Zamanda Yolculuk

Hepimiz evrendeki en hızlı şeyin ışık olduğunu duymuşuzdur. Çünkü fotonlardan daha hafif olup daha hızlı hareket edebilecek başka bir madde yoktur. Yani teorik olarak ışık hızını aşamayız. Ancak ışık hızına ulaşabilmek ve ışık hızını aşabilmek için yapılan deneyler sürekli devam etmektedir.

Işık hızının aşılması, insanoğlunun en büyük hayallerinden biri olan zaman yolculuğunun mümkün kılacaktır. Kişinin zaman yolculuğu yapmasını basitçe tüm evren aynı zamanda gidiyorken kişinin bu zamandan sapması olarak açıklayabiliriz.


Zaman, insanlar tarafından yaratılmış bir kavramdır. İçinde bulunduğumuz an dışında geçmiş ve gelecek olarak ikiye ayrılır.
Zaman yolculuğuna bilimsel açılardan bakıldığında, geleceğe gitmek geçmişe gitmekten daha olasıdır. K
işi kendi zamanın küçük bir bölümünü gözlemcilerin zamanındaki büyük bir bölüme eşitleyerek, kendi çevresinde zamanı yavaşlatıp, geleceğe yolculuk yapabilir. Yani geleceğe gitmek için sadece iki şeye ihtiyaç var; bulunulan anı sabit tutmak ve zamanın farklı işlediği bir yere yolculuk etmek.

Bu konudaki en güçlü teori Einstein’ın Rölativite teorisidir. Rölativite teorisine göre ne kadar hızlı hareket edersek, zamanı o kadar yavaşlatabiliriz. Kütleyi katlanır seviyelerde arttırdığımızda da benzer etkiyi yaşarız. Çünkü kütle çekimin olduğu her bölge zamanı büker. Zamanı bükebilen bir diğer şey ise uzayda, atom altı parçacıkların aniden oluşup kendiliğinden milisaniyeler içinde bozunup yok olması yani kuantum dalgalanmasıdır. Kuantum dalgalanmalarının etkisi çok küçük olduğundan zaman yolculuğu olasılığı da çok düşüktür.


Einstein’ın genel görelilik denklemlerine göre zaman yolculuğunu mümkün kılabilecek diğer bir kavram da solucan delikleridir. Solucan delikleri, uzayda farklı iki noktayı birbirine bağlayan geçitlerdir. Milyarlarca ışık yılı uzaktaki bir galaksiye, birkaç saniyede ulaşabilmeyi sağlayan tüneller oldukları varsayılır. Solucan delikleri galaksiler arası yolculuğa da imkan sağlarlar ve farklı galaksilerde farklı zaman kavramlarının hakim olduğunu öngörebiliriz.

Stephen Hawking de ışık hızına ulaşıldığında zaman yolculunun mümkün olabileceği teorisini savunanlardandır. Uzaya gönderilen bir roketin ışık hızına ulaşmasının yaklaşık 6 yıl süreceği ve konumun Güneş Sistemi'nin çok dışında olacağı hesaplanmıştır. Bu hızda yapılacak gezi, gemidekilere sadece 80 yıl sürecek ancak dünyadakiler için milyonlarca yıl sürmüş olacaktır. Bu da bir çeşit zaman yolculuğudur. Ancak geçen bu süre içinde dünyanın sonu gelmiş olabilir.


Hawking'in zaman yolculuğuyla ilgili diğer bir teorisi ise kara deliklerle ilgili. Dev kütleli bir kara delik zaman makinesi gibi davranabilir. Gemi kara deliğin etrafında dolaştıkça, geminin uzağındaki insanlar, zamanın sadece yarısını yaşarlar. Yani gemi kara deliği 5 yıl boyunca turladığında, Dünya’nın herhangi bir yerinde yaklaşık 10 yıl geçmiş ve dünyadaki herkes onlardan beş yıl daha fazla yaşlanmış olur.

 

Einstein’ın matematiksel denklemleri zamanın geri akabileceğini de gösterir. Madde evrenine göre zaman yolculuğu için 4. Boyuta ihtiyacımız vardır. Yani zaman boyutunda daha önce bulunduğumuz bir noktaya kestirme yollardan ulaşmamız gerekir. Ancak madde evreni 3 boyuta hâkimdir ve zaman boyutunu kapsamaz. Geçmişe yolculuk için daha derin boyutlara hâkim olmamız gerekir. Yani geçmişe yolculuk için evrimde çok daha farklı boyutlara ulaşılmış olunmalıdır.

Son olarak, J. Richard Gott’un kozmik iplikler fikrine göre evrende, evrenin tüm uzunluğu boyunca dizilmiş ve yoğun basınç altında kozmik iplikler bulunur ve bu iplikler yakınındaki bir nesneye çekim etkisi üretebilirler. Çekim etkisi zamanı büktüğü için, zaman yolculuğunda kullanılabilecekleri varsayılır. Bir uzay gemisi kendisini geçmişe göndermesi için kozmik iplik ve kara delik tarafından üretilen çekimi kullanarak bir zaman makinesine dönüştürülebilir. Ve hayal edilen olası tüm zaman makinelerinde olduğu gibi, makinenin yaratıldığı zamandaki noktadan daha uzağa geri gidemezsiniz. Ancak kozmik iplik teorisi güçlü bir teori değildir çünkü bu ipliklerin var olup olmadıkları ya da var olmaları durumda hangi formda olduklarıyla ilgili birçok şey hala öngörülememektedir.

Sonuç olarak zamanda yolculuk kısa süreli geleceğimizde düş olarak kalmaya devam edecek. Çünkü geçmişe yolculuk ancak insanoğlunun evrimde boyut atlamasıyla söz konusu olabilir. Geleceğe yolculuk daha olası görünse de ışık hızına ulaşmak için, kara deliklerde veya soluncan deliklerinde kolayca yolculuk yapabilmek için teknolojik evrimde ciddi bir boyut atlamamız gerekli. Eğer bir gün zamanda yolculuk mümkün olacaksa bu bilim ve teknoloji sayesinde olacaktır.

"Kara delikleri göz önünde tuttuğumuzda, belli ki Tanrı yalnızca zar atmakla kalmıyor, ayrıca gözleri kapalı oynuyor ve ara sıra da zarları görülemeyecek yerlere atıyor."  -
Stephen Hawking

03-03-2019
Melahat Ünal

Melahat Ünal

Bilim, Teknoloji, Evren

Yazdıklarım genel olarak temel bilimler, astronomi ve uzay bilimleriyle ilgili araştırmalar, teoriler ve yapılmakta olan projeler hakkında. Bu blogun yazılma amacı, benzer şeylere ilgili insanlarla düşüncelerimizi paylaşmak, yeni şeyler öğrenmek ve farklı bakış açıları kazanmak. Umarım okumaktan keyif alırsınız…

*Camelopardalis, Kutup Yıldızı’nın aşağısında, Büyük Ayı ile Cassiopeia arasındaki sönük yıldızlardan oluşan bir takımyıldızdır. Sönük bir takımyıldız olması, görülebilecek hiçbir şeye sahip olmadığı anlamına gelmez tıpkı sıradan bulduğumuz şeylerin hayatımızı değiştirebilecek potansiyele sahip olabileceği gibi…

melahatunal51@yandex.com