Akıl İle Tanrıya Bakış

A+ A-

Orta çağ skolastik düşüncesinde tanrının varlığını sistemli bir düşünme ile ortaya koymaya çalışırken aynı zamanda tanrının varlığı altında felsefe sistemleri geliştiriyorlardı, modern dönem ile akıl ön plana çıkmış ve felsefe sistemleri ortaya koymak istedikleri düşünceleri akıl aracılığı ile gerçekleştirmiştir. Modern dönem ile birlikte akıl ışığında aydınlanan insan kendisine “aydın” kavramını bile yakıştırmıştır. Şu an modernleşmenin gerçekten tamamlanıp tamamlanmadığı tartışılırken, asıl ortada olan ise kavramların tamamının akıl yolu ile tekrar ele alınmamasıdır. Tüm kavramlar akıl ile yeniden yorumlanmadığı sürece modernleşme tamamen gerçekleşmiş olamaz. Akıl ile yorumlaması hiç yapılmamış ve insan hayatında en önemi yeri kapsayan tanrı kavramıdır. Din ve inanç sistemlerinde asla sorgulanmayan tanrı kavramı hiçbir zaman akıl ile ortaya koyulmaya çalışılmamıştır, akıl ile tüm kavramlara bakan düşünürler ise tanrıyı yok sayarak ateizmi öne sürmüş ve en temel problemden kaçınmışlardır.

İlk olarak bu soruya yönelmek için tanrının neden akıl ile sorgulanması gerektiğini sormalıyız. Modern insanı tamamlamak amacının dışında; tanrıya inanmak, tek taraflı olarak tanrı varlığına bağlamak yanlış olur. Daha önce inanılmış fakat daha sonra hiçbir toplum tarafından kabul görmeyen tanrılar yok sayılmakta, tarihi bir figür olarak görülmektedir. İnananı bulunmayan bir tanrı yok ya da yanlış inanç olarak görülüyor. Tanrı kavramı tanrıdan önce insana ihtiyaç duyan bir hal alıyor.

Tanrı varlığını sadece tanrıdan alıp insana da pay verdikten sonra insanda olan tanrı kavramının ne olduğu sorusunu sormamız gerekir. Tarihin her evresindeki toplum düzenlerinin tümünde tanrı kavramı karşımıza çıkar. Birbirine benzemeyen, farklı amaç ve isteklerle bir şekilde her toplum kendisine inanacağı bir tanrı bulmuştur. Bu farklı kültürlerin tanrı anlayışları dünya üzerinde birbirinden farklı birçok figürü oluşturmuştur. Tanrı kavramını akıl ile açıklamaya çalışırken tek bir din veya toplumun tanrısı üzerinden hareket etmek yanlış olur. Çok tanrı, tek tanrı, görünen, görünmeyen, yaratıcı olan, yaratıcılığı olmayan, insan formunda olan ya da enerji olarak kapsayıcı birçok tanrısal özellikler farklı seçimler ile toplumlar tarafından tanrılarına verilmiştir. Bu ayrımlar üzerinden hareket ederek tüm tanrı görüşleri ile tanrı kavramını ortaya koyamayız. Öncelikli olarak tüm bu farklı medeniyetlerin farklı tanrı düşüncelerinin ortak paydasına bakmamız gerekir.

Dünya üzerinde kendisine yer bulmuş tüm tanrıların ortak özelliklerine bakarsak, yukarıda saydığımız tanrı çeşitleri içerisinde her zaman insanüstü bir güçte ve yapıda olduğunu görüyoruz. Tanrı kavramı için insanüstü güce ve yapıya sahip olan dersek çok havada kalan ve gelişsen insan yaşamında tatmin ediciliği olmayan bir yargı olur. Tanrıların başka diğer bir ortak özelliği üzerinden hareket etmemiz bizi akıl ile bir yargıya ulaştıracağını söyleyebiliriz.

Tüm insanlar bir toplumun, bir dinin yapısının içine doğar. Hiçbir insan doğuştan bir tanrı bilgisine ulaşmış şekilde dünyaya gelmez. Bu bize tanrının asla bir dini insan bilgisine koyarak yaratmadığını gösterir. Hangi kültürde olursa olsun önce insan var olmuştur daha sonra tanrının bilgisi insana gelmiştir. Tüm tanrı düşüncesinde tanrılar insana özgü bir yol ile insanlarla iletişime geçerek kendi varlığını bildirmiştir. Ne kadar farklı veya güçlü özellikler yüklense de tanrı insan dili ya da insanda olan bir yeti ile insana ulaşmak zorundadır. Bu tanrının kendisini insan aklına indirgemesi anlamına gelir.

İnsan ile insansı yetiler üzerinden bağ kurmakta olan tanrı için insanın değişimi ve gelişimi önemlidir. Çok eski toplumlardaki tanrının sözleri, insan için çoktan aşılmış ve o tanrılar yok olmuştur. O dönemde tanrı sözü olarak kabul edilen vahiy ya da emirler insanlar için önemliydi. Yaşamı kavramada anlamlandırmada yeterliydi. Gelişim ve değişim içerisinde olan insan için artık o dönemin vahiy ve emirleri yetersiz kalır. Herhangi bir eski sözü insanlar çoktan geride bırakmıştır. Uzun zamandır insanlar ile insan dili üzerinden iletişime geçmeyen tanrı şuan ki insan için ya direk yok olarak sayılıyor ya da bilinemez kabul edilip inanca indirgeniyor.

İnsanlık kendisini devamlı geliştiren ve yenileyen yapıdadır. Bu nedenle tanrı da insana göre yenilenmelidir. Modern dönemde tanrı devamlı kendisini yenileyen ve geliştiren yapıda olmalıdır.

 


Kaynakça

Resimler dipnot: https://www.penceremdeninciler.com/2018/11/16/tanrilar-okulu/

13-03-2020