Yaşayalım Dostlar: Bugün Bayram!

A+ A-

Hep vardır ya dostlar, “madem geldik şu dünyaya yaşayalım da yaşayalım” diye bir anlayışımız… Bu anlayış uğrunda istek ve arzularımız, beklenti ve dileklerimiz, hayal ve ümitlerimiz, biri dinmeden diğeri vuku bulan heveslerimiz… Vardır da vardır.

Oturacağımız ev güzel olsun dileriz, böyle geniş olsun ferahlık versin isteriz. Kullanacağımız telefon kaliteli olsun; öyle bir kaliteli olsun ki harikulade fotoğraflar çeksin, deriz. Evleneceğimiz kişinin mesela iyi bir insan olmasını dileriz ama aynı zamanda iyi de bir geliri olsun isteriz. Eee tabi bir de bunların yanı sıra bu meçhul kişi yakışıklı yahut güzel olsun diye de istemeye devam ederiz.

İsteriz ve hatta bazen iyi ve çok olanın ötesine geçer isteklerimiz. Hani bunlar bile yetmez; “en”lerin insanı olmayı dileriz. En güzel olmayı isteriz, en zengin olmayı, en yüksek puanı almayı, en iyi konumda bulunmayı… Bitmez efendim bitmez; en güzel gelinlik, en iyi araba, en güzel ayakkabı, en güzel kalem… En iyi, en güzel, en dayanıklı, en çok, en büyük bizim olsun isteriz.

Tüketim çağı dedikleri bu ya dostlarım; tükettikçe en’leri yaşıyor zannederiz. Kapılır da gideriz en’lerin deryasına; bizi en’ler kuşatsın isteriz. Ancak ne var ki efendim, tüm bu en’ler birleşse bile inandıramaz bizleri, yaşadığımıza.

Ruhu doyurmayan, yüreği genişletmeyen, gönülleri doldurmayan, kalbi güzelleştirmeyen, içimizi iyileştirmeyen tüm istek ve arzular, beklenti ve dilekler, hayal ve ümitler ve nihayet hevesler bizi yaşadığımız konusunda tatmin etmez, edemez dostlarım. Zira biz insanız.

En güzel gelinlikten daha ziyade aşka ihtiyacı vardır biz insanların, en kaliteli telefondan daha ziyade sevgiye, en geniş evden daha ziyade huzura, maddi dünyaya ait heveslerden daha ziyade içsel saadete ihtiyacı vardır biz insanların.

Bir çocuğun sevincine sebep olmak, bir köpeğin karnını doyurmak, bir insanın tebessümü olmak bazen ihtiyacımız olan tüm en’lerin ötesine geçer. Kimi zaman hiç tanımadığımız bir yaşlıya selam vermek, öylece duran bir insana güzel bir söz söylemek, derdine derman olamasak bile bir insanla hemhal olmak, hüzünlü duran bir kişinin yanında öylece saatlerce beklemek, yürüyüş doğrultumuzda yuvalarına giden karıncaları fark ettiğimiz an, az da olsa yönümüzü değiştirmektir belki de biz insanların asıl ihtiyacı.

Biz insanların belki de en büyük ihtiyacı ona hayırla ermeyi dilenen, onun için hazırlanılan, ona başarıyla ulaşılan bayramlardır. Evet evet adı ne olursa olsun, bize bizi hatırlatan, bizi daha güzel kılan, ben dünyasından biz dünyasına geçmeye imkân tanıyan bayramlardır ihtiyacımız olan.

Bayramlar şifa olsun bizlere, bizde imkân sağlayalım başkalarının bayramına. İhtiyacı olup da isteyemeyen ama beklemekten de vazgeçemeyen insanların da bayramlarını biz başlatalım. Gerisi nedir, ne olmaz bilinmez ama anahtar varken o kapıyı biz bir açalım. Açalım dostlarım, açtığımız kapılarda bayram yaşatalım insanlara. Kimi belki bir miktar para, kimi belki bir dua, kimi belki bir hoş sada bekleyen insanların bayramlarını da biz başlatalım.

Yaşayalım dostlarım en’leri de yaşayalım ama insan olmaktan gelen tüm ihtiyaçlarımızı gidermek adına yaşayalım hüznün, kaybetmenin, terk edilmenin, yenilmenin güzelliğini de alarak sevincin, kazanmanın, çoğalmanın, galibiyetin güzelliğiyle taçlandıralım bayramları. Öyle bir yaşayalım ki başkalarının bayramlarına da katkı sağlayalım.

Bayramlarda yokluğu daha da görünürlük kazanan, aramızdan ayrılmış olan tüm sevdiklerimizin eksikliğine rağmen, insan onuruna yakışır bayramlar yaşamak dileğiyle. O “aramızdan ayrılan sevdiklerimiz bizleri görüyor ve yaptıklarımıza şahitlik ediyor” şeklindeki inancımızla bayramları onların adına da yaşatalım. Yaşayalım dostlar, bugün bayram!


Kaynakça

https://unsplash.com/photos/irRhPKPqP9Y 

13-05-2021
Leyla Korkmaz

Leyla Korkmaz

Uzman Sosyolog

Lisans ve yüksek lisans eğitimini ve öğretimini Erciyes Üniversitesi’nde Sosyoloji Bölümü üzerine tamamlamıştır. Bu nedenle Kayseri ile derinden bir gönül bağı vardır. Şu an doktora eğitimine ve öğretimine Hacettepe Üniversitesi’nde yine Sosyoloji Bölümü’yle devam ederken aynı zamanda Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nde Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisidir. Okumayı, yazmayı, yaşamayı, hayat mücadelesini hakkıyla vermeyi sever; bu nedenle yaşamı bir yük gibi sırtlanmak yerine, onu bir lütuf gibi görür ve ona sıkı sıkı sarılır. Belki de bu yüzden bu hayatta hiç kimse ya da hiçbir şey ile bir küslüğü yoktur. Sonra bu hayatta “benim” dediği ne varsa bunların tümünü yazdıklarıyla elde ettiğini düşünür. Sadece sahip olduklarını değil sahip olacağı ne varsa yine yazarak elde edeceğine inanır. Aslına bakılırsa deli bir cesareti, çalışma azmi ve sonsuz bir inancından başka benim dediği bir şeyi de yoktur. Sitede yayımlanan ilk yazısı olan Beklemek yahut Çürümek yazısının son paragrafında okuyucusuna şöyle seslenir: Sizlerle tanışmak için daha fazla beklemek istemeyen ben; tüm beklemelerin güzel bir anlam kazanması dileğiyle ve “beklemenin kendisiyle” güzel bir başlangıç yapmak istedim; merhaba sevgili okur, merhaba.

k.leyla169@gmail.com

leylakorkmaz_

leylakrkmz_

ankara psikolog