Zaman

A+ A-

       Son zamanlar da aklımdaki en büyük mesele ‘zaman’. Bu konu hakkında biraz araştırma yaparsan zaman için farklı tanımlar bulabililirsin. Burada felsefenin, biyolojinin yada fiziğin zaman tanımlarına bakmaktansa, zamanı kendime göre tanımlamaya çalışmayı tercih ederim.

 Zaman senin için nedir? Bir ömür, geçmiş, gelecek ya da şimdi midir? Her ne kadar benim için zamanın ‘şimdi’ den ibaret olduğunu söylesem de buna aykırı şekilde yaşadığım oluyor. Bir çok zaman geçmişte yaşarken buluyorum kendimi. Şöyle yaptım, böyle de olmuştu gibi… Birde gelecekte olmasını istediğim şeyler için bugünden fazlasıyla stresini yaşadığım oluyor, imkansızlarmış gibi.  Bu düşünceler aklıma geldiği an durdurmaya çalışıyorum. Geçmişte olmuş olan şeyler hakkında hala bu anı harcamak yazık değil midir? Yaşanmış olanlar çoktan bitti. Bunlar belki bana dersler verdi, belki çok güzel anılar olarak kaldı, belki de asla yaşamış olmayı dilemediğim şeylerdi. Peki onlara bağlı kalmanın bana bir faydası var mıdır? Ayrıca düşlerimin gerçekleşmemesi için hiçbir sebep yokken bu ihtimali düşünmek de zarardan başka bir şey getirmez.

Bazen de karşına çıkan insanların geçmişinde kalırsın. Bir insanı hayatına almak ne kadar senin elindeyse çıkarmak da sana bağlıdır. Eğer bir insanı hayatına almışsan ve bunu sürdürüyorsan nedendir onun geçmişinden kopamayışın? Ayrıca insanları geçmişlerine göre değerlendirmek de acımasızca değil midir? Onların da şimdilerine bakmalısın. Bundan dolayı oluşan önyargıların da kimseye hiçbir faydası yoktur. Görüceksin ki yargılardan kurtulmak nasıl da rahatlatacak seni. 

Birde gelecek var. Gerçekten gelecek mi bilmediğimiz bir zaman için bu anı harcarız. Planlar, çizelgeler, zaman yönetim teknikleri… Hepsi yaşayıp yaşayamayacağımızı bilmediğimiz bu zaman içindir. Acaba bu durum asla bir şey yapmamamız gerektiğini mi gösterir bize? Tabi ki de onu kastetmemiştim. Bu 'nasılsa öleceksem neden yaşayayım ki' gibi bir düşünceye çıkar. Geleceğin, hedeflerin peşinden tükenene kadar koşturmaktansa hayaline göre önceliklerini belirlemen ve günlerini ona göre yaşamanı tavsiye ederim.

Gelelim ‘şimdi’ ye. Hep yaşamak istediğimiz anlarımız, herkesin dilinde olan ‘anı yaşa’ meselesi. En keyiflisi, en hissettiğimiz, en bizimle olan ve en yaşayabildiğimizdir. Bunun farkına varmak kolay mıdır? Akışın içinde her ne kadar şimdileri unutsak ve şimdiyi yaşamak pek alışkanlığımız olmasa da bunu en güzel kendimize hatırlatarak yaşayabiliriz. Unutma şimdi ve burada olmalısın. Bakmak yetmez görmen lazım; duymak değil dinlemek lazım; tüm benliğinle o an orda olman lazım.

Hadi bu anı kaydedelim sana. Tam da şu an nasıl kokuyor burası? Nasıl bir tat var ağızında? Vücudun ne kadar gevşek, ne kadar sıcak/soğuk? Duyduğun bir ses var mı yada dinlediğin bir müzik? Hava nasıl? Nasıl bir yerdesin? Kimler var yanında? Birde sana küçük bir hatırlatma yapayım; bu yazıdasın, okudun, bitti. Aşağıda seni çok sevdiğim bir şiir bekliyor. Bu yazıda anlatmak istediğim şeyi umarım daha da hissedeceksin o şiirde.

Anlar 

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,

İkincisinde, daha çok hata yapardım.

Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.

Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,

Çok az şeyi

Ciddiyetle yapardım.

Temizlik sorun bile olmazdı asla.

Daha çok riske girerdim.

Seyahat ederdim daha fazla.

Daha çok güneş doğuşu izler,

Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.

Görmediğim bir çok yere giderdim.

Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.

Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.

Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.

Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.

Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.

Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.

Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,

Gitmeyen insanlardandım ben.

Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.

Eğer yeniden başlayabilseydim,

İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.

Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.

Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,

Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.

Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...

ÖLÜYORUM...

 

Arjantin-1985

 

Jorge Luis Borges

 

 

Sevgiler

Didem Akkaya

 


Kaynakça

https://unsplash.com/photos/eH_ftJYhaTY

17-02-2020
Didem Akkaya

Didem Akkaya

Öğrenci - Psikoloji

Ben Didem. :) Genellikle aklı karışık şekilde dolaşan bir insanım. Yazdığım zamanlarda ise karmaşadan bir süre kurtulabiliyorum. Aslında psikoloji öğrencisiyim ama burada her konudan yazmayı planlıyorum. Kendimden, hayatımdan, aklımdakilerden ve dünyadan bahsedeceğim. Yazılarıma dönüş yapmak isterseniz mail atabilirsiniz. Sevgiler.

didemaaa@hotmail.com