Affetmek Zamanı

Ceren İlhan

Psikolojik Danışman

Yazar Hakkında

1990 yılında Mersin’de doğdu. Lisans eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsü’nde Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanında tamamladı. Şu anda Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde aynı alanda yüksek lisans eğitimine devam ediyor.  Ankara’da yaşıyor. Kedileri, çiçekleri ve renkleri çok seviyor. Çömlek, heykel, resim gibi hobileri var.


ilhanceren1@gmail.com


A+ A-

“Bana bunu nasıl yapar!”

“Onun/onların acı çekmesini/çekmelerini istiyorum!”

“Umarım bana yaşattıkları acının aynısını yaşarlar!”

“Hiç mutlu olmasını/olmalarını istemiyorum!”

“Şu an elime geçse/geçseler bir kaşık suda boğarım!”

Bu yakarışlar size tanıdık geldi mi? Eğer aklınıza geldiğinde kafanızın içinde bu cümlelerin yankılandığını hissettiğiniz birileri varsa, evet, birilerini affedemediniz demektir. Kalbiniz kırıldı, yara aldınız, psikolojik ya da fiziksel acılar çektiniz, ağladınız, öfkelendiniz, uykularınız kaçtı… Maruz kaldığınız durumları düşünüp düşünüp öfkenizi, kininizi canlı tuttunuz. İntikam bile almak istemiş olabilirsiniz. Yaranız taze ise, korkacak bir şey yok. Yaşadıklarınız çok normal. Bu bir süreç ve yoğunluğu bir noktada azalmaya başlayacak. Bu noktada verilebilecek en sağlıklı tepki, acınıza ve acınızdan beslenen öfkenize izin vermek, onları kendinize ya da bir başkasına zarar vermeden deneyimlemeye çalışmak. Ancak, yaranız artık kabuk bağlamış bir yara olmasına rağmen siz, hâlâ sizi kötü etkileyen malum olaya maruz bırakan kimse ya da kimselere karşı öfkenizi dindiremiyorsanız, o zaman belki bir şeyleri değiştirmenin, yani affetmenin vakti gelmiştir.

 

Affetmek üzerine yapılan birçok tanımlama arasından, bana en gerçekçi ve somut gelen tanım McCullough ve arkadaşları tarafından 1997’de yapılan şu tanımdır: “Affetmek, bizi kıran insanlara karşı misilleme yapma ve yabancılaşma motivasyonumuzun azalması, uzlaşma motivasyonumuzun artmasıdır.” İkinci olarak North’un 1987’de yaptığı şu tanımı da sunmak isterim: “Affetmek, hakkımız olan negatif duygu ve yargılardan, şefkat, yardımseverlik ve sevgi ile kurtulmaktır.”

Literatüre bakıldığında affetmek üzerine yapılmış birçok güzelleme ile karşılaşabilirsiniz. Peki, hem bilimsel hem de dini olarak desteklenen bu olgu neden bu denli önemlidir? Bu soruya yanıt verebilmek için affetmenin faydalarına bir göz atabiliriz. Affetmek hem fiziksel hem de psikolojik sağlığımız üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Bana sorarsanız affetmenin en büyük işlevi, mağdur olan ya da kendini öyle hisseden bireyi özgürleştirmesidir.

 

Şimdi konuyu bir örnekle ele alalım.

Diyelim ki bir A kişisi, bir B kişinin çok sevdiği bir varlığını elinden aldı. B kişisi o varlığını öyle çok seviyordu ki, elinden alınınca çok büyük bir acı yaşadı. Ağladı, üzüldü, öfkelendi, yer yer A kişisinden nefret etti, ondan intikam almak istedi vs. Aradan günler, haftalar, aylar geçti. B kişisi elinden alınan varlığının yokluğuna alıştı. Onsuz yaşamayı öğrendi. Ancak A kişisine olan öfkesi hiç azalmadı. B kişisi gün içinde aklına geldiğinde yeniden ve yeniden öfkelenip, bazen ağlayıp bu durumla yaşamayı öğrenmeye çalıştı. Fakat, elinden alınan varlığını her andığında yaşadığı burukluğun yerini hemen ardından şiddetli bir öfkenin alması B kişisinin yaşam kalitesini düşürdü. Sağlığını bozdu. Mutsuzlaştırdı. Kayıptan gelen acı ve bu kaybın oluşmasına sebebiyet veren kişiye duyulan öfke birbirine karıştı ve artık B kişisi elinden alınan çok sevdiği varlığına duyduğu özlemin acısını da A kişisinden çıkarmaya başladı. Yokluğuna alıştığı varlığının acısını da sağlıklı bir şekilde yaşayamayan B kişisi aynı noktaya saplandı kaldı. Yoluna devam edemedi. Sonra B kişisi affetmeyi denemeye karar verdi. A kişisi ile yüzleşme şansı varsa yüzleşti, yoksa acılarını, öfkesini, korkularını, hayal kırıklıklarını kendisi için en uygun olduğunu düşündüğü yöntemle akıttı. -Bu yöntem yazmak, empati kurmak, şefkat göstermek vs. olabilir.- Günün sonunda B kişisi A kişisine olan öfkesinden kurtulduğunda, artık malum varlığını kaybetmenin getirdiği acıyı daha rahat bir şekilde yaşadı, azalttı ve kendini hafifletip yoluna devam etti.

Şimdi burada A kişisi, B kişisi ve kaybedilen varlığın neler olabileceği üzerinde duralım. A kişisi bir hırsız olabilir ve B kişisinin arabasını çalmış olabilir. A kişisi bir katil olabilir ve B kişisinin çok sevdiği bir yakınını öldürmüş olabilir. A kişisi bir işyeri patronu olabilir ve B kişisini işten çıkarmış olabilir ya da B kişisine mobing uygulamış olabilir. A kişisi, B kişisinin partnerinin bir yakını olabilir ve B kişisi ile partnerinin ayrılığına sebep olmuş olabilir. A kişisi, B kişisinin partneri olabilir ve B kişisini hayal kırıklığına uğratmış, yalan söylemiş ya da terk etmiş olabilir. Bu durumda kaybedilen varlık B kişisinin güvenini temsil edebilir. A kişisi, B kişisinin ebeveyni olabilir ve B kişisinin ideallerine saygı duymamış olabilir. A kişisi bir istismarcı, B kişisi bu istismara maruz kalmış bir çocuk, kadın ve ya LGBTI+ bir birey olabilir. A kişisi alkollü araç kullanan bir insan ve B kişisi A kişisinin çarpması sonucu yürüme yetisini kaybetmiş başka bir insan olabilir.

 

Bu örnekte bahsi geçen A kişisi, B kişisi ve kaybedilen varlığın sizin hayatınızda kimleri ya da neleri temsil ettiğini bulmak, kabuk bağlamasına rağmen, hâlâ büyük öfke veren acınızı dindirmek adına atılacak ilk adım olabilir. Fakat, her şeyden önce, yapılması gereken ve tüm süreçleri kolaylaştıracak olan, kendini affetmektir.

Eğer yukarıda bahsi geçen ifadeler, örnekler, duygular size tanıdıksa ve artık yolunuza devam edebilmek için affetmeniz gerektiğini hissettiyseniz ve daha da önemlisi kendinizi buna hazır hissettiyseniz, ancak nasıl yapacağınızdan emin değilseniz, affedicilik odaklı çalışmalar yapan bir psikolojik danışmandan yardım almak, bu yolda işlerinizi oldukça kolaylaştıracaktır.

 

Affetmekten bahsettiğimizde değinilecek başka noktalar da var elbette. Affetmeye çalıştığımız kişinin bize karşı olan tutumunun bu yolda bize katkısı, af dilemek, kendini affetmek, affetmenin olası riskleri vs. Bunların hepsine değinemediğim bu yazıda sözlerimi noktalamadan önce affetmekle ilgili doğru bilinen yanlışlara kısaca da olsa değinmekte fayda görüyorum. Affetmek, başınızdan geçen olayı unutmak, size karşı yapılan davranışı anlayışla karşılamak vs. değildir. Annesi ve erkek kardeşini öldüren kişiyi affetme sürecini bir Ted konuşmasında anlatan Sarah Montana, şunları söyler: “Seni affediyorum dediğiniz zaman, asıl söylediğiniz şey şudur; Ne yaptığını biliyorum ve bu bir sorun, ancak fark ettim ki sen bundan daha fazlasısın. Artık ikimizi bu esaret içinde tutmak istemiyorum. Ben kendimi iyileştirebilirim ve bunun için senden herhangi bir şey almaya ihtiyacım yok.”

Psk. Dan. Ceren İlhan

 

 


Kaynakça

Kullanılan görsellerin linkleri 

https://tr.pinterest.com/pin/524176844125893187

https://tr.pinterest.com/pin/283586107755952362

https://tr.pinterest.com/pin/62698619797680082

https://tr.pinterest.com/pin/512706738816366614

18-01-2019