Varoluşum’un İpuçları

Tanıtım yazısı başlangıcından ‘’merhaba’’ diyorum. Ancak öncelikle şunu belirtmem gerekir ki, bu tanıtım yazısı rastladığımız ‘’klasik’’ tanıtım yazılarından olmayacak. Öyle ki sanırım önce bu kararımın nedenini açıklamakla başlamalıyım.

‘’Klasik’’ tanıtımlar olarak bahsettiğim; bir tanıtım esnasında bahsi geçen/sıralanan ad soyad, yaşanılan yer, yaş, eğitim görülen okul, bedeni özellikler gibi maddi yaşam içinde bir insanı bir diğerinden ayırt etmek amacıyla kullanılan çeşitli olgular bir ‘’kişi’’yi o kişi yapan nitelikler değil, yalnızca yüzeysel damgalardır ve esasında biz her ne kadar ‘’kişi’’ye dair son derece donanımlı bir bilgi edindiğimizi düşünsek de bu tümüyle bir yanılgıdır, yüzeysellikle kalıştır. Bu damgaların dil ile aktarımı aslında daha derinden olaya baktığımızda kişi adına, kişinin benliği adına, ‘’gerçekte’’ kim olduğu adına hiçbir tanıtımda bulunmaz. Kişi yaşadığı yerin, kaç yıl yaşadığının, adının soyadının bir toplamı değil; daha derinden baktığımızda kim/ne olduğunu görebileceğimiz bir ‘’varoluş’’tur. İnsan önce bir varoluştur, var olur o önce ve tüm bu sıfatlar onun bir varoluş olmadan öncesinde hiçbir anlam taşımazlar. Hatta daha keskin söyleyecek olursam, onun bir varoluş olması tüm bu sıfatların da olabilmesi için bir ön koşuldur.

Bu benim ilk nedenim ve kararımın kaynağını oluşturur. Ve bu kaynakla bağıntılı ikinci nedenim ise şudur: Ben tüm bu sıfatlardan; bir vatandaşlık belgesi olarak kimlik bilgilerim, yaşadığım şehir, yaşım, bedenimden bağımsız olarak tüm bunlara parantez açabilmiş bir halde önce varoluşumla bilinmek isterim. Önce; varoluşumun neticesinde bu zamana dek kurmuş olduğum, kurmaya/dönüştürmeye devam edeceğim özüm/benliğim/’’ben’’in içerisinde o beni kuran olgularla, bu olguların bir sonucu olan yaptığım işle tanışımlanmak istiyorum. Yani ben; kendimi maddi yaşamın damgalarından sıyrılmış/parantez açılmış bir benlik olarak ortaya koymak istiyorum. Gizliliğimin öncelik besin kaynakları bu düşüncelerdir. Ne bir ün ne bir şöhret kaygısı gütmeden, bir güdüye ‘’köle’’ olmadan, çeşitli şekillerde belki bir uyanış belki bir "düşünmek" yaratma umutsuz amacıyla buradayım. Umutsuzluğumun nedenine daha sonralarda açıklık getireceğim. İşte bu da başka bir kaynak düşüncedir. Kaldı ki yaşamımı, yaşamımı anlatmadan düşüncelerimden de çıkarsayabilirsiniz çünkü düşünceler/düşünmek bana göre ‘’yaşam’’ ile iç içe geçmesi gereken olgulardır. Yaşamım düşünceler/bilgi, düşünceler/bilgi de yaşamım.

Bu bilgileri verdikten sonra, bu bilgileri vermenin bana verdiği yetkiye dayanarak birkaç ufak düşünce başlıklarını/kavramları/metaforları aktarmakla varoluşum hakkında ipucu vermeye başlayabilirim. Bu noktada şuna da değinmem gerektiğini düşünüyorum ki; yazacak olduklarım ‘’ben’’e dair ipuçlarıdır ancak. Aynı algı düzeyinde olmayışımız ve bir insanı/varoluşu olduğu gibi/ne ise o şekilde algılamanın mümkünatının kendiliği dışında hiçbir varoluşta bulunmamasından gelir bu. İpuçları ve yansımalar kadarıyla çıkarsamalar yapılır, bu çıkarsamalar ise kimi zaman doğru kimi zaman yanlış noktalarda dururlar. O halde ipuçlarına geçelim:

 

Derinlerden yansıyan ilk kavramım

‘’Anka/Ouroboros’’

Bu hem fiziksel hem mental ölüm ve yeniden doğuşlarımın şimdiye kadarki en güzel ifadesi olduğuna karar verdiğim kavramdır. Ve dolayısıyla bir diğeri de bu metaforlarla bağıntılı olarak, ‘’Dönüşüm’’ Yaşamın ölüme, ölümün tekrar yaşama geçişi bir dönüşümle, dönüşüm esnasında gerektiğinde mevcut olanın yıkılıp yerine yeni bir yapının inşa edilişi ile olanaklıdır çünkü. ‘’Öldüğümü anladığım her an içinden çıkabileceğim bir yumurta buldum, yeniden dünyaya geldim.’’ Dönüşüm bu noktadan yaşama/yaşamımın içine saçılan bir kavramdır ya da ben bu metaforu yaşamımı dışarıya doğru saçabilmem adına uygun bir araç olarak seçtim. Gerçeği yalnızca ben biliyorum. Bu kavramlara yazmakta olacaklarımın çok fazla yerinde karşılaşacağınız anlamına mı geliyor bunlar peki? Evet. Keza üzerinde peşinen durmamın nedeni de bu aslında, tekrar eden bir plaktan ayrılığımı kavramların merkezi olduğunu belirterek ortaya koyuyorum.

 

‘’Başkaldırı’’

Asilik, çürümüş, kalıplaşmış, dayatılmış, erimek etkisi yaratan, köle olunmuş birçok olgunun karşısına dikilebilmek veyahut mücadele. Sıradan, tekdüzeleşmiş, manipüle edilmiş, uyuşturulmuş, sınırlandırılmış, kategorize edilmiş, özü olabilirlikler bütünü olan ne yönde açmayı seçersen o yönde açılacak olan, ‘’öyle’’ olmuşken ‘’böyle’’ de olabilecek olan olabilirliklerin, olabilirliklerinden kopartılmış ve etrafı sınırlarla örülmüş bakış açılarına/olgulara/yaşama karşı bir mücadeleyi ve bu dayatılmış mekanizme uyumsuzluğun ifadesi olarak.

Ve bağıntılı olarak ‘’Özgürlük’’ başkaldırışımın da dayanağında olan büyük bir tutku, bir amaç. Benliğimin özgürlüğü. Özgürlüğüne ulaşmak için tutku içinde yanmakta, küllerinden yeniden ve yeniden doğmakta olan benliğimin bir ideali. Kavramın dile getirilişinde titreşen tınıların dahi bedenimde akmakta olan tutkuyu, tutkunun dokunuşunu hissetmeme neden olan o muhteşem tarifsiz ideal.

Ve ‘’Tutku’’

Sona bıraktığım fakat her bahsi geçen kavramın/metaforun da temelinde olan/dayanağı olan, her kavram/metaforla kendini tekrar tekrar ve tekrar açımlayan kavram/metafor. Tutku. Ölüm tutkusu, yeniden doğuşun tutkusu, dönüşüm tutkusu, özgürlük tutkusu, başkaldırı tutkusu. Kavramların temelinde, kavramlara zemin hazırlayan tutku. Yaşamın, eylemlerin, seçimlerin yapılıyor/yaşanıyor olmasını anlatır. Buraya sızacak her düşüncenin, düşünme tutkusunun bir ürünü olduğunu anlatır bu. Yaşam bilgiyle, bilgi yaşamla/felsefeyle iç içe geçtiyse bunun bilgi tutkusunun felsefe tutkusuyla harmanlanmış bir sonuç olduğunu anlatır. Kavramların içerisinden dışarıya doğru açımlanan, tarifi için sözcükleri yetersiz ve sınırlayıcı bulduğum bir ‘’şey’’. Bazen kavram demenin dahi ‘’tutku’’nun içindeki büyülü, tutkulu hissin sınırlayıcısı olacağını düşündüğüm ‘’şey’’. Kendisinin içinden bulduğunun da tutkulu bir ‘’şey’’ olduğu, her olan ve olası olanağa rağmen güçlü(kişisel güç) olma tutkusu, güçlü olma tutkusu temeli üzerinde yükselen mücadele tutkusuna sahip olmanın da temelinde olan yaşamın kendisiyle çoktan karışmış, harmanlanmış; ‘’yaşama tutkusu’’

13-06-2018
Gizem Köseoğlu

Pluto's Jupiter

Gizem Köseoğlu

Pluto's Jupiter

Varoluş'un Senfonisi

Gizem/Felsefe/Anka/Dönüşüm​/Başkaldırı/Özgürlük/Tutku

gizemkoseoglu@medyacuvali.com