“Darth Vader” da Kimmiş?

Oscar ödülleri sonrasında filmlerden çok kıyafetlere takılıyorsanız, 

Siyahlara bürünmüş bu adamı görür görmez tanıyorsanız,

Ve üç isimli yönetmenlerden bahsedildiğinde, (misal Nuri Bilge Ceylan ya da Lars von Trier) arkanıza bakmadan kaçıyorsanız, sanat filmlerinden neden bu kadar uzak olduğunuzu burada keşfedebilirsiniz.

Çoğunluğa göre bir filmin başarısı çok izlenmiş olmasına bağlanır.

Ancak bu başarıda sadece filmin değil, herkes tarafından izlenebilecek olarak tasarlanmasının ve tabi ki de pazarlamanın payı büyüktür.

Bu açıdan baktığımızda, sinema zevke hitap eden bir ürün olsa da, sanatın da para kazanmaya ihtiyacı vardır.

Fakat bir filmin pazarda yer alma biçimi diğer ürünlerden epey farklıdır.

Çünkü bir film, daha iyisi çıkana kadar ya da modası geçene kadar değil, tek atımlık kurşunla pazarlanır.

Ve gösterime girdiği ilk haftadan itibaren kaderi belli olur.

Ya sevilir ve izlenme talebi artarak, zaman içinde bir klasiğe dönüşür, ya da hiç sevilmez ve arşivlerde kaybolur.

Hal böyle olunca da, izlenme oranı konusundaki kaygılar, sinemadaki anlatım ve sanat kaygılarının önüne geçebilir.

Bununla birlikte yeni bir film fikri ortaya çıktığı andan itibaren, çok kazandırması amaçlanan ve belirli bir hedef kitleye sunulacak bir projeye dönüşebilir.

“Çok izlenecek/”çok satacak” bir filmin yapım aşamaları;

1.       Birinin filmi yapılacak bir fikri vardır. 

2.      Bu fikri sunabilmek için bir taslak oluşturulur. 

3.      Bir stüdyo ya da bağımsız yatırımcı, sunulan taslağı onaylayarak filmin tüm haklarını satın almaya karar verir. 

4.      Filmi yapacak insanlar(senarist, yönetmen, yapımcı, kast, film ekibi) biraraya gelir ve çekim süreci başlar.

5.      Film çekildikten sonra stüdyoya gönderilir ve stüdyo, filmin sinema salonlarına ulaşabilmesi için bir dağıtım şirketiyle anlaşır.(MGM, Universal gibi büyük şirketler kendi filmlerinin dağıtımını kendileri yaparlar.)

6.      Dağıtım şirketi, filmin kaç adet kopyası yapılacağını belirler ve sinema salonlarını temsil eden olası alıcılara filmi izletir/sunar.

7.      Alıcı, kiralamak istediği filmler ve kira ücreti konusunda dağıtım şirketiyle anlaşır. (Filmler genelde en az 4 hafta süresince sinema salonlarına kiralanır ve gösterimden kalktığında, film dağıtım şirketine iade edilir.)

8.      Gösterim tarihinden birkaç gün önce filmin kopyası salona gönderilir ve anlaşılan hafta süresince film gösterimde kalır.

9.      Film gösterimden kalktığında, salonun ve dağıtımcı şirketin anlaştığı yüzde oranlarına göre filmin kazancı paylaşılır.(Yurt dışında, dağıtım şirketleri kazancın daha büyük bir oranını alır. Bu nedenle sinema salonları, bilet satışlarından daha az ama patlamış mısır ve içecekten daha fazla para kazanır. Türkiye’de ise sinema salonu ve dağıtımcı kazancı yarı yarıya paylaşır.)

Örneğin “Titanik” filmi, izlenme oranıyla hem yapımcısına, hem dağıtımcısına hem de sinema salonlarına çok kazandırarak, hedefine ulaşmış filmlere iyi bir örnektir. 

Dünyanın en büyük deniz kazalarından biri olan Titanik’le birlikte, zengin kızla fakir ama gururlu gencin aşkını anlatır.

Titanik’in başına gelecekler önceden bilinse de, aşıklara ne olacağı sorusu çok sayıda izleyiciyi sinema salonlarına çekebilmiştir.

Hikayenin yanı sıra, Kate Winslet ve Leonardo DiCaprio gibi oyuncuları, orijinal transatlantiğe göre tasarlanan çekim yeri, kıyafetleri, özel efektleri, müziği ve tüm bunlar için harcanan yüksek bütçesi ile de çok konuşulmuştur.

 Titanik gibi çok izlenen filmleri, aşk, macera, korku ya da fantastik olarak herhangi bir türle bağdaştırmadan, “High Concept” film olarak da adlandırabiliriz.

“High Concept” filmi, bir filmin ürün ve ürünler topluluğu olarak satın alınıp, çok sayıda seyirciyi salona çekebilecek yönleri öne çıkarılan bir film türü olarak tanımlayabiliriz.

“High Concept” bir filmin özellikleri;

·         Açık, anlaşılır ve seyirciyi kolayca yakalayabilecek bir konusu vardır. (Issız Adam; modern hayatın yalnızlaştırdığı insanları anlatan, aşk üzerine bir film)

·         Karakterleri ve anlatımı basitleştirilmiştir. (Kocan Kadar Konuş; 30 yaşında evde kalma korkusu yaşayan bir kız ve kahve falından gerçeğe dönüşen ideal erkek)

·         Genellikle film ve müziği arasında güçlü bir bağ bulunur. Böylece filmin yanı sıra müziği de satılabilecek bir ürüne dönüşür. (Titanik; Celine Dion ve “My Heart Will Go On”)

·         Filmin öğeleri farklı alanlarda da pazarlanabilir. (Star Wars; kıyafetleri, maketleri, oyuncakları, legosu, ...)

·         Ve yine genellikle yüksek bütçeli yapımlar olurlar. (Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde 378.5 milyon $ , Hobbit: Beş Ordunun Savaşı 250 milyon $ )

İstisnaları bulunsada, bu anlatılanlara göre, ticari kaygıyla üretilen filmlerin kötü ya da değersiz olduğu sonucuna kesinlikle varamayız. 

Ancak sinema salonlarınin çeşitliliği öldürdüğünü ve “Darth Vader da kimmiş?” dedirtecek, yeni karakterleri ya da farklı hikayeleri izleyebilme fırsatını elimizden aldığını söyleyebiliriz.

Yine de sinema sektörü için yapılan gelecek tahminlerine göre, dünyayı değiştiren teknoloji bir gün biz izleyicileri de değiştirecektir.

Ve eski sinema salonlarının yerine geçen alışveriş merkezlerindeki sinemalar gibi, internet, akıllı televizyon ya da ev sinema sistemleri gibi pek çok yenilik, izlenme ortamlarını da değiştirecektir.

Böylece bir gün sanat filmi diyerek arkamızı döndüğümüz, ama belki bir kez tanısak çok sevebileceğimiz sinemanın farklı seslerine de kulak verebiliriz.

KAYNAK
- High Concept 
http://filmpazarlama.blogspot.com.tr/2009/11/high-concept.html 
- Film & Audience - Patrick Phillips
- How Movie Distribution Works 
http://entertainment.howstuffworks.com/movie-distribution.htm

- List of most expensive films 
http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_most_expensive_films

FOTOĞRAFLAR 
- Star Wars / Darth Vader Karakteri 
- Titanic (1997) / Kate Winslet ve Leonardo DiCaprio

 

25-03-2015