Uluslararasıcılık

Nedir bu Uluslararasıcılık ? Sözlükteki anlamı;

1. Ulusçuluğa karşı olan, ulusların toplumsal sınıflarını kaynaştırmayı amaçlayan siyasal akım

2. Ekonomik ve siyasal sorunların birçok devlet çerçevesinde incelenmesini öne süren öğreti.

Bla bla.. Bunları boşverin şimdi . Biz çok farklı bir şekilde ele alacağız bu minnoş söylemi. Farklı milletlerden birkaç arkadaşımdan bahsedeceğim sizlere . Yaş , eğitim durumu , milliyet  gibi parametrelerden sosyokültürel – sosyoekonomik çıkarımlar yapacağız en sonunda . Davulun sesi uzaktan geldiği kadar hoş mudur bakalım bakalım.

Lorenzo A. T.

23
yaşında bir İtalyan erkeği Lorenzo. Trieste ’de bir üniversitede Uluslararası İlişkiler son sınıf öğrencisi . Ailesiyle yaşıyor. Bir ikiz kardeşi var otizmli. Lorenzo onun her ihtiyacında yanında. Anneleri Fransız olduğu için ,  Fransızcası çok iyi . 1 yıldır da kendi çabalarıyla Türkçe ve Rusça öğrenmiş . Rusçasını bilmem ama Türkçesi hiç fena değil . Türkçe konuşmayı o kadar çok seviyor ki İtalyan arkadaşlarına da birkaç kelime öğretmiş  ve arkadaşları arasında ‘Türk ‘diye anılıyormuş . Ayrıca Atatürk ü de çok seviyor.  Geçtiğimiz  haftasonu ailesiyle birlikte, Perugia’da yaşayan 90 yaşındaki Alzheimer hastası dedesini ziyarete gittiler. Babaannesinin onlara hoşgeldiniz süprizi enfes bir Ravioli olmuş. Marifet konusunda babaannesine çekmiş olmalı ki Lorenzo mutfakta da çok yetenekli. Kendisinden harika bir Quiche Lorraine tarifi aldım.

Franc J.

Madrid ’de yaşayan Franc ,  32 yaşında. Tanıdığım diğer İspanyollar gibi son derece sıcakkanlı olsa da şu sıralar zor günler geçirdiğinden pek tadı tuzu yok  . 4 gün önce annesini kaybetti maalesef. Çarşamba günü vefat eden annesinin ölüm sebebiyle , iş yerinden haftasonuna kadar izin alabilmiş . 'Pazartesi nasıl iş başı yapacağım?’ diye kara kara düşünüyor . Bu arada kendisi Ekonomi bölümünde yüksek lisans öğrencisi ve özel bir şirkette stajyer olarak çalışıyor. İşsizliğin %16 larda seyrettiği İspanya’da ekonomi alanında iş bulması çok zor olduğu için bu staj programına devam etmesi gerektiğini üzülerek belirtti . Ayrıca annesinden kendisine miras kalan köpeği Lola ‘ ya bakacak zamanı olmadığı için Lola ‘ yı sahiplendirmesi de gerek . Manevi desteğimi esirgemeyerek bir parça da olsa yarasına merhem olabilmişim ki Franc’in iki lafından birisi teşekkür etmek oluyor . Umarım kısa sürede toparlar.

 

Loubna A.
 
Fas’ın Kazablanka şehrinde yaşayan Loubna 19 yaşında bir Grafik ve İç Mekan Tasarım öğrencisi . Ülkesinde yayımlanan Türk dizilerinden bir hayli etkilenmiş .  Türkçe öğrenmek istiyor.


Julien P.


25 yaşındaki Julien Paris’te yaşıyor ama kafayı 'İstanbul’da yaşamaya' takmış. İstanbul’un adını duyunca bile heyecanlanan bu deli Fransız , erinmemiş bir de Türkçe öğrenmiş. Anadili Fransızcasıyla , yarım Türkçesiyle İstanbul’da iş arıyor. Bulur bulmaz gelecek. Bu azimle İstanbul’a yerleşmesi çok sürmez gibi gözüküyor. 

 

Laurent R.

Fransa’nın en güzel şehirlerinden Strasbourg’da yaşayan Laurent 31 yaşında ve küçük bir elektronik dükkanı işletiyor. Laurent ne Arap ne de siyahi. Safkan bir Fransız . Buna rağmen 11 yıl önce İslam’ı seçmiş ,  Arapça okumayı öğrenmiş ve 2 kez Mekke’ye gitmiş . Küçük kardeşi de ondan etkilenip Müslüman olmuş. Laurent’ la Fransızca konuşmalarımızın ortasında inşallah maşallahlar havada uçuşuyor .


Eric D.

O, 25 yaşında bir Brezilyalı . Akciğer Yetmezliği ile mücadele eden babasına bakıyor şu sıralar . Zor gelen hayatı kendince kolaylaştırma yöntemi ise gitar çalmak. Müzik onun için nefes almak gibi bir şeymiş dediğine göre . Şu sıralar Brezilya’da Rio Karnavalı zamanı . Kendisi her ne kadar Rio de Janeiro ‘ da yaşasa da karnavallardan hiç hoşlanmadığını söylemesi de ayrı bir nüans .

 

Chris C.

Bu çocuğun hayatı beni çok cezbediyor ! Chris 25 yaşında İtalya’nın Monopoli şehrinde yaşayan bir doktora öğrencisi. Doktorasını 19 . yüzyıl tarihi üstüne yapıyor. Lisede latince derslerine giriyor ayrıca . Geçen hafta öğrencilerine Romalı şair Ovidius’u anlatmış . (Pek ilgilerini çekmemiş olsa da) Bazen arşiv taramak için kocaman büyütecini de yanına alıp şehir değiştiriyor . Palermo Üniversitesi ’nde Biyoetik üstüne çalışan bir de kız arkadaşı var. Yani çok zeki bir çift bunlar . Ama köpeklerinin daha zeki olduğu konusunda ısrarcı. 'Ne de olsa biz onun kölesiyiz' diyor . Okuldan arta kalan zamanlarda voleybol hakemliği yapmayı ve gitar çalmayı da ihmal etmiyormuş . Chris’le biraz akademik sistem hakkında konuştuk. İtalya ‘da lisans sonrası direkt doktoranın kolaylığı ve her doktora öğrencisinin bir nevi okulun kadrolu elemanı olması gerçekten göz yaşartıcı . Darısı bizim ülkeye .!


Agustino K.

Agustino 24 yaşında bir Endonezyalı . 2017 Haziran’da Erciyes Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olduktan sonra ülkesine dönmüş . Hala iş arayan Agustino en çok Kayseri mantısını özlüyormuş .


Ve Sonuç ;

Farklı milletlerden insanlarla iletişim kurmak benim hayatımın çok önemli bir parçası. Bu iletişimler sayesinde; Kulaktan dolma kirli bilgilerim temizleniyor, başka diyarlarda başka hayatlar, başka sistemler öğreniyorum ve zamanım verimli geçiyor . Yukarıda anlattığım vaka örneklerini çoğaltabiliriz  . Çoğalttıkça farklı çıkarımlar da yapabiliriz . Bu çıkarımlar kişiden kişiye değişecektir elbette  . Ama şu kadarıyla elde edeceğimiz sonuçları toparlayacak olursak ;

-        Görüldüğü gibi Türkiye , dili öğrenilen , ilgi çeken bir ülke. 'Yabancılar bizi deveye biniyor , burkayla geziyoruz sanıyorlar'  hurafesi artık rafa kalktı. Çoğu insan ülkemiz hakkında fikir sahibi. Hatta bazısı bizim tarihimizle bizlerden de çok ilgili.

-        İnsanların ilgisinin artmasında Türk dizilerinin ve sosyal medyanın rolü  büyük . Sosyal medya denince uluslararası etkileşimde olan her bireyin bu ülkenin tanıtımında payı olduğu bir gerçek. 'Ülkemizi ne kadar iyi temsil ediyoruz ? ' sorgulamakta fayda var.

-        İşsizlik hala Avrupa’da en büyük sorunlardan biri . İnsanlar genellikle haftada 6 gün 45 saatten fazla çalışıyorlar. Yani Avrupa altın tepside sunulan gül suyu değil maalesef.

-        Sadece İtalya örneğini verdim ama Avrupa genelinde akademide işler ‘zorlaştırma ’ değil de ‘kolaylaştırma ’ yönünde işliyor. Belki de beyinleri göç ettirmemenin en iyi yolu budur. Zira akademik hayat zaten yeterince zor . ( Son zamanlarda güzel çalışmalar yapılıyor ama sayıları kısa sürede geometrik şekilde artmalı )

-        Hobi çok önemli arkadaşlar . Biz burada birbirimize 'işin ne ?' diye sorar bırakırız ,  onların ikinci sorusu ‘’Hobilerin neler ?’’ demek oluyor. Akademisyen, öğrenci , tüccar demeden herkes zevk aldığı bir alanla uğraşıyor .

-        Ve hayvanlar.. Sokak kedisi , köpeği diye kavramlar yok malum AB’de. Ölen insanların evcil hayvanları da sokağa atılmıyor. Sahiplendiriliyor. İnsanlar kediyle köpekle daha çok temas halinde . Hemen herkesin bir evcil hayvanı var.

 

 

22-02-2018