Yılbaşı

A+ A-

Söyleyemedim sana ben, sustum içimdeki ateşi; en çok orman yanan yeri. Hiç konuşmadım ben seninle günlerce. Kare masaya yuvarlak örtü örttüm, yine olmadı biliyor musun? Açık kaldı kenarları. Üşüttü.

Yine geldi yılbaşı ve ben yine noksan...

Nerede hata yaptığımı düşünüyorum. Israrcılığım mıydı acaba yanlış olan? O'nun bana "Biraz geri dur" deme şekli miydi? Neyin bedeliydi bu? Neyin sınavı?

Benim içim cehennem, dışım bahar. Sen bakma bana, ikiyüzlünün tekiyim.

Adım atıyorum, boşluğa varıyor sonu. Elimi uzatıyorum, yokluk. Gözümü çeviriyorum eksik. Us çok acayip bir şey, ardına bakmadan gidebiliyor. Beden kalıyor öyle kimsesiz. Ne bir anlam ne bir ifade içinde…

Yine geldi yılbaşı ve ben yine noksan. Çok tanıdık kokular. Hasret kokan odalar. Yine ışıklar… Hayat solda sıfır.  Yine bulanik görüşler ve o sıcak damla.

Yine yılbaşı ve ben artık noksan bir yıla girmek istemiyorum.


Kaynakça

Fotoğraf: Müge Nur Öğütcü

24-12-2019
Müge Nur Öğütcü

Müge Nur Öğütcü

Deneme/Şiir/Hikaye

Ben bu kazağı örmeye ilkokul yıllarımda başladım, yaklaşık 15 yıl oldu. Yeni şeyler öğrendikçe elimdeki ilmeklerle oynamak çok daha keyifli hale geldi. Farklı materyalleri, yöntemleri, renkleri hiç yadırgamadım. İçimdeki müziğe kulağımı tıkamadım. Emek verdim, hissettim, düşündüm ve anlatıyorum... Kimi zaman ördüğümü söktüm, başa döndüm. Kimi zaman eksik ördüm, daha çok çabaladım. Şimdiyse en büyük dileğim; bu kazağı giyebilmek. İnsanlar ne zaman ki benim adımı anıyorlarsa, dileğim gerçekleşmiş demektir. Sevgilerimle…

tmugeogutcu@gmail.com