Bencilliğin Nirvanası

Gizem Aynacı

Eğitim Uzmanı

Yazar Hakkında

Yunanistan’ın yani başındaki toprakların cömert ve narin kızı çeltiklerle var oluşuna başlangıç çizmiş, kendine münhasır kişi. Eğitimci olma hayatına, İlköğretim Matematik Öğretmenliği lisansı ile başlayıp, Eğitim Yönetimi ve Planlaması alanında yüksek lisans yaparak devam etmektedir. Diğer taraftan Sosyoloji lisans eğitimini devam ettirmektedir. Uzmanlaştığı konular; duygusal zeka, karar verme, örgüt kültürü, duygu yönetimi ve algıdır. Yüksek lisans alanındaki konularını psikolojinin alt dallarıyla birleştirmiştir. Edebiyat ve felsefe üzerine çok okuyup, yazar. Amatörce sinema ve tiyatroyla ilgilenir. Toprağın gücüne inanır.


gizemaynaciii@hotmail.com


A+ A-

“Hiç Kimse Başkaları için yaşayamaz”[1]

Çağımızda her insanın şikayet ettiği fakat herkesin de yapmaktan vazgeçemediği davranışların paradoksal sorun birliğini yaşamaktayız. Nedir her kimsenin bu kadar şikayet etmesine sebep olan davranışlar dizgisi? Bununla ilgili sokak röportajları gerçekleştirilse ya da toplulukların konuşmaları kayda alınıp da analiz edilse, farklı sözcük kombinasyonları altında tek bir temel konuya ulaşılacaktır: “Bencillik”

Bencillik kavramı insanlar arasında, yeni kuşak da dahil olmak üzere farklı anlamlar ve tanımlamalarla kullanılmaktadır. Kişinin sadece kendini düşünmesi, kendi çıkarları doğrultusunda önünde ne varsa ezip geçerek, karşı tarafın üzüldüğünü ya da olumsuz olarak etkilendiğini hesaba katmadan hareket etmesine sebep olan davranışların altındaki düşünce olarak algılanmakta ve yorumlanmaktadır. Sosyal yaşamamızda bencillik kelimesinin ağızlardan fütursuzca çıktığı pek çok duruma şahit olabiliriz. Aynı masada otururken kişinin yalnızca kendine çay doldurması, beraber uyurken yalnızca kendi üzerini örtmesi, bir buluşmaya kendi ruh halinin haritasına göre katılması gibi pek çok örneği ardı ardına sıralayabiliriz. Düşünelim ki arkadaşınız çok kötü durumda ve sizin onun yanınızda olmasını istiyor. Hemen buluşmak ve sizinle derdini paylaşmak istediğinden bahsediyor. O görüşmeyi pek çoğumuz gerçekleştiririz. Peki o an arkadaşımızın yanında bulunmamızın sebebi yalnızca onu çok sevdiğimizden ve onun iyi olmasını istediğimizden mi ileri geliyor? Bu sorunun cevabı herkes için “Evet” yanıtıyla son bulacaktır. Lakin “Evet” cevabının nedenlerini sorgulamak ve temeline inmek bizi asıl gerçek cevaba ulaştıracaktır. Çünkü yaptığımız davranışların nedenleri bizlere sorulduğu zaman, bizler davranışlarımıza uygun nedenler sıralamaktayız. Seçimlerimizin nedenleri  üzerine yaptığı bir araştırmada Petter Johansson “Eğer seçimlerimizin değiştiğini fark edemezsek onları hemen başka bir yolla açıklamaya başlarız.”[2]demiştir. Bu da bizlere aslında seçtiklerimizin nedenlerini sıralarken bilinçli ve  tamamen kendi gerçekler olmadığını göstermektedir.Bizlerde arkadaşımızın yardımına koştuğumuz o noktada düşüncenin temeline inmediğimiz ve toplumsal öğretilerimizden dolayı sebeplerimizi etik ve insancıl çerçevede açıklarız. Çünkü büyüdüğümüz kültür, yalnız kalamama korkusu, iyi olma ideali, baskılardan uzak kalma, sevilme ihtiyacı ve sevgi ile saygınlığı borç olarak kullanma öğretilerinin farklı şekillerde bize sunulmasıyla bilinç dışımızda oluşan düşüncelerimiz ile yaptığımız davranışların aslında şekillenerek bu noktaya geldiğini fark etmez ve onları aldığımız öğretilere göre nedenlerle besleriz. Johansson “Öncelikle, kendi fikirlerimiz dediğimiz birçok şey aslında kendi yorumlarımızdır. Kendimi bir seçim yaparken gördüğümde ve daha sonra nedeni sorulduğunda olabildiğince mantıklı olmaya çalışıyorum. Ama bunu o kadar hızlı ve kolayca yapıyoruz ki gerçekten neden olduğunu bildiğimizi düşünüyoruz. Bu bir yorumlama olduğu için tabii ki bazı zamanlar hatalar yapıyoruz. Aynı başkalarını anlamaya çalıştığımızda yaptığımız hatalar gibi. Bu yüzden insanlara “Neden” sorusunu sorarken dikkat edin. Çünkü örneğin şu soruları sorarsanız “Neden bu konuyu destekliyorsun?” , “Neden bu ilişkide ya da işte kalmayı tercih ediyorsun?” insanlar cevap olarak bu soruları sormadan önce olmayan bir düşünce geliştirebilir.”[3] Olmayan bir düşünce geliştirmeye ve yorumlama eğilimine bu kadar yatkın iken başka sebepler ile de neden sorusuna verilen cevapların değişkenliği gözler önüne çıkmaktadır. “Arkadaşınızın yanında neden bulunuyorsun?”, sorumuza geri dönersek temelinde yatan sebebi bulmak için farklı düşünce biçimleri geliştirmekte fayda vardır. Ve şu açıdan bakılabilir; kötü bir durumda bulunan arkadaşınızın yanında bulunmak, onu sevdiğiniz anlamına gelebilir fakat tek sebep o değildir. Onun sorununu çözüp mutlu olarak gördüğünüz de siz de mutlu olacaksınızdır. Kötü zamanda yanında olduğunuzda arkadaşlığınız sağlamlaşacak ve onunla mutlu olduğunuz zamanları bir noktaya kadar garanti edeceksiniz. Onun iyi hissetmesine yardımcı olduğunuz için kendinizi iyi hissedecek ve onun yanından ayrılırken vicdan rahatlığını sağlamlaştırmış olacaksınız. Çünkü Nietzsche’nin[4]de savunduğu üzere üst insan olma yolunda hiçbir kimse, kendini hiçbir açıdan düşünmeden salt iyilik olsun diye iyilik yapamaz. Tüm cevaplar gözden geçirildiğinde kişinin o an arkadaşının yanında bulunması sebeplerinde tek bir cevap vardır: “Kendi iyiliği ve mutluluğu”. Bu durum bencillik olarak tanımlanmaktadır. İnsanın o an temelinde sadece kendini düşünerek hareket etmesi bencillik tanımına çok uymaktadır. Fakat bencillik insanların algılarına ve yorumlamalarına göre gerçekten de kötü bir davranış biçimi ve hayat felsefesi midir? Bencillik kavramına yeni ideal ahlak felsefesi penceresinde açıklayan Ayn Rand, rasyonel bencillik tanımını ortaya atar ve şöyle tanımlar; kişinin yalnızca içinde bulunulan an değil, bütün bir hayatını izleyen süreçte objektif olarak kendi hayatını destekleyen ve zenginleştiren değerlerin peşinden koşmasını ve bu erdemleri alışkanlık hâline getirmesini söyler. Bu, kişinin kendi aklının kararıyla, kendi üretken çabasıyla yaşayıp sonuçların keyfini çıkarması anlamına gelir — hem madden hem de manen.[5]Fakat bu tanımlaması yanlış yorumlanmaması gereken şey kişi kendi çıkarları için uğraşırken yalnızca anlık zevklerini tatmin etmek, karşı tarafın haklarından feragat etmek gibi zarar verici ahlaki yoksunlukları kastetmemektedir. Onun söylemek istediği, kişi kendi mutluluğu için çabaladığında karşı tarafında mutlu olmasına aracılık edecektir. Kendi mutluluğunu, özgeci düşüncesini ve idealleri için atacağı adımların tasarıları çerçevelerinde kimsenin hakkından bir payını merdiven olarak kullanmaması koşulunu öne sürmüştür. Bu açıdan bakıldığında arkadaşımızın yanına kendi iyiliğimizi düşünerek gitmemizde hiçbir yanlış yön bulunmamaktadır. Doğru perspektiften ele alındığında bu düşünce hem kişi hem de kişiler için yarar sağlayan dürüstlüğü getiren ahlakın yeni etik söylemlere ulaşmasıdır yalnızca. 
21. yy da yaşayan herkesin hem iş hayatında hem ilişkilerinde hem de toplumsal yönden şikayet ettiği bencillik düşüncesinde yanlış olan, düşüncenin farklı yorumlanması ve temellendirilmemesidir. İlişkiler bazında ele alındığında her iki tarafında insan olması ve aynı haklara sahip olması nedeniyle konuya açıklık getirmek ve detaylandırmakta fayda vardır. Aynı evi paylaşan arkadaşları ya da sevgilileri ele alırsak, onların aynı evi veya ilişkiyi paylaşmaları altında kendi yönlerinden de olsa belli nedenler bulunmaktadır. Ve bunlar sadece karşı tarafı düşünmek, karşı tarafı beslemek için oluşturulmuş sebepler değildir. Bu nedenler dile getirilmese de sözsüz anlaşma olarak her iki tarafın çıkarlarını besleyen, ilişkilerin devamlılığını sağlayıp kişiye mutluluğu aynı zamanda kişiye üretkenliğini veren nedenlerdir. İnsan ilişkileri bazında bencillik felsefesi kurucusu Rand, “Artık, insanlar arasından arkadaşlar seçeceğim. Ama arkadaşlar, köleler veya efendiler değil. Sevgimin temeli olan hürmetle bağlanacağız birbirimize, mecburiyetle değil. Gönlümün istemediğini yapmayacağım. Gönlümün istediğini seçeceğim ve seçtiklerimi sevip onlara hürmet etmesini bileceğim. Onların ne esiri ne de hakimi olacağım. Onlara ne emredeceğim ne de itaat... Onlarla istediğim zaman, daha doğrusu karşılıklı arzularımız mevcut olduğu zaman ve arzularımızın devamı süresince; el sıkışacağız, el ele tutuşacağız, sevişeceğiz. Karşılıklı arzularımız mevcut olduğu zaman ve arzularımızın devamı süresince yan yana ve yalnız olacağız. İnanıyorum ki herkes ruhunun tapınağında yalnızdır ve yalnız olmalı, yalnız bırakılmalıdır. Bırakın herkesin içindeki bu mabet dokunulmamış, lekelenmemiş olarak kalsın. Bırakın insanlar istedikleri elleri, istedikleri sevgi ve şiddetle sıksınlar. İnsanların mukaddes mabetlerinin kutsal eşiğinden içeri, onlara rağmen adım kalsın. Bırakın insanlar istedikleri elleri, istedikleri sevgi ve şiddetle sıksınlar. İnsanların mukaddes mabetlerinin kutsal eşiğinden içeri, onlara rağmen adım atmayın.”[6]sözleriyle ikili ilişkilerde olması gereken etiği rasyonel bencillik adı altında açıklamıştır. İnsanların birbirlerini yargılamak, küçümsemek için kullandıkları bencillik kelimesi altında aslında ahlak etiği yatması şaşırtıcı gelebilir. Fakat ele alınan yön olarak kişilerin içselleştirme ve uygulaması kişilere ihtiyaçları olan temel hazları sunacaktır. Çünkü insanlar kendilerini es geçip başkalarına odaklanarak yaşadıkları zaman kendi yarar sağmala çarklarına taş koyacaklardır. Konunun başında ele aldığımız ve herkesin şikayet ettiği bencillik, yeni tasarı üzerinden hayatlara adapte edildiğinde dolaysız bir o kadar da güven verici ilişkileri sağlayacaktır. İnsanların kendileri için yaşadıkları zaman asıl mutluluğa ulaşacaklar ve mutluluk sağlayacaklardır. Bencilliğin basamaklarında kimsenin hakkı bir merdiven olarak kullanılmadığı sürece, nirvanaya ulaşamamak ve hazzın esintisini hissedememek içten bile değildir. 

 

 



[1]Ayn Rand, Hayatın Kaynağı

[2]Petter Johansson, TED Talks, Do You Really Know Why You Do What You Do?

https://www.ted.com/talks/petter_johansson_do_you_really_know_why_you_do_what_you_do?utm_campaign=tedspread&utm_medium=referral&utm_source=tedcomshare

[3]Petter Johansson, TED Talks, Do You Really Know Why You Do What You Do?

https://www.ted.com/talks/petter_johansson_do_you_really_know_why_you_do_what_you_do?utm_campaign=tedspread&utm_medium=referral&utm_source=tedcomshare

[4]Friedrich Nietzsche, İyinin ve Kötünün Ötesinde 

[5]M. Kaan Erdoğan, Ayn Rand: Yeni Bir Bencillik Kavramı

https://liberbird.com/ayn-rand-yeni-bir-bencillik-kavramı-948f09389a89

16-07-2019