ZÜLKARNEYN

A+ A-

-        1      -

‘Buraya nasıl girebildin?’ diye sordu İsa.

‘Bana ‘’hayır’’ demek zordur’ dedi adam.

‘Ne iyi ettin de geldin’ dedi Mavi Melek ‘nasıl geldiğinin bir önemi yok’

Üçü oturuyordu masada. Adam oldukça iriydi. Sakalı vardı. Saçları uzundu. İri ellerini masada nereye koysa masa o tarafa bükülüyor eğiliyor gibi görünüyordu.

‘Adın nedir?’ diye sordu Mavi Melek.

‘Zülkarneyn’ dedi adam. İsa adama daha dikkatli baktı.

‘Beni hatırladın mı?’ dedi adam ‘Seni, Şam’ a ben getirmiştim. Sonra kaybettik birbirimizi. Bir meleğin seni bulması iyi olmuş’

‘Ben öyle melek değilim salak’ dedi Mavi Melek ‘Ben, Mavi Meleğim. Mavi Melek’

Adam, Mavi Melek’ e baktı. ‘Onu koruduğun için teşekkür ederim’ dedi.

-        2     -

‘Onu buradan çıkaramazsınız’ dedi doktor ‘Cinayet işledi o. Patronunu kalemle öldürdü’

‘Ne tür bir kalem?’ dedi adam.

‘Fark eder mi?’

‘Elbette eder. Onun her hareketi, her konuşması, her nefesi fark yaratır. Dünya için ne kadar önemli olduğunu anlamıyor musunuz?’

‘Üzgünüm’ dedi doktor ‘yapmam gereken işler var’

Adam, doktorun gözlerine baktı. ‘Benim için küçük bir iyilik yapamaz mısınız?’ dedi.

Doktor, adamın ağzından çıkacak emirleri bekliyordu.

-        3      -

‘Sence o, söylediği kişi mi?’ diye sordu Mavi Melek. İsa ‘Niye yalan söylesin ki?’ dedi. Mavi Melek, İsa’ nın ellerini tuttu. Onun gözlerine baktı. ‘Biz, ikimiz de buraya mahkumuz. Zaten mahkumuz. Ayrıca birbirimize de mahkumuz. Hem suçluyuz hem de akıl hastasıyız. Ama o adam hasta değil. Suçlu da değil. Böyleyken ona nasıl güvenebiliriz? ‘’Mavi Melek’’ diye bir melek yok tatlım. Tek ‘’Mavi Melek’’ benim. Ama adam beni ruhani biri sanıyor. Anlıyor musun? Bu adam Zülkarneyn ya da başka bir ruhani kişi olamaz’

‘Ben de çoğu kutsal şeyi bilmiyorum, daha doğrusu hatırlayamıyorum’ dedi İsa.

‘Evet, ama sen, Şeytan’ ı öldürdün. Şeytan yok artık. O yok olurken etrafındaki enerjiyi de çekmiş olmalı. Bu yüzden sarsıntı yaşamış olman doğal. O çok güçlüydü. Ölürken sana bazı zararlar vermiş olması mümkün. Bildiklerini unutmakla kurtulmuş olmana sevinmelisin. Üzülme tatlım. Hatırlayamadıkların için üzülme’ dedi.

‘Ne düşünüyorum biliyor musun Mavi Melek? Şeytan öldüğüne göre artık dünyada hiç kötülük olmayacak’

-        4     -

Zülkarneyn olduğunu söyleyen heybetli adam doktorlarla konuşmaya gitmişti. Mavi melek’ le İsa yemekhanede yalnız kalmışlardı. Yanlarına başka bir adam geldi. Konuşmaya daldıkları için adamın yemekhaneye nerden geldiğini görememişlerdi. Kısa boylu gösterişsiz bir adamdı bu gelen. Sakalı vardı. Sert bakışlıydı. Kolları bedenine göre uzundu. Elleri neredeyse dizlerine değecekti. Yanlarına geldi ve konuşmadan onlara baktı.

‘Merhaba’ dedi Mavi Melek ‘Seni daha önce hiç görmemiştim buralarda’

‘Karşımdaki konuşmadan konuşamam hiç’ dedi adam.

‘Neden?’ dedi İsa ‘Seni küçümsemelerinden mi korkuyorsun?’

‘Zülkarneyn’ i kim küçümseyebilir ki?’ dedi adam. Mavi Melek’ le İsa birbirine baktılar.

-        5    -

Şimdi karşılarında Zülkarneyn olduğunu söyleyen iki kişi vardı. İkisi de diğerinin yalan söylediğini iddia ediyordu. İsa hangisinin doğruyu söylediğini anlamak için Mavi Melek’ ten yardım istedi. ‘Kadınların hisleri güçlüdür’ dedi ‘Bana yardım etmelisin’. Mavi Melek, Zülkarneynlere bir sınav hazırladı. Sınav çok basitti. Bir kaç soruluk bir sınav Zülkarneyn’ i belirleyecekti.

‘İsa, Şeytan’ ı neyle öldürdü?’ diye sordu.

‘Kalemle’ dedi iri yarı olan Zülkarneyn. Diğer Zülkarneyn de ‘Kalemle’ dedi ‘Şeytan başka bir şeyle öldürülemez ki…’

‘Benden duydu’ diye itiraz etti iri Zülkarneyn. Kısa boylu Zülkarneyn ‘Vakit kaybediyoruz’ dedi ‘Gitmeliyiz. Hem Şeytanı öldürmen iyi olmadı. Dengeleri alt üst etti bu hareketin. Dünyanıza kardeş evrenlerden ziyaretçiler geldi. Şeytanın koltuğu için mücadele edecekler. Yapmamız gerekenler var. Oyalanmamalıyız’

‘Ben de onu diyorum’ dedi iri Zülkarneyn ‘İsa’ yla gitmeliyiz’

‘Sen, Zülkarneyn isen bu adam kim?’ diye sordu Mavi Melek iri olanına.

‘Bilmiyorum’ dedi iri olan.

‘Ya sen, biliyor musun bu adamın kim olduğunu?’ diye kısa boylu adama sordu bu kez.

‘O, Deccal olmalı’

Bu sırada doktor yemekhanenin kapısındaki kilidi açıp içeri girdi. Elinde anahtarlar vardı. Onları Deccal’ e verdi. Sonra da geri dönüp yemekhane kapısından dışarı çıktı. Kapıyı kilitlemedi.

Zülkarneyn, İsa’ ya yaklaştı ve ‘Gitmeliyiz’ dedi.

Tam bu sırada Deccal, iri bedeninden umulmayacak bir çeviklikte duvar dibindeki masaya zıpladı ve duvardaki ağır saati yerinden söktü. O ağır saati sanki hafif bir tabak taşıyormuş gibi elinde tutarak yanlarına geldi. Zülkarneyn’ in kafasına indirdi elindeki ağır saati ve koşarak yemekhane kapısından çıktı.

-        6      -

‘Korkmayın’ dedi Zülkarneyn ‘Ölmeyeceğim. Ama buradan gitmem lazım. Deccal, Şeytan’ ın yokluğunu fırsat bilip gelmiş olmalı’

‘Onu da öldürmeliyim’ dedi İsa.

‘Hayır’ dedi Zülkarneyn ‘Kimseyi öldürmemelisin. Evrendeki dengeye karışmamalısın. Kötüler öldürülürse iyiler kazanmaz. İyiler daha iyi olmalı ki kötüler kaybetsin. Kötüler iyilik gördükçe azalırlar. İyilerden kötülük görürlerse kötülük kazanmış olur. Tanrı, Şeytan’ a bu yüzden izin vermişti. Ve tabii bir de kötülüklerin kontrolü için. Anlıyor musun? Sen o kontrolü yok ettin. Bütün kötülükler başıboş kaldı. Bu durum insanlar için daha tehlikeli değil mi? Yani Şeytan’ ın da bir görevi vardı ve sen bu görevliyi yok ettin. Onu iyilikle yenmeliydin. Öldürmek kötülüktür’

Zülkarneyn ayağa kalktığında kafasının sırtına doğru ters dönmüş olduğunu anladılar. Korkunç görünüyordu. ‘Miğferimi çıkarmamalıydım’ dedi.

-        7     -

Sabah görevli yemekhaneye geldiğinde Mavi Melek ile İsa’ yı yerde birbirine sarılıp uyumuş halde buldu. Onları uyandırdı ve sordu ‘Burada ne arıyorsunuz?’

Başlarından geçenleri anlattılar. Görevli inanmadı. ‘Burada asla bahsettiğiniz büyüklükte bir saat olmadı’ dedi. İsa, büyük saatin yelkovanla akrebini cebinden çıkarmak istedi. Saklamıştı. Kendisine inanmayacaklarını bildiği için saklamıştı. İnanmayanlara göstermek için saklamıştı. Bulamadı.

 

 

 


Kaynakça

Kullanılan Görsel: Uğur Akalın'a aittir.

11-12-2020
Osman Akalın

Osman Akalın

Öykü Yazarı

Bünyan doğumlu yazar Ankara'da yaşamaktadır. Turuncu ve yeşile gönül bağı vardır. Yıkanmış beton kokusunu ve leylak kokusunu önemser. Bu kokularda çocukluğunu ilk gençliğini muhafaza eder. Öfke, intikam duygusu yoktur. 'Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına' şarkısına müpteladır. Kızarmış patatesi ve beyaz peyniri çok sever. Hayal gücünün, sabrının ve hoşgörüsünün sınırları henüz kendisi için de muammadır. Asla pes etmez. Mucizelere inanır. Profil resmi Uğur Akalın' a aittir

osmanakalin38@gmail.com

ankara psikolog