19 Mayıs ve Gençlik

Dilek Türkoğlu

Psikiyatrist Dr.

Yazar Hakkında

İlk, orta ve lise eğitimimi Ankara Dikmen Lisesi"nde tamamladım. 1992 yılında Hacettepe Ü. Tıp Fakültesinden mezun oldum. Aynı yıl yapılan TUS sınavları ile çocukluğumdan beri istediğim psikiyatri ihtisası yapmaya hak kazandım. 1997 yılında Çukurova Üniversitesi Psikiyatri A. B. D da uzmanlığımı tamamlayarak Hacettepe Ü. Sağlık ve Rehberlik Merkezi"nde göreve başladım. 2001 yılında Hacettepe Üniversitesi"deki görevimden ayrılarak ODTÜ Sağlık ve Rehberlik Merkezi"ne başladım. 2009 yılında hekimler için tam gün  yasasının gündeme gelmesi nedeni ile devlet memurluğumdan istifa ettim. O zamandan beri kendi muayenehanemde  çalışmaktayım.

2004 yılında kurulan Ankara Tıbbi Hipnoz Derneği"nin (ATHD) kurucu üyelerindenim. ATHD, 2000"li yıllarda Türkiye"de hipnoz hakkında bir şey bilinmediği ve bu yüzden çaresiz insanların tıp dışındaki insanlar tarafından hipnoz adı ile suistimal edildiğini gözlediğimiz için, etik çalışan ve hipnoz hakkında doğru  bilgileri topluma yayan bir dernek olması amacı kurulmuş bir dernektir. Şu anda  derneğimizin  başkan yardımcılığı görevini gururla üstlenmekteyim.

2010-2020 yılları arasında Milliyet gazetesi Ankara ekinde haftada bir olmak üzere köşe yazıları yazdım. 

Medya Çuvalı"nın ilk oluşmaya başladığı yıllardan beri, Medya Çuvalı ailesinin  bir parçası olmanın mutluluğu ile yazılarıma Medya Çuvalı" ndan devam etmekteyim. 

Evliyim, bir oğlum var.

 


0542 725 88 08

drdilekturkoglu@gmail.com


Diğer Yazıları

A+ A-

Atatürk, milli bayramlarımızdan ikisini çocuklar ve gençlere armağan etmiştir. Çünkü çocuklarımıza ve gençlerimize sahip çıkarsak, geleceğimize sahip çıkış oluruz.

 

Çocuklara ve gençlere bayram hediye etmenin amacı, onları sadece bayramlarda hatırlayalım diye değil mevcudu ve geleceği etkileyen her kararı alırken onları nasıl etkileyeceğini düşünerek alalım diyedir. 

UNESCO gençliği, 15-25 yaş arası dönem olarak tanımlamıştır. Bu tanım ergenlik ve genç yetişkinlik dönemini de içerir.

Ergenlik ve gençlik dönemi, çocukluktan sonra oluşmuş olan bir çok şeyin yeniden yapılandırıldığı dönemdir. Bu dönemde, çocukluk boyunca ebeveynlerin ve öğretmenlerin müdahalesiyle oluşan doğrular reddedilir. Bunun yerine arkadaşlarının ve kendilerinin idol olarak seçtikleri kişilerin, grupların doğruları geçmeye başlar. Doğru bildiklerimizi bir bina olarak düşünecek olursak çocuklukta yapılan yapının parçalandığı, yerine yeni bir binanın oluşturulduğu dönemdir diyebiliriz.

Bu dönemde öğrenme ve yeni olana uyum sağlama becerileri oldukça yüksektir. Çocukken büyüklerden öğrenilirken büyüklere öğretilen döneme çok hızlı bir geçiş yapılır. Enerjileri yüksektir ve bu enerjilerini doğru yönlendirecek ve keyif verecek etkinliklere ihtiyaç duyarlar.

 

Geçen haftalarda da yazmış olduğum gibi beyin gelişiminde özellikle kontrol becerilerinin geliştiği, bedellerin daha gerçekçi olarak hesaplandığı kısım, yirmili yaşlara kadar gelişmeye devam eder.  Bu yaşlar duyguların fırtınalı ve coşkulu olduğu buna karşın kontrol becerilerinin daha düşük olan bir dönemdir. Bedeller hesaplanamadığı için kolayca risk alınır ve duygular coşkulu olduğu için yüksek bir güç harekete geçer. Bu nedenle dünyanın hemen her yerinde toplumlardaki önemli değişimleri gençler gerçekleştirmiştir. Gençlere fırsat verilirse ve doğru yönlendirilirlerse, yapamayacakları bir şey yoktur. Atatürk bu derin kavrayışla “Bütün Ümidim Gençliktedir” demiştir.

Ancak, gençler kendilerini ifade edecek bir yol bulamadıklarında, yaşama ve kendilerine anlam katamadıklarında bu güç onlara zarar vermeye başlar ve yanlış insanlarla, yanlış yönlere gitmelerine neden olur. Gençlik, ihmale, değersizleştirilmeye gelmez. Bu yüzden eğitim, kendini geliştirme, iş olanakları gibi gençlerle ilgili alınacak kararlarda çok iyi düşünülmeli, yeterince değerlendirilmeden kararlar verilmemelidir. Özellikle maliyeti düşürmek amacıyla gençler için yapılacak yatırımlar geri çekilmemelidir. Yoksa toplum olarak ödeyeceğimiz maliyet çok daha yüksek olacaktır.

 

Bütün bunları dikkate aldığımızda, geçmişte çok yüksek bedeller ödemiş bir millet olarak attığımız her adıma çok dikkat etmemiz gerektiği görülmektedir. 19 Mayıs, işgal altındaki bir ulusun ölüm kalım savaşından, zaferle yeniden doğarak var oluşunun ilk adımıdır.

 

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!

24-05-2018