Yazmak Üzerine Yazmak

A+ A-
Romanlar yazmadım. Sadece kendim için yazdım. Yazabildiğimi çok kıymetli bir arkadaşım sayesinde keşfettim. 15 yaşına Bitlis’te girmiştim. Canım Nesibe’m oraya kadar getirmişti hediyesini. Tertemiz bir defterdi. Ne yazsam bu deftere diye çok düşündüm. Günlük tutmayı sevmezdim, zaten hiç benlik değildir öyle günü gününe yapılan şeyler. Bende dedim ki bu defter anlık olsun. Yaşadığım en unutulmaz ya da bir türlü unutamadığım anları yazayım bu deftere. Öyle de oldu. Nesibe kadar olmasın ama en iyi arkadaşım oldu defterim. Birlikte çok güldük, ağladık, düşündük, planladık, karaladık… Sonra bir dergide şimdi de bloğumda yazıyorum. Ne yazarsan yaz, okuyucun olsun ya da olmasın sadece yaz. Böyle yaz dediğime bakma, yazmak her zaman kolay olmuyor. Bazen yazmaya çalışırken bir türlü bırakamıyorum aklımdakileri. Vücudumu çok gergin hissediyorum. Sanki tüm kaslarım kaskatı kesilmiş gibi. Sende de oluyor mu? Bazı zamanlarsa içimde öyle bir enerji! Sanki bir yerlere ışınlanacağım. Tamam diyorum yazmam lazım, haydi! Bu iki durumun sonucu da yazamamaya gidiyor. Çok tuhaf, kelimelerle tanımlayamadığım hallerim. Nedir orda yazmamı engelleyen? Bu durumu biraz terapi odasındaki hallerime benzettim. Terapide de yüzleşirim, yazarken de. İkisinde de kendime çok şey itiraf ederim. Belki de bundandır yazamayışım. İkisi de bize görmek istemediklerimizi gösterir. Yazmak için sıkıntı çektiğim bir diğer konu da çaresiz olduğum konularda yazmaktır. Mesela bundan önceki dergide yayımlanan yazım cinsiyet psikolojisi ile ilgiliydi. Öyle şeyler okudum ki! Sadece bağırmak istedim yazımda, sayfalara, insanlara, tüm evrene.  Sonrasında kendimi toparlayıp yazdım tabii ama zor oldu. Yazmak işte böyle içinde her şeyden biraz var. Şimdi yazıyorum saat 23.51. Kim bilir diğerleri neler yapıyor. Benim fondaki piyanom, karşımda Ankara, masamda kitaplar, bana göz kırpan sıcacık yatağım, 10 yıldır beni hiçbir gece yalnız bırakmamış olan ayıcığım, sevgili dostlarım kaktüsler, hepsinde güzel anılar olan fotoğraflarım. Dünyanın bütün karmaşasını, yorgunluğu, gürültüsünü dışarıda bıraktım. Bütün sessizlikle huzuru hissediyorum içimde. Bu huzur öyle ki çok soğuktan sıcacık eve girmek gibi bir huzur, sarılmak gibi, denizi seyretmek gibi, sokaktaki müzisyenin en sevdiğim parçayı çalması gibi... Sana da tavsiye ederim bu hissi tatmayı ve teşekkür ederim tüm yazımda hislerime ortak olduğun için.   Sevgiler

Didem Akkaya


Kaynakça

https://www.pexels.com/search

07-10-2019
Didem Akkaya

Didem Akkaya

Öğrenci - Psikoloji

Ben Didem. :) Genellikle aklı karışık şekilde dolaşan bir insanım. Yazdığım zamanlarda ise karmaşadan bir süre kurtulabiliyorum. Aslında psikoloji öğrencisiyim ama burada her konudan yazmayı planlıyorum. Kendimden, hayatımdan, aklımdakilerden ve dünyadan bahsedeceğim. Yazılarıma dönüş yapmak isterseniz mail atabilirsiniz. Sevgiler.

didemaaa@hotmail.com