insanlar en başta söylediklerine inanmayı tercih etmişlerdir.

Ortaya atılan iddia, dönemin gündemine bomba gibi düşerek, insanlar arasında büyük bir hızla yayılmıştır.

Sonrasında, başta reklamcılar olmak üzere, medya işindeki birçok meslek grubu, düşünce ve davranışları kontrol etmekle suçlanmıştır.

Eğer bilinçaltı reklamcılık ya da subliminal/bilinçaltı mesaj başlıklarıyla, küçük bir internet araştırması yapacak olursanız, karşınıza çıkanlar sizi de dehşete düşürecektir.

Ama bu yazının amacı, var olan yüzlerce iddiaya yenilerini eklemek değil, yaratılan korkunun üzerine gitmek olacak.

Yani, biraz bilime başvuracağız.

Bilinçaltı algılama, Vicary’den çok daha önce keşfedilmiş ve üzerine pek çok deney yapılmış bir konudur.

 Kısa bir tanımla “Bilinçaltı Algılama”, bizim bilinçli bir şekilde algılayamadığımız dürtülerin ya da mesajların, beynimiz tarafından algılanarak bilinçaltımıza depolanmasıdır. Vicary’nin, bilinçli olarak gözle algılanamayan, “Aç mısın? Patlamış Mısır Ye” cümleleri gibi. Radyoda çalan sevdiğimiz şarkı ise, bu durumun tam tersi bir örnektir. Şarkı da bir dürtüdür. Ama, herhangi bir işitme engelimiz olmadığı sürece, onu bilinçli bir şekilde algılayabiliriz.

Bu kadar ilgi görmesinin nedeni ise, bilinçaltımızın karar ve davranışlarımız üzerindeki büyük etkisidir. Kabul etmesi zor da olsa, genellikle bilinçaltımızdan gelen bilgiler ışığında hayatımıza yön veririz.

Hem de farkında bile olmadan...

 Uzmalara göre, bilinçli düşünce diye birşey yoktur. Beyin, hem farkında olduğumuz hem de farkında olmadığımız dürtüler/mesajlar aracılığıyla, bilgi toplar. Ama düşünme sürecinin bilgi kaynağı, ağırlıklı olarak bilinçaltı belleğimizdir. Bu düşünme sürecinin sonunda, bilincinde olmadığımız bilgilerle, bilincinde olduğumuz kararlara varırız.

Ancak, bilinçaltımızın gücüne, bir de subliminal/bilinçaltı mesajların eklenmesi, ‘kötü insanların elindeki güçlü silah’ yorumlarını da beraberinde getirmiştir.

Bilinçli olarak fark edemediğimiz dürtülerin ya da subliminal /bilinçaltı mesajların, beynimizde depolandığı kabul edilen bir olgudur.

Peki subliminal/bilinçaltı mesajlar, bizi gerçekten ne kadar etkileyebilir?

Daha da kötüsü, bilinçaltımıza sızarak, hayatımızın kontrolünü gerçekten ele geçirebilir mi?

Ya da içlerinde “seks” kelimesinin gizlendiği iddia edilen görseller, kötü düşüncelerin tohumunu, gerçekten zihnimize ekebilir mi?

İşte tüm bunlar, bilinçaltı alanının korkutan sorularıdır.

Bu sorunların doğru cevapları ise, şehir efsanelerinin gölgesinde kalmıştır.

Bilinçaltını etkilemeye dayalı çeşitli teknikler, keşfedildikleri günden beri reklam ve pazarlama alanında kullanılmaktadır.

Pazarlama uzmanları bilinçaltımızı bombalarken, şekildeki gizem uzmanları da, bu çalışmalar üzerine teoriler üretmektedir.

Ancak bilinçaltının gerçek uzmanlarına hiç kimse kulak vermemiştir.

Bu nedenle aşağıdaki kutuda, subliminal/bilinçaltı mesajların yerine, bilinçaltımızın gizemlerine dair bazı bulgular yer almaktadır.

 Subliminal/Bilinçaltı Mesajlar Hakkında Kısa Bilgiler:

1. Subliminal/Bilinçaltı mesajlar(görsel veya işitsel olabilir) beyinimiz tarafından algılanıp, bilinçaltında depolanabilir. Biz farkında olmadan, beynin çıktığımız basamak sayısını kaydetmesi gibi.

2. Mesajlara ne kadar sık maruz kalırsak etkisi o kadar uzun sürer. Bilinçaltımızda yer edinebilmesi için tekrarlanması gerekir.

3. Subliminal/Bilinçaltı mesajlar sosyal yargı ve davranışlarda değişikliğe neden olabilir. Gizli ya da açık mesajlarla edindiğimiz, siyahlarda suç işleme potansiyelinin yüksek olduğu yargısı gibi.

Yukarıda sıralanan ilk üç madde, açık dürtüler/mesajlar için de geçerlidir. Bilinçaltı mesajların, açık mesajlardan daha etkili olduğu söylenemez. Beyin için önemli olan, mesajların nereden geldiği değil, topladığı bilgiyi işleme sürecidir.

4. Subliminal/Bilinçaltı mesajlar üzerine yapılan deneylerin çoğu, bilinç düzeyinde algılanabilen, açık mesajlar için yapılmış deneylerin tekrarıdır.

5. Açık ve gizli mesajlar arasındaki önemli nokta farkındalıktır. Farkında olmadığımız mesajlara karşı savunma mekanizmamız devre dışı kalır. Ama bu durum büyük davranış değişiklikleri yaşayacağımız anlamına gelmez. 

6. Tanıdığımız ya da hakkında fikir sahibi olduğumuz şeyler söz konusu olduğunda subliminal/bilinçaltı mesajlardan daha az etkileniriz. Çünkü kesin yargılar, yeni fikirler karşısında daha güçlüdür. Örneğin A markasını kullanırken, subliminal mesajların etkisiyle B markasına geçmeyiz. Yani Coca Cola’yı bıraktırıp, Pepsi’yi içirebilecek kadar güçlü değillerdir.

7. Hiç bilmediğimiz ya da hakkında fikir sahibi olmadığımız konularda ise subliminal/bilinçaltı mesajlar daha etkili olur. Bu teknik, reklamcılıkta yeni bir ürünü tanıtmak için daha yararlıdır. Ancak, görsellerin içine seks kelimesi gizlenerek, ürün için herhangi bir başarı sağlanamaz.

8. Yukarıda bahsedilen etki, daha basit karar ve davranışlarımız için geçerlidir. Üzerinde yoğun düşünce gerektiren konularda ise, subliminal mesajların etkisinden söz edemeyiz. Örneğin, reklamın etkisiyle, aklımızda yokken, bir anda ev satın almaya kalkışmayız. Ama yeni çıkan bir diş macununu denemeye karar verebiliriz. 
9. Subliminal/bilinçaltı mesajlar, ürün/marka tercihimizden çok acıkmak ya da susamak gibi temel ihtiyaçlarımız üzerinde etkili olur. Subliminal mesaj içeren bir yiyecek reklamı, bizi markaya yönlendirmekten çok, acıkma hissimiz üzerinde etkili olur.

Not: Bu sonuçlara ulaşılmasını sağlayan deneyleri, kaynak makaleden okumanızı tavsiye ederim.

Önemle belirtmek isterim ki, yukarıdaki bulgular, laboratuvar ortamında yapılan deneylerle elde edilmiştir. Bunlar, yoğun kontrol altında yapılmış çalışmalar olduğu için, gerçek hayatı tam anlamıyla yansıtmamaktadır. 

Kısacası beynimiz, gündelik yaşamın karmaşası içinde bu tür mesajlara daha az tepki vermektedir.

Ancak bahsedilen bulgulardan , anlatılanların efsane olduğu ve bu tekniğin işe yaramadığı sonuçlarını çıkaramayız.

Hatta, yine araştırmalara göre reklamcılık alanında, subliminal/bilinçaltı mesajların, açık mesajlarla birlikte kullanılması oldukça iyi sonuçlar vermektedir.

Subliminal/Bilinçaltı mesajlarların hayati etkileri olmadığı şimdilik kanıtlanmış olsa da, ileride daha büyük gelişmeler yaşanabileceğini kesinlikle söyleyebiliriz.

Ve belki de bu teknik, bize istemediğimiz şeylerin yaptırılması yerine, sigarayı bıraktırmak gibi daha yararlı işler için kullanılacaktır.

Ancak okuduğunuz gibi, beynimizin ve hayatımızın, ele geçirilme aşamasına henüz ulaşılamamıştır.

Umarım, bilinçaltı kütüphanenizde, daha önce duyduğunuz teorilerin yanı sıra, bu yazıda sunulan bilgilere de bir yer ayırabilirsiniz.

Ama eğer efsanelere inanmayı tercih ediyorsanız, Sigmund Freud’un da dediği gibi “Bir puronun, bazen sadece bir puro olduğunu” aklınızdan çıkarmayın...

Görsel: “Picnic, 1955” Yönetmen: Joshua Logan
Kaynak Makale: “The Power of The Subliminal: On Subliminal Persuasion and Other Potential 
Applications” Yazarlar: Ap Dijksterhuis, Henk Aarts, Pamela K. Smith

 

14-05-2014