Yıkım Çağında Yaşamak: Notre Dame Katedrali Yangını

Orta çağ mimarisinin en önemli eserlerinden ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Notre Dame Katedrali’nin alevler içinde kaldığı bir dönemde yaşamak sadece bana mı haksızlık gibi geliyor bilmiyorum.  Tarih boyunca birçok önemli olaya şahitlik etmiş olan bu yapı sadece Katoliklerin değil tüm insanlığın bir değeri olarak tanımlanıyor ve yüzyıllar boyunca korunabilmişken eserin tahribinin bu çağda olması bana sorumlu hissettiriyor. Bu başyapıtın çöküşü hakkında biraz konuşmak istiyorum.

Öncelikle Notre Dame Katedrali hakkında birkaç ansiklopedik bilgiden bahsedelim. Katedralin eski bir Roma tapınağının yerine yapıldığı biliniyor. Hristiyanların Meryem Ana ile özdeşleştirdiği bu kilise, kutsal emanetleri görmek ve adak adamak için uzaklardan gelen birçok insan tarafından ziyaret ediliyor. Tanrının dünyayı belli ölçülere göre yarattığına inanan Katolikler kiliseyi evrenin ölçeğine uyacak şekilde yapılandırarak tanrıya yakın hissetmeyi amaçlamışlar. Giriş kapısındaki figürlerde uzun gotik heykeller bulunuyor. Bu figürler muhtemelen geçmişte krallık ve kraliçelik yapan ruhani varlıkları temsil ediyor. Bu yüzden kilisenin girişi dünya ve ruhani evren arasında bir geçiş sağlıyor gibi.

Katedralin giriş kapısının önünde şehrin merkezi olarak kabul edilen ve Fransa’daki tüm şehirlerin uzaklıklarının buna göre hesaplandığı bir bölge var. Burası ‘’0 noktası’’ (Point Zéro) olarak adlandırılıyor.

Katedralin bugüne ulaşabilmesindeki en büyük katkı şüphesiz Fransız edebiyatının üstadlarından  Victor Hugo’nundur. 19.yy’ın başlarında Paris’teki şehir planlamacıları kilisenin eski ve bakımsız olmasını gerekçe göstererek yıkılmasını talep ettiler. Victor Hugo bu yıkıma karşı çıkan birisi olarak halkı bilinçlendirip dikkatlerini çekmek için ‘Notre Dame’ın Kamburu’ adlı bir kitap yazdı.  Bu eser halk tarafından katedralin yıkılmaması için bir kampanya başlatılmasına ve kilisenin düzeltilmesine büyük bir katkı sağladı. Halk, yüzyıllardır var olan bu değerli yapıyı korumak için uzunca bir mücadele verdi. Bugün yaşananlara bakınca insanlar, değerleri korumayı o yıllardan sonra bırakmış gibi.

 

Değerlere sahip çıkamamak bu çağın bir sorunu haline geldi. Hatta korumaya çalışırken zarar veren durumdayız. Restorasyon çalışmaları nedeniyle çıktığı düşünülen Notre Dame Kilisesi yangını bunun somut bir örneği olur nitelikte. İnsan elinden çıkıp birçok olay ve değerle beslenerek günümüze kadar ulaşan bu manevi servet maalesef yine insan eliyle büyük bir zarar gördü. 856 yıllık değerler birikiminin sekiz buçuk saatte kül olabileceğine tanık olduk üstelik dünya sanat gününde. Geçmişteki olayları ve duyguları taşıyan eserlerin bu denli zarar görmesi insana tüm tarihini kaybetmiş gibi hissettiriyor. Bu sanat eserlerinin etkisiyle tattığımız evrensel bir duygu. Bizim ulusumuza ait olmayan bir eser olmasına rağmen yapının durumunu sürekli takip ettim ve olayın görüntülerini izlerken çok etkilendim. Fransızların, katedrale bir ilahi olan ‘Ave Maria’ ile veda etmesi tüylerimi ürpetti. Böylesine bir kayıp için güzel bir hoşçakal deme şekli.


Fransa cumhurbaşkanı katedralin tahrip olan yerlerinin yeniden inşa edileceğine dair bir açıklama yaptı. Ayrıca birkaç iş insanı da yüklü miktarda bağışlarda bulunacaklarını duyurdu. Fakat günümüz elleriyle yapılan duvarlar katedralin eski havasını ve o yaşanmışlığı geri getirebilir mi bilemem. Belki de hiç düzeltilmemeli ve gelecek nesiller bu yangını dökük katedrali görerek hatırlamalı. Bana sorarsanız kitaplarda yazanı düzeltmeye çalışmak tarihe bir saygısızlıktır. Yıkımları onarmak onları aslında olmadıkları şeylere dönüştürür.

Bir değer mirası kül oldu ve biz sadece arkasından bakakaldık. Umarım yeniden yapılanma sonucu Notre Dame Katedrali eski görkeminden uzaklaşmaz ve böyle bir olay bir kez daha yaşanmaz.

 

 

Selen TATAR

 

 


Kaynakça

www.wikizero.biz/index.phpq=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvTm90cmVfRGFtZV9LYXRlZHJhbGk

19-04-2019
Selen Tatar

Selen Tatar

Psikoloji Bölümü Öğrencisi

1997’de Mersin’de doğdum. Çankaya Üniversitesi Psikoloji bölümü öğrencisiyim. Dünyaya ait olmaya çalışmakla kendi dünyamı kurmak arasında bir yerdeyim. Kanatları olmayan ve zaman aşımına uğramış biriyim. Bir de nohut sevmem.

selentatar23@gmail.com