Virüs mü Daha Ölümcüldür, Irkçılık mı?

A+ A-

Pandemi döneminde insanlar başlarına gelebilecek en kötü şeyin virüse yakalanmak olacağını düşünür fakat dünya hali hazırda oldukça yıkıcı olan ve geçmişteki etkisini devam ettiren tehlikeleri barındırmaya devam etmektedir. Tarih boyunca virüsler, ilaç ya da aşı ile tedavi edilebilmiş ancak ırkçılığa ve şiddete hiçbir formül bulunamamıştır. ABD’nin Minneapolis kentinde, bir polis memurunun George Floyd isimli Afroamerikan bir vatandaşı kelepçeli şekilde yüzüstü yatırarak boyun bölgesine diziyle yaklaşık yedi dakika boyunca bastırarak öldürmesi, halkın ırkçılık sorunu karşısında ayaklanmasına sebep oldu. Floyd dakikalarca ‘'nefes alamıyorum’’ diye can çekişirken, çevredeki polisler onun hayatını kurtarmak yerine olayı kameraya kaydetmekle yetindi.
  


Bu olay sonrasında halk, pandemi sürecinde olunmasına ve sosyal mesafeyi korumaları gerekmesine rağmen sokağa dökülerek yaşananları protesto etmeye başladı. Zorlu pandemi sürecinde, halkın bu olaya ayaklanmasını psikolojik olarak kaybedecek bir şeye sahip olmadıkları fikrinden kaynaklandığını düşünüyorum. Virüs kaparak hayatlarını kaybetme ihtimallerinin yanı sıra, ırkçı şiddet karşısında da ölüm riskine sahip olduklarını hatırlayacak olaylar yaşamaları ve bu riskin virüs gibi geçici olmadığını bilmeleri, karantina şartlarında azalmış tahammül seviyeleri ile birleşerek bir isyan başlattı. İnsanlar protestolara devam ederek, ırkçılığı virüsten daha ölümcül bulduklarını oldukça güçlü bir şekilde gösteriyorlar.


(Eylemcilere karşı diz çöken bir Ulusal Muhafız)

Eylemleri durdurmakla görevli olan polis memurları ise bazen eyleme kendi tarzlarıyla destek vermeye başladı, polisler kalkanlarını indirerek protestoları engellemeye çalışmadı. Ulusal muhafızlar, ırkçılık karşıtı yapılan protestolarda eylemcilere karşı diz çöktü. Protestoların oldukça ‘’insani’’ bir amaç doğrultusunda yapıldığını gösteren gelişmelerden biri de eylem sahnesindeki iki tarafın aynı doğruda buluşabilmesidir.


ABD’de büyümeye devam eden eylemler, siyahi nüfusun fazla olduğu Fransa’ya da sıçradı. Paris’te virüs kaynaklı toplanma yasağına rağmen yirmi bin kişi, ırkçılık ve polis şiddetini protesto etti. Fransa’da da 2016 yılında Adama Traore isimli bir vatandaş, George Floyd gibi polis şiddeti ile hayatını kaybetmişti. Mücadelenin Amerika dışına çıkması, ırkçılığın global bir problem olduğunun ve hala aşılamadığının kanıtıdır.


Birçok siyasetçi ve sanatçı bu konu hakkında açıklama yaptı. Siyasiler alışılagelen cümlelerle bu ırkçılığın bitmesi gerektiğini söylediler fakat nasıl bitirebileceklerine dair bir fikir sunmadılar. Sanatçıların çoğu ise eylemcilerin tarafında yer alarak ırkçılık sorununa tepki gösterdi. ABD’de başkanının elinde İncil ile Beyaz Saray’dan, St. John Episkopal Kilisesi’ne yürümesi din insanlarının ve halkın tepkisini çekti. Tarih boyunca dinin bu gibi durumları durdurmak için kullanıldığı birçok olay yaşandı. İnançlar çoğu zaman bir manipüle aracı ve isyan inhibitörü olarak kullanıldı. Hatta bazı siyasiler, din yoluyla otorite kurarak güç kazandılar. ABD başkanının inanç itemleri ile gösterdiği tepki, Hitler’in İncil'i araç olarak kullanma motivasyonuna benzetilebilir. Bu açıdan eline kutsal kitap alan siyasetçilerin daima korku saldığı söylenebilir. Siyasette -hangi amaçla olursa olsun- dinin aksesuar haline getirilmesi, oldukça kışkırtıcı ve manipüle edicidir. Özellikle ABD’de gibi birçok inançtan vatandaşa sahip olan ülkeler için, dinin şovenistçe sergilenmesi de ırkçılık gibi ayrımcılığın başka bir türüdür ve her ayrımcılık gibi din ayrımcılığı da bölücü ve ölümcüldür. 






Dünya’da gittikçe yayılan ve pandemi şartlarına rağmen devam eden protestolar, özellikle siyahi nüfusun fazla olduğu ülkelerde daha da artacak gibi görünüyor. Sosyal medyada, çağımızda hala ırkçı ve ayrımcı davranışların protesto edilmesine duyulan ihtiyaca karşı şiddetli bir öfke var. Bu durum insanların gözünü karartarak virüs şartlarında dahi birleşip tepki göstermelerine neden oluyor. Virüsün hayatımıza girmesiyle birlikte insanların ölüm üzerine çok kafa yormalarının, yaşamın kıymeti konusunda hassaslaşmalarının ve özellikle bundan sonraki hayatlarını özgürce yaşayabilme arzularının olaylara şiddetli bir ivme kazandırdığını düşünüyorum.

Eylemlerin dünyada güçlü ve hızlı bir şekilde yayılması durumda, bunun global bir sorun olan pandemiye ne gibi etkisi olacağını merak ediyorum. Eylemlerin kazanımları, virüsün süreci ve bu süreçle beraber gelen teknolojik gelişmelerle beraber dünyamız çağ değiştirecek, sosyal hayatta ve insan alışkanlıklarında köklü değişikliklere neden olacak gibi görünüyor. 

https://www.youtube.com/watch?v=3s91eXj36Ec

Kaynakça

https://www.bbc.com/news/topics/cv7wlylxzg1t/george-floyd-death

https://time.com/5846981/paris-protests-george-floyd-global/

https://www.abc.net.au/religion/how-should-christians-respond-to-black-lives-matter/11173976

https://tr.pinterest.com/pin/335447872244613976/

03-06-2020