Ben Anlamadım Hocam 'Feyza Ülkü Güzey'


Diğer Yazıları

A+ A-

 TDK’ye göre eğitim “yeni kuşakların toplum yaşamında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları edinmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme” olarak tanımlanmaktadır. Okul öncesi, anaokul ve ilkokul, ortaöğretim denilen lise ve yükseköğrenim üniversitelerde amaç eğitim ve öğretimdir. Sınıf içinde sosyalleşerek, temas halinde, bir mekanı paylaşarak devam eden bu işlev, günümüzde pandemi koşullarında uzaktan yahut online dediğimiz bir hal almıştır. Uzaktan eğitim ilk defa karşılaştığımız bir süreç değildir. Bazı üniversitelerde, bazı üniversitelerin bazı fakültelerinde eğitim uzaktan yürütülmekteydi ülkemizde. Yahut gün içinde vakit ayıramadığımız ilgimizi çeken ya da eğitimini almak istediğimiz bir uzmanlığın kursunu uzaktan olarak görmekteydik. Burada fark bireyin bunu istekli olarak seçmesi ve belli bir olgunluğa sahip olmasıydı.


Günümüzde ülkemiz eğitim faaliyetlerini uzaktan olarak sürdürmekte. Bu sisteme hizmet eden teknolojik araç ve gereçler sayesinde çocuklar eğitimlerine devam edebilme fırsatına sahipler. Ekranın bir ucunda öğretmen diğer ucunda öğrenci ve sınıfın kalanı, bir sınıfı paylaştıkları gibi sanal odaları paylaşmaktalar. Pandemi önlemleri olarak şu an ülkemizde sınav senesi olmayan yani ara sınıf olarak tanımlanan tüm öğrenciler eğitimlerine uzaktan devam etmektedir. Vaka sayıları gözetilerek sınav senesi olan öğrenciler de zaman zaman uzaktan eğitime dönmekte olup liseye ve üniversiteye geçiş sınavlarına hazırlanan öğrenciler okullarına kısıtlı saatlerde gitmekte, alınan karara göre eğitim uzaktan ya da yüz yüze devam etmektedir.

Ülkemizde teorik olarak eğitim süreci bir yıldan fazla süredir bahsettiğimiz şekilde ilerlemektedir. Peki teorik olarak alınan bu kararlar pratiğe nasıl yansımakta? Bir lise son sınıf öğrencisi olduğunuzu hayal edin. Sınav gününüze aylar kala dünyada bir pandemi baş gösteriyor ve durum ülkenize de yansıyor. Bir koca dönemdir gördüğünüz, fiziksel olarak anlamakta zorlandığınız zorlu konuları uzaktan eğitim ile tamamlamaya çalışıyorsunuz. Sonra deniyor ki bu konular yetişmeyecek sınavı erteliyoruz. İçiniz biraz rahatlar gibi oluyor sizi düşünüp önemsediklerini sanıyorsunuz. Ardından çok emek verip zaman harcadığınız en ağır konular sınav müfredatından kaldırılıyor, zaman kaybettiğinize mi üzüleceksiniz şimdi nereden devam edeceğinizi mi düşüneceksiniz derken yeni bir karar sınav tarihi ertelendiği tarihten öne alınıyor. Şanslı ve sahiden kendinizi koruyup sosyal mesafe ve hijyen kurallarına çok dikkat ettiyseniz böyle sıralaması bile zor bir süreçten geçerken ‘pozitif’ olmayıp uzaktan mı fiziksel mi günün kararı ne ise derslerinizi aksatmadan dinleyebiliyor olacaksınız. Halihazırda ülkemizde oldukça ağır olan lise müfredatını yüz yüzeyken anlamak dahi çok zor olsa da uzaktan eğitim, fiziksel sınav, günün tümünü versen bitmeyecek ödev yükü derken bir şekilde sınav günü geliyor olacak. İki oturumdan oluşan sınava hem sınav stresi hem aylardır sağlığına zeval gelmesin diye uzak durduğun kalabalıklar içinde saatlerini maske kullanırken ki belki kendini daha güvenli hissediyorsun diye çift maske ile sınavını çözüp çıkıyor olacaksın. Sınava girdiğin okulun bahçesine çıkayım bir hava alayım diyeceksin, e bahçe ana baba günü tüm ebeveynler öğrencilerini özel araçlarla getirmiş sınava, kimse çocuğu hasta olsun istemez, sıkıp dişini eve gideceksin. Nazaran küçük insan ömründe ergenlik gibi bir dönemde belki de hayatını mesleğini belirleyecek bir sınav senesini nasıl bitirdiğini düşünürken ve yine şanslıysan balkonda nefes almaya çalışırken bulacaksın kendini.

Kabul edilecek bir şey varsa o da şu ki pandemi en gelişmiş ülke ve eğitim sistemlerinin bile baş etmekte zorlandığı yöntemler geliştirirken deyim yerindeyse çaresiz kaldığı bir süreç oluyor ki sık sık kullandığımız deyimle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde çok daha zor. Ülkenin geleceği olan nesillerimiz imkanları varsa, internete ulaşabilirse, ulaşabiliyor ama devlet okulunda ise, belki akıllı nesil araçlara yabancı eğitimcilerle, kolejde ise bir şekilde alınan izinlerle sınıf ortamında eğitime devam etmekte. Öğretmeni sanal sınıfta “anlamayan var mı?” dediğinde fiziksel ortamda bile güç olan “ben anlamadım hocam” cevabını elbette vermeyip artık gücü ve sabrı kaldıysa kendi kendine elinin altındaki başka imkanları kullanarak öğrenmeye çalışacak.

Ülkemizdeki eğitim siteminin sık sık değişmesi, oldukça ağır bir müfredata sahip olması, ezberci alt yapısı ve fırsat eşitliğinin olmaması gibi konularda sormak istediğim küçük bir soru var;

Anlamayan var mı? 

07-05-2021


ankara psikolog